Birleşmiş Milletler Kosova Özel Temsilcisi Marti Ahtisaari’nin, Kosova’nın statüsü üzerine sunduğu öneriler raporunu protesto etmek için, “Kendi Kaderini Belirle” hareketinin 10 Şubat Cumartesi günü Kosova’nın başkenti Priştine’de örgütlediği gösteriler şiddetle sonuçlandı. Polis ile göstericiler arasında yaşanan çatışmada 2 kişi öldü, 82 kişi ise yaralandı. Gözaltına alınan 14 gösterici arasında, “Kendi Kaderini Belirle” hareketinin lideri Albin Kurti de bulunuyor. Kosova medya kaynaklarına göre, gösterilerden sonra güvenlik önlemleri Kosova çapında daha yüksek seviyeye çıkarıldı.
Marti Ahtisaari’nin, Kosova’nın statüsü üzerine sunduğu öneri raporundan, Kosovalı Arnavutlar içinden iki kesim memnun değil. İlki, “Kendi Kaderini Belirle” hareketi. Bu hareket, Ahtisaari’nin raporunda, ileride Kosova’nın bölünmesine yol açacak derecede yetkinin Kosovalı Sırplara tanındığını savunuyor. Ahtisaari’nin öneriler raporundan memnun olmayan ikinci kesimi, Mitroviça kentindeki Arnavutlar oluşturuyor. Çünkü, 1999’un ortalarında, Sırp ve Arnavut kesimi olmak üzere ikiye bölünen Mitroviça kentinin birleştirilmesi, Ahtisaari’nin raporunda öngörülmüyor.
“Kendi Kaderini Belirle” hareketi 10 Şubat 2007’deki gösteriler için bir hafta hazırlık yaptı. Gösterilere Kosova’nın genelinden katılım vardı. Ancak, söz konusu gösterilerin, Mart 2004’te olduğu gibi, Kosova çapındaki ayaklanmaya dönüşmemiş olması önem taşımaktadır. Aslında, Kosova çapında genel bir ayaklanmanın yaşanmasına gerek olmadığı söylenebilir. Çünkü, Ahtisaari’nin raporunda “bağımsızlık” kelimesi kullanılmıyor ise de, Kosova’ya fiilen bağımsız bir ülke gözüyle bakılıyor. Bir başka ifadeyle, Ahtisaari’nin raporunda, uluslararası topluluk tarafından “kontrol edilebilir bir Kosova devletinin” temelleri atılıyor. Nitekim, Kosova Hükümeti ve muhalefetteki bütün önemli siyasi partiler, temelde Ahtisaari’nin raporunu olumlu buldu. Bu nedenle, “Kendi Kaderini Belirle” hareketinin gösterileri tekrarlansa bile, bunun Kosova’daki istikrar üzerine etkilerinin sınırlı kalacağı tahmin edilebilir.
Bazı Batılı ülkelerin Kosova’ya bağımsızlık vermeyi çoktan kararlaştırdığı veya en azından bağımsızlığın en iyi çözüm olacağına inandığı uzun süreden beri bilinmekteydi. Bu yüzden, Ahtisaari’nin raporunda Kosova’nın bağımsız bir devlet gibi ifade bulması şaşırtıcı değildir. Ahtisaari’nin raporu, Kosova’ya tam bağımsızlığın tanınmasıyla ilgili sürecin sadece bir aşamasıdır. Nitekim rapor incelendiği zaman, bu aşamada Kosova’nın önce Sırbistan’dan bağımsız hale getirildiği, ancak uluslararası topluluğa bağımlı bırakıldığı anlaşılıyor.
Ahtisaari’nin raporu önde gelen Batılı ülkeler tarafından olumlu karşılandı. Rapordan pek memnun kalmayan ülkeler ise Rusya Federasyonu, Yunanistan, İtalya, Romanya, Polonya ve İspanya’dır. Ancak, bu ülkelerin içinden, Kosova sorunun çözümünde asıl etkide bulunabilecek olan Rusya Federasyonu’dur. Rusya, sahip olduğu veto hakkını kullanmama konusunda “ikna edilirse”, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nden, Kosova devletinin temellerini atan bir karar ortaya çıkacak.
Rusya, Kosova sorunuyla Sırplara destek vermek için ilgilenmiyor. Tam tersine, Rusya Kosova sorunu sayesinde uluslararası sistemde kendi stratejik çıkarlarını kolluyor. Ahtisaari’nin raporu herhangi bir nedenle tam bir tıkanmaya uğrarsa, Kosova sorunu çerçevesinde Sırplar açısından daha tehlikeli bir süreç yaşanmaya başlayabilir. Çünkü, Amerika ve İngiltere gibi bazı Batılı ülkeler, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni devre dışı bırakarak, Kosova’nın bağımsızlığını bireysel olarak tanımaya başlayabilir. Böyle bir durumda ise, asıl kaybeden Kosovalı Sırplar olacak. Çünkü, Ahtisaari’nin öneriler raporunda Sırplara sağlanan haklar ve güvenceler, böyle bir ortamda yitirilebilir.
Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın
v.1.4.6 © -
|