SIRBİSTAN MECLİSİ KOSOVA’YI ELDEN ÇIKARMAMAKİÇİN ANAYASA’YA SOKTU
Avrupa Konseyinin Hukuksal Demokrasi Komisyonu (“Venedik Komisyonu”) 16–17 Mart’ta (Scuola Grande di San Giovanni Evangelista) Venedik’te toplandı. 1990 yılındaki kuruluşundan beri 70. oturumuydu bu. Oturumda ele alınan konulardan biri de: Yeni Sırp Anayasası hakkında bir fikir oluşturmaktı. Sırbistan Anayasasının incelendiği toplantıdan 13.04.2007 yılında yayınlanmış olan VENEDİK KOMİSYONU sonuçlarında, Sırbistan’ın 2006 yılında aleni tartışmaya sunmadan, kısa zamanda hazırladığı, Kosova’yı da alıp içine soktuğu Anayasasının meşru olup olmadığı sorusuna cevap olarak Venedik Komisyonu Sırbistan Anayasasına ait notunda “acele yazılmış ve kalitesiz Anayasa” değerlendirmesini yaptı. Bu değerlendirme bu şaibeli Anayasanın meşruluğunu da çürütmüş oldu.
Zaten 1244 sayılı Rezolusyon durup dururken Sırbistan kalkıp Anayasasına kendilerinin istedikleri yönde Kosova öz otonomi şeklini oturtması doğrudan sözü edilen Rezolusyonu çiğnemek demekti. Sırbistan müzakereler sonunda iki tarafın uzlaşmasıyla iki taraftan kabul edilmiş olsa ancak “Özerklikten çok bağımsızlıktan az” durumunda Kosova eyaletini Anayasasına koyabilirdi. Venedik Komisyonu biraz gecikmeyle de olsa konunun tutarsızlığını doğrulamış oldu.
Hatırlayalım, Sırbistan Meclisinin aldığı kararla en kısa zamanda yeni Sırbistan Anayasası çıkarılacaktı. Bu Anayasanın içerisine Kosova’nın Sırbistan’ın parçası olduğu yazılacaktı. “Kosova ve Metohiya Sırbistan’ın parçasıdır” denilecekti. Kosova’dakilere sadece özerklik verilecekti. Orada yaşayanlara sorulmadan danışılmadan bu karar alınacaktı. Sırpların dedikleri deyimle “Kosova ve Metohiya’da Sırbistan devlet organlarına devlet çıkarlarını temsil ve koruma görevi düşer”, yazılacaktı.
Bu karar Kosova’yla ilgili müzakereler ve standartların ilerlemeleri üzerine Birleşmiş Milletler örgütünde yapılan görüşmelerden bir gün sonra çıkarılmıştı. Oysa uluslar arası topluluk Kosova konusunu masaya yatırmış iki taraf Kosova ile Sırbistan arasında müzakereler hala sürüyordu. Bu acele neydi anlamak zordu. Sırbistan Meclisi yangından mal kaçırıyordu. Aslında müzakere etmek istemiyor sonucu kendisi tayin etmek istiyordu. Sırbistan’ın Kosova’yı içine koyduğu yeni Anayasasının çıkarılması verimsiz Viyana müzakerelerini de değersiz kılmıştı bile. Sırbistan Meclisi toplantısına katılmış olan 224 milletvekilinden devlet müzakere ekibinin raporuna 221 milletvekili oy kullanmış,”evet” olarak 219’u desteklemişti. Sırbistan Başbakanı Vojislav Koştunica milletvekillerine “Kosova’nın hiçbir zaman bağımsız olmayacağıyla ilgili bu tutumun yeni Anayasanın içerisinde mecburen olması gerektiğini “ açıklamıştı. Koştunica “Bütün dünya bilmelidir ki Sırbistan devleti var oldukça Kosova Sırpların ayrılmaz eyaleti olacaktır”,diyerek dünyaya meydan okumuştu. Esprili bir öneride bulunan sıradan bir Sırp vatandaşı bir gazeteye yolladığı yorumunda, “Bence Koştunica ve onunkiler şimdi de Ahtisaari’yi cezalandırmak için ülkesi olan Finlandiya’yı da Kosova yanında Sırbistan’ın parçası olduğunu yazmalı ve o böyle cezalandırılmalı” önerisinde bulunmuştu. Başka bir Sırp yorumcu ise “ah vah Kosova’yı vermeyiz diye oy kullanan bu koltuklarda oturan milletvekillerinin en az yarısı Kosova’yı kaybetmemizin suçlularıdır”, diyordu.
