21 Ocak 2007’de gerçekleşen erken meclis seçimleri ardından, Sırbistan belirsizlik yoluna girdi. Önceki seçimlerin tekrarı gibi, Sırbistan’da koalisyon hükümetinin kurulması sorunlu olduğu için, yeni hükümet kurulurken yaşanan süreç, seçimin kendisinden daha sancılı oluyor.
Sırbistan Cumhurbaşkanı Boris Tadiç’in 29 Ocak Pazartesi günü, yeni hükümetin kurulması için başlattığı “danışma müzakereleri”, Sırbistan’ı ciddi siyasi sorunlar beklediğini gösteriyor. Hükümetin kurulabilmesi için, bir başbakan adayının Sırbistan Meclisinde 126 milletvekilinin desteğini sağlaması gerekiyor. Danışma müzakerelerinin şimdiye kadar olan gidişatından ise, Sırbistan’ın yeni hükümetine yakın zamanda kavuşamayacağı sonucu ortaya çıkıyor. Oysa, Sırbistan Anayasası gereğince, yeni meclisin toplanmasından en geç üç ay içinde hükümet kurulamazsa, erken seçimler tekrarlanacaktır. Erken seçimlerin tekrarlanması durumunda ise, aşağı yukarı aynı sonuçlar ortaya çıkacağı için, Sırbistan’daki siyasi kriz derinleşebilir.
Seçim sonuçları, demokratik bir hükümetin işbaşına gelmesine müsaade ediyor. Nitekim, aktörler rasyonel davranırsa, yeni koalisyon hükümeti Sırbistan Cumhurbaşkanı Boris Tadiç’in liderliğindeki “Demokratik Parti” (DS), Sırbistan Başbakanı Voyislav Koştunitsa’nın önderlik ettiği Sırbistan Demokratik Partisi–Yeni Sırbistan (DSS-NS) koalisyonu ve G17 Plus isimli siyasi parti arasında kurulabilir. Sırbistan’ı Avrupa Birliği üyeliğine götürebilecek tek seçenek de, böyle bir hükümetin kurulmasından geçer. Ancak, bu hükümetin kurulabilmesi için, DS ve DSS bir anlaşmaya varabilmelidir. Oysa, bu iki siyasi parti, karşılıklı desteğe ihtiyaç duymalarına rağmen, birbiriyle iyi geçinemiyor.
DS, seçimlerde DSS’den yüzde 6 üzerinde daha fazla oy almış olmasına rağmen, DSS’nin hükümeti kurmadaki “pazarlık gücü” daha yüksektir. Bilindiği gibi, hükümeti kurabilmesi için bir partinin sadece daha çok oy alması yetmez, “koalisyon kurma potansiyeli” de yüksek olmalıdır. Oysa, şu anda Sırbistan’da koalisyon kurma potansiyeli en yüksek siyasi parti DSS’dir. DSS başbakanlık koltuğunun kendisine verilmesi üzerine ısrar ediyor. DS bu koltuğu DSS’ye bırakırsa, yukarıda belirtilen hükümet kurulacak. Ancak, sorun hükümetin kurulmasıyla bitmeyecek. Çünkü, Kosova sorunu yüzünden böyle bir hükümetin ömrü çok uzun olmayabilir.
Bunu anlayabilmek için, DSS-NS koalisyonunun, Sırbistan Cumhurbaşkanı Boris Tadiç ile olan görüşmesinde, sunduğu müzakere programına bakmak gerek. DSS’nin söz konusu müzakere programı aslında bir “Kosova programıdır”. Programda, Kosova sorunuyla ilgili Sırbistan’ın işine gelmeyecek bir çözümün dayatılması durumunda tepki verilmesi ve Kosova’ya bağımsızlığın herhangi bir türünü tanıyan devletlerle ise diplomatik ilişkilerin kesilmesi yönünde bir çağrı yapılıyor. Görüldüğü üzere, Batılılar tarafından demokratik parti olarak kabul gören DSS’nin yönetim anlayışı, daha radikal bir duruşa doğru kayıyor. Belki de, başbakanlık görevi devam eden DSS lideri Voyislav Koştunitsa dolaylı yoldan, Kosova’ya bağımsızlığın tanınması durumunda, “bölgenin karışabileceği” mesajını veriyor. Oysa Sırbistan’ın ortalığı karıştırma potansiyelinin en güçlü olduğu yer Bosna-Hersek’tir. Hatırlatmak gerekirse, Batılı ülkelerde Kosova’ya “şartlı bağımsızlığın” tanınması gerektiği yönündeki fikrin yaygınlık kazandığı çok daha önce ortadaydı. Bunun farkında olan Sırbistan, Bosna-Hersek topraklarının yüzde 49’unu teşkil eden Sırp Cumhuriyeti’ni kendi amaçlarına yönelik kullanarak, “Kosova bağımsız olursa, Sırp Cumhuriyeti de Bosna’dan kopabilir” kartı üzerinde oynamaya başlamıştı. Anlaşılan önümüzdeki aylarda, Kosova sorununa bağlı olarak Bosna-Hersek de gündeme gelecektir.
Sırpların Kosova’yı daha yedi yıl önce kaybettikleri bir gerçektir. Bazı Sırp politikacılar bu gerçekle barışmış vaziyettedir. Örneğin, Liberal-Demokratik Parti kendi programında bağımsız Kosova’dan yana olduğunu belirtiyor. Diğer taraftan, DS, sadece kendisine sorulduğu zaman, Kosova hakkında konuşuyor. Buradan hareketle, açıkça belirtmiyor ise de, DS’nin Kosova için bir çeşit şartlı bağımsızlığı onaylamaya hazır olduğu söylenebilir. Sonuç olarak, Kosova sorunu karşısındaki farklı yaklaşımlar yüzünden, DSS’nin sunduğu müzakere programı etrafında bir hükümetin kurulması mümkün gözükmüyor. Kurulsa bile, yine Kosova sorunu yüzünden bu hükümetin ömrü kısa olabilir.
EK: Sırbistan’daki 21 Ocak 2007 erken meclis seçimlerinin sonuçları
Savaş suçlarından dolayı yargılanmakta olan Voyislav Şeşely’in liderliğindeki “Sırp Radikal Partisi” aldığı yaklaşık yüzde 29’luk oyla, birinci parti olmayı yine başardı. Sırbistan Cumhurbaşkanı Boris Tadiç’in liderliğindeki “Demokratik Parti” (DS) ikinci ve Sırbistan Başbakanı Voyislav Koştunitsa’nın başını çektiği Sırbistan Demokratik Partisi–Yeni Sırbistan (DSS-NS) koalisyonu üçüncü oldu. Bunun dışında, Sırbistan’da uygulanmakta olan yüzde 5’lik seçim barajını aşarak, Sırbistan Meclisine girmeyi başaran diğer siyasi partiler, Liberal-Demokratik Parti (LDP) çerçevesinde toplanan koalisyon, G17 Plus ve Sırbistan Sosyalist Partisi’dir (SPS). Yeni mecliste SRS’nin 81, DS’nin 64, DSS-NS’nin 47, G17’nin 19, SPS’nin 16, LDP etrafındaki koalisyonun ise 15 milletvekili olacak. Yüzde 5’lik seçim barajından muaf tutulan azınlık siyasi partileri ise toplam 8 milletvekili ile mecliste temsil edilecek.
Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın
v.1.4.6 © -
|