Uluslararası Adalet Divanı Sırbistan'ı Bosna-Hersek'te yaşanan soykırımda sorumluluk sahibi olmaktan temize çıkarmasına karşın, ülkenin 1995 yılında Srebrenitsa'da Bosnalı Müslümanlara uygulanan soykırım katliamını önlemekte başarısız olduğuna karar verdi.
Uluslararası Adalet Divanı 26 Şubat tarihi bir karar vererek, Sırbistan'ın Temmuz 1995'te Srebrenitsa'da yaşanan soykırımı gerçekleştirenleri durdurma ve cezalandırma yükümlülüğünü yerine getirmemekle birlikte, 1990'lardaki ihtilaflar sırasında Bosna-Hersek'te (BH) yapılan soykırım eylemlerini Sırbistan'ın uyguladığı, bunlara yardım ettiği veya kaynak olduğunu gösteren yeterli kanıt bulunmadığını söyledi.
Hakimler, 13'e karşı 2 oyla Sırbistan'ı BH'nin yönelttiği suçlamalardan temize çıkardılar. Belgrat suçlu bulunsaydı, yaklaşık 100 milyar Avro tazminat ödemeye mahkûm edilebilirdi ve bu miktar da ülkenin iflasına neden olurdu.
Mahkeme Baş Yargıcı Rosalyn Higgins, BH'nin maddi tazminat talebini reddetti. Ancak Higgins, Sırbistan'ın 1995 yılında Srebrenitsa'daki Bosnalı Sırp katliamına nezaret eden Ratko Mladiç'in adalete teslim edilmesini talep etti.
Sırp avukatlar Radoslav Stoyanoviç ve Saşa Obradoviç karardan duydukları memnuniyeti dile getirdiler. Obradoviç, "Bu, ulusumuzun karşı karşıya kaldığı en zorlu suçlamaydı. Bunun, BH'de halkların barış içinde bir arada yaşamasına açılan kapıyı aralayacağını umut ediyorum." dedi.
BH'nin duruşmalardaki baş temsilcisi Phon van den Biesen, karardan memnun olmadığını söyledi. "Bazı önemli hükümler verildi ve en önemlisi somut soykırım kanıtları kabul edildi, ancak savunma kanıtlarının yeterli olmadığı görülüyordu. Yine de, soykırım eyleminin gerçekleştiği bulgusu son derece önemliydi."
Beklendiği gibi, BH cumhurbaşkanlığının üç üyesinin kararla ilgili görüşleri farklı oldu, ancak üçü de kararın kesin olduğu ve kabul edilmesi gerektiği konusunda anlaştı. Sırp üye Neboyşa Radmanoviç, "Şimdi kararı dikkatle okuma ve ilerlemeye çalışma zamanıdır." dedi.
Boşnak ve Hırvat üyeler Haris Silayciç ve Jelko Komşiç karardan memnun olmadıklarını söylediler. Silayciç oldukça öfkeliydi: "Şimdi önümüzdeki bir soykırım suçunun işlendiği ama kimin yaptığını bilmediğimiz gibi bir durum var!"
Sırp siyasiler tepki göstermekte gecikmediler. Cumhurbaşkanı Boris Tadiç nihai sonuçtan memnundu ve Sırp hukuk heyetini tebrik etti, ancak Tadiç "Sırp Ulusal Meclisi'ni Srebrenitsa katliamını kınayan bir bildiride bulunmaya çağırdı."
Karar Sırp Cumhuriyeti'nde (SC) karışık duygulara yol açtı. SC'li hukuk uzmanı Miroslav Mikes, "SC tarihinin bir kısmı, silahlı kuvvetlerinin soykırımda rol oynadığı sonucuyla lekelenecek ve bununla yaşamak zorunda kalacaktır." dedi. Ancak SC Başbakanı Milorad Dodik davayı gayrı meşru ve yasadışı ilan etmesine karşın, "Sırbistan'ın soykırımdan suçlu bulunmamasından memnun" olduğunu söyledi.
Sürecin sona ermesi uluslararası toplum tarafından onaylanırken, AB güvenlik sorumlusu Havier Solana kararı "ileri yönde atılmış önemli bir adım" olarak nitelendirdi.
Ancak Soykırım Mağdurları Derneği'nin düzinelerce üyesi kararı onaylamayarak, Mahkeme önünde gösteri düzenlediler. Protestoculardan biri olan Fadila Memişeviç, "Bu, yaşananlarda parmağı olan herkes için bir utançtır." dedi. Dernek, karardan duyduğu "hoşnutsuzluğu" ifade etmek ve Bosnalı hukuk heyetini karşılamak üzere Saraybosna'da bir gösteri düzenlemeyi planlıyordu. BH Başbakanı Nikola Spiriç, davanın sona ermesinin daha iyi bir geleceğe ve BH ile Sırbistan arasındaki ilişkilerin çok daha iyi hale gelmesine yarayacağına inandığını söyledi.
BOSNA DAVASI CİA DOKÜMANLARINA DAYANDIRILARAK DÜŞÜRÜLMÜŞ
4 Mart tarihinde yayınlanan bir açıklamada, Sırbistan’ı Uluslar arası Mahkmede temsil eden Radosav Stoyanoviç’e “Sırbistan’ı soykırım davasında beraat etmesine ne en fazla etki etti sorusuna “en önemli kanıt CİA’nın dokümanlarıydı” dedi. Görülen o ki bir devleti bombalayan ABD istihbaratı bu kez bu devleti aklamada da yardıma koşmuş oldu. Sırbistan’ı kurtaran “Sırbistan soykırımla cezalanamaz çünkü Slobodan Miloşeviç’in çağrı yaptığı seferberliğe katılmayı Sırbistan’ın gençlerinin %80’ni reddetti” verisi güçlü kanıt oldu.
Konuyu açıklarken Stoyanoviç düşünün Sırbistan’dan Saraybosna’ya veya Zagreb’e bir milyon asker hareket emiş olsa o zaman ne olurdu?" Sırbistan halkı buna katılmadı ve kazaya uğrayamaz. Aslında Bosna Hersek’in davasında da Sırp milleti suçlanmamaktaydı. Ama siz devlete hüküm biçerseniz, devlet bu milletin evidir o zaman milleti de cezalamış olursunuz.
Uluslar arası Adalet Mahkemesinin tarihte en ağır duruşması olarak gösterilen bu dava ve Stoyanoviç’e göre bu mahkemeye politik olarak etki edilemeyeceğine göre Mahkeme aldığı kararın bırakacağı politik etkilerin bilincindedir.
Stoyanoviç’in yaptığı açıklamasına göre bu davada Sırp tarafı savunması süresince CIA’nın kaynaklarına dayanmış ve davanın da CIA dokümanlarına dayanarak çürütüldüğünü söylemektedir. CIA dokümanları iki kitap olarak 2004 yılında yayınlanmış Sırp tarafını savunan Radosav Stoyanoviç’in eline 2005 yılında geçmiş ve CIA dokümanlarını inceleyerek bu dokümanların %70’nin Sırbistan’ın lehine olduğunu saptadığını açıklamıştır.
Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın
v.1.4.6 © -
|