Aslında Kosova Müzakereleri çıkmaza giriyordu. Sırbistan hala Sırbistan’a ve Sırp halkına kötülükler getiren o eski, kilise, SANU ve Miloşeviç politikası çizgisinde yürümekteydi. Sırp-Kosova ilişkilerine katkı sunmak, bu yörede herkesin iyiliğine yolların açılması ve yeni kuşaklara umutların doğmasından yana olan Sırplar vardı ama sesleri duyulamıyordu. Tüm bunları neden tekrarladığımı soracaksınız. Tüm bu işlerin icraatını bir süre yakından tanıdığım bir kişinin gerçekleştirmiş olmasından anlatıyorum. Bazen kendime “mümkün değil o böyle mantık dışı davranamaz” dediğim oluyor.1968 yılında Hırvatistan’ın Gospiç kasabasında askerlik görevimi yaparken Vojislav Koştunica ile aynı bölükteydik. Acemi askerlik dönemimde talimler sırasında o önde ben arkada ağır mitralyöz nişancılarıydık. O da sıradan bir askerdi. Nişancıların yardımcıları vardır. Benim ki Belgratlı Panjkoviç onun ki Üsküplü Gazi babalı Ahmet İbrahimi adında bir Arnavut’tu. Ahmet İbrahim’in mesleği öğretmen olduğu için ona bir daire-derslik vermişlerdi. Okuma yazma bilmeyen Arnavutlardan altı kişiye ders veriyor okuma yazma öğretiyordu. Askerlikte “yan yatmak” var ya o derslikte Ahmet, Koştunica ve ben üç buçuk ay içerisinde çok dinlenmiştik. Dostluğumuz da pekişmişti.
Vojislav Koştunica Belgrat Hukuk Fakültesinden 10’la Türkiye notlandırılmasında 100’le mezun olmuş hocalarına daha mezun olmadan asistanlık yaparak yardımcı olmuş hukuk uzmanı olarak kendini tanıtmış biriydi. Üç buçuk ay içerisinde bir an olsun çok güzel Türkçeyi konuşan Gazi babalı Ahmet İbrahimi’ye ve bana ne milli ne politik ne de insani açıdan yanlış davranmamıştı. Komünist rejim konusunda bizi ağız yoklamaya soktuğunu fark ediyordum ve temkinli davranma zorunda kalıyordum. Ailelerimizden gelen paketlerimizi paylaşıyor askerlik günlerimizi geçiriyorduk. Koştunica’ya sık gelen paketler yüzünden annesine Müslüman dostlarıyla paketleri paylaştığı için domuz ürünleri yollamamasını da istemeyi ihmal etmemiş biriyle üç buçuk ay sonrası yeni tayinlerimiz çıkınca herkes kendi yoluna gitmişti.
Acemi askerlik dönemimi yaptığım taburda arkadaş olduğum Vojislav Koştunica’nın bir gün gelir de BALKAN KASABI Slobodan Miloşeviç’i devirip yerine geçeceği, tugay komutanım o dönemde Yüzbaşı Momçilo Perişiç’in Miloşeviç’in Genel Kurmay Başkanı olup ta Adriyatik denizinin incisi Dubrovnik şehrini yerle bir edeceği de aklıma gelmemişti. Daha sonraları, hukuk bilgisi engin olan Vojislav Koştunica, arkasında Sırp Ortodoks Kilisesi başta Patrik Pavle, Sırp Bilim Sanat Akademisi (Dobrica Çosiç gibilerini) yürüttüğü ve kitleleri kabul ettirdiği hukuka dayanan politika ile 2000 yılından bu yana Sırbistan politikasının zirvesinde kalmaya başardı. Yeni 21 Ocak 2007 seçimlerinde %16’lık destekle yine hükümet başında kalmak için en büyük şansı olan biri olarak gözükmektedir. Yürüttüğü hukuka dayalı politika ile Kosova nihai statü müzakerelerini oyalama taktiğiyle birkaç kez erteleterek uzatmayı başardı. Oyalama oyunu ile Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin tayin ettiği Kosova nihai statü müzakereleri arabulucusu Martti Ahtisaari’yi olduğu gibi, Kosova’yla ilgilenen Temas Grubu’nu, ABD, AB ve Rusya’yı da bu konuda arkasına alarak Kosova konusunda müzakerelerin ötelenmesinde etkili olabildi. On altı kez masa başına oturan Kosova Müzakere Ekibi ve Sırp tarafının istişarelerinin Sırp tarafının masaya oturmak zorunda kaldığında oturmasına karşın anlaşma istemediğini açık göstererek müzakerelerin sürüklenmesini, en son ötelemeyi de Viyana’ya taşımasını başarmıştı. Orada da oyalama taktiği ile masaya oturan Sırp tarafı müzakerelerin anlaşmasız noktalanmasını sağladı.
Uluslar arası Adalet Divanı’nın Bosna’daki soykırımla ilgili Bosna Davasında Sırbistan’ı aklamasının perde arkasında da yine hukuk oyunu vardı.1995 yılındaki katliamla ilgili arşiv belgelerini vermeyerek incelemeden karar verilmesinde de onun katkısı vardı. Sırbistan’ın geleceği konusunda büyük açıklar vermesine karşın en önemli savaş suçlusu Ratko Mladiç’i teslim etmemesinin arkasında da hukuk vardı. Koştunica “devlet sırrı” denen o belgeleri de Uluslar arası Adalet Divanından aklanma kararı çıktıktan sonra ancak verilmesine izin verdi. Gerçi Uluslar arası Adalet Divanı kararı siyasi karardı ama duruşmada belgeler ortada olsa ve dikkate alınsaydı Belgrat soykırımdan sorumlu tutulabilecekti.
