Nihai Statü Kararından Memnun Olmayanlar:
1. Kendin Karar Al Hareketi, 2.Kosovalı Sırplar, 3. Kosovalı Türkler
ARNAVUT MUHALEFETİ OLARAK “KENDİN KARAR AL” NEDEN MEMNUN DEĞİLDİ? Sözü edilen Kosova gençler hareketinin kendilerine koydukları addan da belli oluyor.Kosovalı Arnavutların kendilerinin karar almalarını istiyorlardı.Kosova Meclisinde bir karar alarak tam bağımsızlığın ilan edilmesini istiyorlardı.Ademi merkeziyet çerçevesinde Kosovalı Sırplara ve Arnavut hariçlere tanınan haklara da karşı geliyorlardı.Bundan ötürü Arnavut ile Sırp tarafının masaya oturup müzakere etmelerine karşıydılar.Masa başına oturup Sırplarla müzakere eden Kosova partilerine ve liderlerine ,Kosova hükümetine,Kosova Meclisine karşıydılar.Sırbistan’dan gelen her kışkırtmaya hemen karşı çıkarak sokaklara dökülüyorlardı.Yanı sıra Kosova Müzakerelerini destekleyen ABD,AB’ye de karşıydılar.BM Özel elçisi Ahtisari’ye de karşıydılar.Onlar kendileri karar alarak tam bağımsızlığın ilan dilmesinden yanaydılar.Ahtisari’nin önerdiği “GÖZETİMLİ BAĞIMSIZLIK” Kosova’yı bağımsızlığına doğru götürmesine karşın onlar bundan tatmin olmadılar.
2006 yılı içerisinde Kosova veya Kosova’yla ilgili olaylar sırasında devamlı protesto düzenleyen “Kendin Karar Al” hareketi oluyordu. Koştunitsa’nın Kosova’daki Graçanitsa kilisesine gelişi sırasında Merdare sınırında ve daha sonra Priştine sokaklarında da protestolar düzenleyen bu hareketti. Ahtisari’nin önergesini açıklaması sırasında Albin Kurti’nin bu hareketinin bu konuda da ses çıkaracağı biliniyordu. Arnavutların memnuniyetsizliği ve radikalizmi konu olunca Kosova’da mevcut uluslar arası topluluğa karşı tutumu ile bilinen bu hareket Ahtisari’nin önergesi belli olunca bu kere Kosova geçici hükümeti ve müzakere ekibine de sert tepkisini gösterdi. 10.02.2007 tarihindeki protestolar UNMİK’in ve Kosova geçici yönetiminin de sözü edilen hareket üzerine denetimini kaybetmeye başladığını göstermişti. Bundan böyle de uluslar arası topluluğun UNMİK yerine gelecek AB’nin yeni olaylarda Arnavut memnuniyetsizliği ile karşı karşıya gelmesi beklenebilirdi. Arnavutların ABD’ye olan güveni kadar AB’ye güveni olmayacağını göz önünde tutmak gerekecektir. Mutlaka yönetimdeki Kosovalı Arnavut liderler bundan böyle de Kurti hareketini son birim olarak göstermek ve yapmak için ellerinden geleni yapacaklardı. Çünkü onun Kosova Arnavutları arasında pek büyük desteği yoktur. Ama kitleyi tetikleyebilecek güçte olduğunu da göz ardı etmemeleri lazımdır. Ahtisari’nin planı gerçekleştirilirken Kurti’nin tehditleri sonuç getirmezse Kosovalı radikal Arnavutların Sırpları ve Sırp enklavlarına hücum etme iştahları doğabilir. Arnavutlar böyle bir girişimle büyük hata yapabilir. NATO ve UNMİK’e mutlak daha saygılı olmalılar. Çünkü uluslar arası topluluk adına NATO ve UNMİK daha sonra da AB pabucun arka tarafını da çevirebilir. AB’nin görev yapacak uluslar arası polisi başarılı olmak için mutlaka ABD’den alacağı desteğe bağlı olacağı şimdiden dile alınmaktadır. AB’den çıkan sesler çok farklı gelmektedir. Ve Kosovalı Arnavutlar kitlesi memnuniyetsizlik baskısıyla karşı karşıya gelirlerse bu davranışları da kimseyi şaşırtmayacaktır. AB’nin dünyada görev aldığı yerlerde görevini tam yerine getirmediği örneği Kosova’da da ilki olmayabilir.