Kosova nihai statü müzakereleri konusunda uzlaşmaya varılmadığı için son önergeyi arabulucu Martti Ahtisaari UNOSEK’ TEKİ uzmanları ile birlikte hazırlayarak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne teslim etti. Bundan böyle karar merci BMGK’nin olmasına karşın yine hukuk bu kez dünya hukuku çiğneniyor gerekçesiyle Rusya kozu kullanılarak 1999 yılı 1244 Rezolusyonun un Kosova’da tatbik edilip edilmediği denetimi için bulunduğumuz Nisan ayı sonunda özel BMGK heyetinin Kosova’ya gelmesini yeniden durumu görüşmesini sağlamaya başardılar.
Hukuka dayanarak dünya ile oyun oynamakta olan Koştunica ve Sırbistan’a göz yuman uluslararası topluluk konunun düzenli çözümünü istediği için nazik davranışlar sergilemekte pabucun arka tarafını göstermemektedir. Kosova’da Kosovalıların ve uluslararası topluluğun da bu konuda sabrının taştığını ABD, İngiltere ve Almanya büyükelçilerinin Sırp kamuoyuna çıkışları göstermektedir.
Tüm bu oyalamalara karşın yakın gelecekte Sırbistan’da Kosova bağımsızlığını kabul etmek zorunda kalacaktır. Çünkü ABD ve AB’de oyalama oyunlarını bildiğini gösterecektir. Belgrat Alman Büyükelçisi Cobel’in Sırbistan’ın yaraları Sancak ve Voyvodina konusuyla çıkışı da rasgele olamaz. Almanya bu konuda devlet olarak sorumluluk üstlenmedi. Ama sabrın tükendiğini anlamak mümkün oldu. Şimdi sıradaki problem Sırbistan’ın Kosova’yı Anayasanın içine sokmasında değil, Anayasa’dan nasıl çıkaracağı problemi sıraya gelmektedir. Ne Sırbistan Başkanı Boris Tadiç’in ne de Başbakanı Vojislav Koştunica’nın bunu yapma hakkı yok. Ama Sırbistan meclisinin bu hakkı vardır. Karadağ halkoylamasına uluslar arası zeminde meşruluk sağlayan bir VENEDİK KOMİSYONU var dedik. Venedik Komisyonu uzmanları öz özerkliğin Anayasa düzeyinde garanti vermemektedir değerlendirmesini yapmışlar. Çıkardığı seslere karşın Anayasa kendisi Kosova’nın öz özerkliğini garanti etmemektedir. Çünkü Sırbistan Halk Meclisi iradesine bağımlı olmakla özyönetimin gerçekleşmesi garantili olmamaktadır. En kısa bir zaman içerisinde BM’de 1244 sayılı Rezolusyonun değişme olasılığı varken çıkacak her yeni Rezolusyon Kosova statüsünü belirleyecekse pratikte Sırbistan’ın var olan Anayasasının değişmesi sürecini de harekete koymuş olacaktır. Sözü edilen süreç başlayınca Sırbistan Anayasasındaki tüm eksikler de düzeltilmiş olabilecektir. Venedik Komisyonu Avrupa Konseyinin yetkili uzman hukuk organıdır. Büyük itibarı olmasına karşın kimseye Anayasa değişmesi yapmasını emredemez.
Hukukta oyunlara başvurarak Sırbistan Anayasasını hazırlamasına karşın Dr.Vojislav Koştunica bu konuda uzmanlığını buraya kadar geçiştirmiş bulunuyor. Çünkü oyalamalar sıraya gelince hukuk oyunlarında Venedik Komisyonunun çok daha büyük oyuncu olduğunu Karadağ halkoylamasında sonuçları milim milimine uydurmada da göstermişti. Venedik Komisyonu toplandı. Sırbistan Anayasasının eksiklerine işaret etti. Bundan böyle Sırbistan’a sadece küçük bir hamle yapmak işi kalacaktır. Hazırlayacakları bir amandmanı (değiştirgeyi) Sırbistan Kosova’nın koyulduğu Anayasanın maddeleri arasına sokarak Sırbistan Meclisinin alacağı bir karar ile Anayasaya eklenmiş olacaktır. BM’nin çıkardığı yeni X Rezolusyonu gereğince, “Kosova’yı Gözetimli Bağımsızlık mertebesinde kabul ediyoruz” dediklerinde iş bitecektir. Belgrat ABD Büyükelçisi Michael Polt B92 radyosuna yaptığı bir canlı mülakatta bir dinleyicinin sorusunu yanıtlarken konuyu böyle açıklamıştı. Gözüken o ki Sırbistan Anayasasından Kosova’yı çıkarmakta zorluk çekmeyecektir.
Galiba böyle bir şey oluyor. Kosovalılar temkinli, dikkatli ve utanarak haklarını isterken, Ortodoks dünyası hakemsiz futbol oynar gibi hile yapıyor. Katolik dünyası herkesin yüzüne bakarak istediğinde kuralları ortaya çıkararak kullanıp şike yapıyor.
Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın
v.1.4.6 © -
|