Vetevendosje (Kendin Karar Al) hareketi ve bazı sivil örgütler, eylemcilerine sempatiyle yaklaşırken, diğerleri onların Kosovalı Arnavutların bağımsızlık hedeflerine ulaşmaları için iyi şey yaptıklarından şüpheliler. Ve "Şiddet en çok Sırbistan'ın işine yarar." "Kosova'nın çoğunluğunun bunu istemediği bellidir. Az sayıda gösterici olması bunu kanıtlıyordu. Protesto etme hakkına sahipler ama dikkatleri çekemedikleri zaman şiddet ve zararı kışkırtmak saçma." diyen Kosovalılar daha çoktu.
Sabır nasıl tükeniyor? Yıllardır uluslar arası topluluk Kosova'nın 2006 sonuna kadar bağımsız olacağını söylediler. Yılsonunda Kosova'nın bu yıl, yani 2007'nin başında bağımsız olacağını birazcık daha, Sırbistan'da seçimler yapılana kadar sadece birkaç hafta beklemelerini söylediler. Sabırlı olmalarını istediler. Ahtisari'nin planının bağımsızlık getireceğine kesin gözüyle bakılırken, sonra da planın içeriğine önyargılı yaklaşılmamalı, içinde yazılanları bekleyip görmelerini söylediler... Ne zaman verdikleri bir sözün zamanı geçse, bir diğerini öne sürdüler. Sırbistan’ın bu konuda uzatma oyunları devamlı sonuç getirdiğinden Kosovalı Arnavutların sabrı tüketiliyordu.
Bu konuda sabırsızlıktan yanılgıya kapılan lider Albin Kurti, gençleri ve talebeleri manipüle ederek protestoların getirilerini götürülerini iyi hesaplamadığı iddia edilmekteydi. Albin Kurti Talebeler Birliği hareketi daha 1997 yılı 1 Ekiminde protestolar düzenlemeye başlamış o zaman Kosova’da mevcut olan Sırp polisi ile çatışmalara sebep oluyordu. Oysa bu çıkmalarla dünyaya Kosovalı Arnavutların medeni, barışçı ve iyi örgütlü göstermenin gerekliliğinden söz ederek bunu yapması konuda saptırmak amaçlı işe koyulduğunu fark etmek mümkündü.
Dünya Kosova'dan ne gibi mesajlar geldiğini son derece dikkatli biçimde izliyordu. Kosova’nın tam güçlü bir KFOR'a ihtiyaç duyan önemli ve hassas bir dönem geçirdiğini söyleyerek KFOR'un asker sayısının azaltılmayacağına dair NATO Genel sekreteri Schefer söz vermişti. NATO'nun Kosova'da yaklaşık 17 bin askeri bulunmaktaydı. Batı Balkanları Avrupa’nın önemli bir parçası sayan NATO, Ahtisari planına göre, statü meselesi halledildikten sonra da Kosova'daki varlığını sürdürecekti.
UÇK YENİDEN FAAL MIYDI? Priştine’de meydana gelen patlamayı Kosova Başkanı Fatmir Seydiu kınamış, bu çeşit suçların Kosova enstitüleri ve vatandaşları için kabul edilir olmadığını, bu olayların dolaysız bir şekilde Kosova’nın imajına zarar verdiğini ve Kosova halkının gerçek sesini yansıtmadığını ileri sürmüştü. Başkan Seydiu, güvenlik organlarından bu sinsi olayı gerçekleştirenlerin bir an önce bulunmasını ve adalet önüne çıkarılmasını istemişti. Özgürlük ve bağımsızlık için hedefimizin gerçekleşmesinin nihai safhasına giriyoruz şeklinde konuşan Fatmir Seydiu, bu gibi olayların Kosova statüsünün belirlenmesi sürecine zarar verdiğini belirtmişti.
Kendisine Kosova Kurtuluş Ordusu (UÇK) adını veren bir grup yerel basına e-posta yoluyla gönderdiği kısa bir raporda, "yapılarını tekrar devreye soktuğunu" ve BM mallarına yönelik saldırıyı 10 Şubat'ta polisle girilen çatışmalarda hayatını kaybeden iki “Kendin Karar Al” protestocusunun ölümüne misilleme olarak gerçekleştirdiğini açıklamıştı. Grup, patlamanın amacının UNMIK'e maddi hasar vermek olduğunu, kimseyi öldürmek istemedikleri yönünde açıklama yapmışlardı. Bu açıklama “Kendin Karar Al” Hareketinin stratejisiyle örtüşmekteydi.
Özgürlüğün müzakeresi olmadığını vurgulayan “Kendin Karar Al” Hareketi üyeleri, Kosova geleceğiyle ilgili kararı Kosova halkının vermesi gereğine işaret etmekteydi. Bazı kaynaklardan elde ettiğimiz bilgilere göre Ahtisari’nin önergesiyle memnun olmayan Albin Kurti büyük protestolar yapılacağının haberciliğini yapmıştı. Ahtisari ve Kosova geçici kurumlarının gerçekleştirmekte oldukları süreci çok olumsuz bulan Kurti bunu protestolarla durdurmayı ummaktaydı. Ve bu yoldan dünyaya Kosova’ya statü değil özgürlüğün lazım olduğunu göstereceğine inandığını ifade etmiş bulunuyordu. Resmi politika bu girişimlerinin önünü keserse o zaman sokaklarda güçlerini gösterme çabasında bulunurken çatışmaların da olabileceğini öngörerek ve bir yıl içerisinde savaşın patlayacağını da iddia etmekten çekinmemekteydi.Ek Sırp belediyeleri oluşursa ve tümü yatay birleşirlerse ve dikey Belgrat’la bağlanırlarsa o zaman Kosova’da yeni bir Sırp Cumhuriyeti oluşmuş olacaktır ve bunu mutlaka önlemek lazım demekteydi.
KOSOVALI SIRPLAR NEDEN MEMNUN DEĞİLDİ? Kosova’nın “GÖZETİMLİ BAĞIMSIZLIĞA” götüren yolunun ilan edilmesi Kuzey Kosova’daki Sırp politikacıları Zubin Potok, Leposaviç, Zveçan ve Kosova Mitrovitsa’sı belediyelerinde çok rahatsız etti.Bu ihtimal karşısında sözünü ettiğimiz Sırp belediyeleri bağımsızlık ilan edeceklerini evvelce bildirmişlerdi.Buna girişemediler.
Kosova dünyada yegane olay olarak kabul edilmektedir.Rusya hariç hemen tüm dünya ülkeleri eski Yugoslavya’nın dağılmasında şiddet kullanılarak bu sahada insanlığa karşı suçlar işlendiğinden durumun buraya kadar geldiğini kabul ediyordu.
Slobodan Miloşeviç’in rejimi Sırp milletinden aldığı destekle bir milyon insana etnik temizlik gerçekleştirme girişiminde bulunmuştu.NATO müdahalesi yapılmasaydı bu vahşi eylem zaten gerçekleştirilmiş durumdaydı..Ondan sonra BM’nin 1244 kararıyla Kosova statüsü üzerine müzakere etmek zorunluluğu belirlenmişti.Müzakereler sonucunda BM Elçisi Ahtisari gözetimli bağımsızlık önerdi.
Kosovalı Sırplara Avrupa’da örneği olmayan haklar tanınmasına karşın,onlar doksan beş yıldan sonra Yugoslavya,Sırbistan-Karadağ,Sırbistan adını taşıyan ülkeden sonra Balkanlarda oluşmakta olan Kosova adında yeni ülkenin vatandaşları olmak zorundaydılar.Bu karar alınırken 100.000 kadarı Kosova’da öteki 100.000’i de mülteci olarak Sırbistan’ın içindeydiler.Memnun olacak değillerdi elbet.
Tüm Kosovalı Sırplar “Bize Sırbistan lazım” deyip hedefleri Kosova’yı Sırbistan’ın içerisinde tutmaktı.Sırbistan’dakiler ise Kosova’yı %15’lik bir toprak kaybı olarak görmekteydi.Ahtisari’nin planını suya düşürmek Başbakanları Koştunitsa tarafından milli çıkar bile ilan edilmişti.Sırbistan çeşitli oyalamalarla Kosova nihai statüsünü öyle uzattı ki Kosovalı Arnavutların bu konuda sabırlarını taşırarak kendi meclislerinde bağımsızlık ilan etmelerini istiyorlardı.Kosova Meclisi’nin böyle bir girişimi durumunda hemen ardından Mitrovitsa’da Sırp Milli Konseyi toplantısının tayin edilmesi ve Kosova’nın Kuzeyi’nin bağımsızlığını ilan etmeleri durumuna getirebilirdi.ABD ile AB ve Rusya’da bir yere dek bu senaryodan kaçınmaktaydı.
SIRP TARAFI KOSOVA’DA ENKLAVLAR YERİNE BOSNA ÖRNEĞİ ENTİTE ÖNERDİ.Özel Sırp Birliklerinin Kosova’daki kiliseleri korumasını istediler. Reddedildi.
ÇÖZÜM ULUSLAR ARASI GÖZETİMLİ BAĞIMSIZLIK –SIRBİSTANLA YENİDEN BÜTÜNLEŞMEK ASLA OLAMAZ! olarak gelince tabi ki memnun olamazlardı.Çünkü Kosova artık asla Sırbistan’la bütünleşemezdi.: 26.03.2007 tarihinde BM Kosova Özel Elçisi Marthi Ahtisari tek uzun süreli kabul edilir çözüm olarak ULUSLAR ARASI GÖZETİMLİ BAĞIMSIZLIK önermişti.Bu önerinin gerçekleşmesi sağlamdı. Ahtisari bu önerisi yanına bu eyaletin Sırbistan’la yeniden bütünleşmesi seçeneği reel seçenek değildir diye eklemesi bunun garantisi oluyordu. Ahtisari’nin önergesine göre Kosova bağımsız devlet olacaktı.Ciddi uluslararası denetim ve NATO askeri mevcudiyeti ile geniş azınlık hakları dâhil olacaktı. 2007 yılı içinde Kosova hakkında yeni bir karar çıkararak resmen ULUSLAR ARASI GÖZETİMLİ BAĞIMSIZLIĞIN ilanı bekleniyordu.Kosova’nın tam bağımsızlık kazanacağı zamanı özel elçinin önerisine göre altı üyelik Temas Grubu üyeleri, NATO ve AB’den oluşan özel komisyon belirleyecekti.
Taraflar arasında 14 aydır görüşmeler kısa bir süre önce noktalanmıştı. Resmi olarak Sırbistan’a bağlı olan Kosova,reel olarak 1999’dan bu yana BM idaresi altında bulunuyordu.Bundan böyle Kosovalı Sırplar tüm haklarının tanınmasına karşın 1912 yılından bu yana Sırbistan olarak gördükleri bu topraklar yeni bir ülke Kosova’ya dönüşüyor Sırplar azınlık konumuna geliyordu.Kosovalı Sırplar ve Sırbistan’ın bundan memnun olması da mümkün değildi.
KOSOVALI TÜRKLER NEDEN MEMNUN DEĞİLDİ: KOSOVA TÜRK SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ-TÜRK KURUMLARI VE TÜRK AYDINLARI DA BOŞTA DURMADI. Kosova'da, 30'a yakın Türk Sivil Toplum Kurumu temsilcisi, Birleşmiş Milletlerin Kosova'dan sorumlu özel temsilcisinin planını Türklerin haklarına hiç yer vermediği gerekçesiyle eleştirdi. Kosovalı Türkler BM Planına Kosova’nın resmi dillerinin Arnavutça ve Sırpça olarak belirlendiğini buna karşın Türkçeye resmi kullanım hakkı tanınmadığını belirterek bu durumu kınadılar. Türk temsilciler, "Tek bir Sırp'ın yaşamadığı yerlerde Sırpçaya resmiyet hakkı verilirken, 16 asırdır bu topraklarda yaşayan Türklerin yaşadığı belediyelerde Türkçenin resmiyetinin kaldırılması nasıl bir adalet, nasıl bir demokrasidir?" ifadesini kullandılar. Temsilciler önergede, etnik toplulukların haklarına eşit yaklaşılmadığı ve özellikle Sırplara sosyal haklarda aşırı derecede özgürlük vaat edildiğini belirttiler. Yüzyıllardır Kosova'da yaşayan etnik Türkler BM özel elçisi Marthi Ahtisari'nin Kosova planından hoşnut olmadılar.Kosovalı Türkler,1977 yılında çıkarılan Kosova Dil Yasasına göre planın kültür ve dil haklarında gerileme olduğu görüşündeler. Bir grup STK, BM özel elçisi Marthi Ahtisari'nin planında Kosova'daki Türk azınlığa yeterli hak verilmediğini ileri sürüyordu.Kosova'daki çok sayıda Türk Sivil Toplum Örgütleri BM Özel Elçisi Marthi Ahtisari'nin Kosova’nın statüsünü belirlemek amacıyla hazırladığı planı değerlendirdiler. Plandan hoşnut olmadığını ifade eden grup, eyaletteki uluslararası misyonlar ve kurumlara düşüncelerini iletti.
Ahtisari planında denetimli bir bağımsızlık için zemin sağlanıyor ve insan haklarına saygı gösteren çok ırklı ve demokratik bir Kosova hedefleniyor ama STK'lar bunların olumlu yönler olduğunu söylemekle birlikte planda bazı boşluklar olduğunu da ekliyorlardı. Kosovalı Türkler planın azınlık toplumlarının eğitim, dil, kültür mirası ve diğer haklarını güvence altına almasını istiyorlardı. Grup, plana göre etnik Arnavut ve Sırpların Arnavutça veya Sırpça dilinde eğitim görme hakkı olduğunu, ancak diğer etnik grupların yaşadıkları yerde çoğunluk olmadıkça ana dillerinde eğitim alamayacakları olarak anlamaktaydılar. Plan değişmezse, Türkler yalnızca Mamuşa Belediyesinde Türkçe eğitim görebilecekti.Oysa Kosova Dil Yasasında böyle bir eksiklik yok ve Ahtisari’nin yazmış olduğu planla örtüşmemekteydi.Azınlık grubu,"Ahtisari planına göre Sırpça, tek bir Sırpın bile yaşamadığı yerlerde resmi dillerden biri olmasına karşın Prizren, Priştine, Gilan, Mitrovitsa, Vıçıtırn gibi yerlerde Türkçe böyle olmayacaktı." diyorlar ve bu hatanın düzeltilmesini istemektedirler.Kosovalı Türkler bir Türk üniversitesinde eğitim görme hakkı da istiyorlar.
STK'lar, "Ahtisari planı olduğu gibi kalırsa demokratik ve çok ırklı bir Kosova değil, azınlıklara çok az hakkın tanındığı bir Arnavut-Sırp çift ırklı bir Kosova elde edeceğiz." diyorlar.Türkçe 1997 yılından beri Kosova'nın resmi dillerinden biri olmasına karşın 2000 yılında UNMIK tarafından kaldırılmıştı. Kosovalı Türkler, eyaletin geleceğini belirleme süreci sona yaklaşırken dillerinin statüsünün geri alınmasını istiyorlar.Kosovalı Türklerin memnuniyetsizlikleri buradan kaynaklanıyordu.
TÜRK DİLİ TÜRKLERİN YAŞADIĞI YERLERDE RESMİ OLMADI : AHTİSARİ’NİN ÖNERGESİNİ KDTP DE GÖRÜŞTÜ :Priştine’de 04 Şubat 2007 tarihinde yapılan Kosova Demokratik Türk Partisi Merkez Yönetim Kurulu (KDTP MYK) toplantısında, Baş müzakereci Marthi Ahtisari’nin 2 Şubatta Priştine’de sunduğu toplantıdan basına bildiri verildi. Bildiride, “Kosova’da daha iyi bir yaşam ortamının sağlanması için olanak verdiği, Kosova’yı nihai statü yoluna götürmekte olduğu görüldüğü, toplulukların Anayasa hakları, siyasi örgütlerinde ve kurumlarda temsil edilme önerileri olumlu karşılandığını ve bunun desteklendiği, önergenin Kosova vatandaşlarının tüm beklentilerini karşılamadığını ve tüm topluluklara eşit yaklaşılmadığını tespit ettiler.
Ahtisari’nin paket önergesinde, Kosova Meclisinde kabul edilen ve uygulamada olan eğitim, dil, ayrımcılığa karşı ve diğer pozitif düzenlemelere aykırı olan bazı hükümlerin yer aldığı vurgulandı. Diller bölümünde,Türklerin yaşadığı belediyelerde Türk dilinin resmi kullanılması, anadilinde eğitim garantilerinin açık ve net bir biçimde belirlenmediği tespit edildi.Kosova’da kültür mirasın tüm topluluklara ait olduğu belirtilmediğinden belirtilmesine ihtiyaç duyulduğu vurgulandı. Anayasa, Seçim Kanunları ve Kosova sembollerini hazırlayacak olan Kosova Meclis ve Müzakere ekibinin kurduğu komisyonlara KDTP ve ortaklarının önereceği temsilcilerinin de katılması istenmişti.
21.02.2007 YILI: TOPLULUKLARA EŞİT MUAMELE YOKTU. Ahtisari’nin paketi açıldıktan sonra Kosovalı Türkler üzerine uyarılarını ve düşüncelerini sunmaya devam ettiler.6+ Parlamento gurubu, Başkan Marthi Ahtisari’nin Paket önergesini görüştü. Kosova vatandaşlarına daha iyi bir geleceği sağlayabilecek Ahtisari’nin planını prensipte kabul eden 6+ Parlamento gurubu bildirisinde “önergenin tüm topluluklara eşit yanaşmadığı, özellikle söz konusu Paket önergesinde Boşnak ile Türk topluluğundan ve bununla birlikte bu iki topluluğun dilleri ile eğitiminden hemen hiç bahsedilmediği göze çarpmaktadır” deniliyordu. “Ahtisari’nin planındaki bazı öneriler, daha önce kazanılmış olan hakların şimdiye kadarki seviyesinin altında olduğu” değerlendirilen bildiride 6+ Parlamento gurubunun ileride de etkin ve yapıcı çalışmalarını sürdüreceği belirtildi.
KOSOVALI TÜRKLERİN İTİRAZLARI DEVAM EDİYORDU: Ahtisari paketinde resmi diller olarak Arnavutça ve Sırpçanın yer aldığını, oysa Kosova Meclisi’nin kabul ettiği Dil Yasası’nda belediyelerde belli oranda yaşayan Boşnak, Türk ve Romlara dillerinin resmi olması imkânı tanındığı açıklamasını yapmıştı. Konuyu aşıran Marthi Ahtisari önergesinin en son şeklinde genel prensiplerin yer aldığı bölümünde Baş müzakereci dillere ait olan bölümü değiştirmiş ve bundan böyle resmi diller olarak Arnavutça ve Sırpçaya Türkçe, Boşnakça ve Romcayı da eklemiştir. Bununla sözü edilen diller Kosova düzeyinde değil bu toplulukların çoğunluğu oluşturdukları belediyelerde resmi dil statüsü kazanıyorlar. Türkler açısından bu ilke sadece Mamuşa’yı kapsamaktadır. Çünkü sadece Mamuşa Belediyesinde Türkler çoğunluğu oluşturmaktadır. Kosova Meclisinin çıkardığı diller yasasında “sayıya bakılmadan Prizren’de Türkçe resmi dildir” maddesi de bununla geçersiz kılınmaktaydı.
AHTİSARİ PAKETİNDE DÜZELTMELER OLDU: Viyana’da Priştine ile Belgrat heyetleriyle son 10 gün içerisinde yapılan görüşmelerden sonra, tasarıda bazı değişiklikler yaptı. Metnin Genel İlkelere ilişkin 1.Madde’nin 6.Bendi’ne, Arnavutça ve Sırpçanın resmi dil olduğu belirtilirken, devamına, “Türk, Boşnak ve Rom dillerinin, Yasa’ya uygun olarak belediye düzeyinde resmi dil veya resmi kullanımdaki dil statüsüne sahip olacağı” eklendi. Metinde, Türk ve Boşnak topluluklarının eğitimle ve özellikle yüksek öğretimle ilgili ısrarla talep ettikleri garantilerden ise hiç bahsedilmedi. Kosova Diller Yasası’ndaki ölçüler sadece Mamuşa’yı kapsadığını bildiğimize göre Türkçe sadece bu belediyede resmi dil olarak kullanılabileceği gibi gözükmektedir. Bu hataya da işaret edilmiştir. Ve düzeltileceğine inanmaktayız.
Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın
v.1.4.6 © -
|