EVLENME
Evlilik tarihin ilk devirlerinden beri var olan ve insan hayatında büyük önem taşıyan bir kurumdur. Terim olarak evlilik, bir kadınla bir erkeğin, her türlü hayat şartları içinde sürekli bir birlik vücuda getirmek üzere birleşmesidir. Ailenin toplumsal yapının temeli olması, bu birliği sağlayan evlenme olayına evrensel bir karakter kazandırmıştır. Dünyanın her yerinde her aşaması bağlı bulunduğu kültür tipinin öngördüğü belirli kurallara ve kalıplara uydurularak gerçekleştirilen evlenme olayı, özellikle tören, adet, gelenek ve görenek bakımından zengin bir tablo çizmektedir.
Evlenmenin gerçekleşmesi için bir takım hazırlık ve aşamaların yapılıp izlenmesi gerekir. Evlenme aşamaları da dinsel ve büyüsel özlü işlemleri içermektedir. Her aşamada zengin töre, gelenek, görenek ve adetlerin uygulanması zorunlu hale gelmiş, adeta bunlar evlenmeyi yönetir ve yönlendirir olmuştur. Her toplum bağlı bulunduğu kültür kalıbına uygun belli kural ve kalıplara uyarak evlenme olayını gerçekleştirmektedir. Kosova’da da düğünle gerçekleşen evlenmeler yani bu ortak kültürümüz, süre ve uygulamalar bakımından, bölgelere göre bazı farklılıklar göstermektedir.
Evlilik kararının verilmesinden sonra yapılacak ilk iş damat adayı için eş seçimidir. Özelikle geleneksel kesimde eş seçimi özellikle erkeğin anne_babasının öncüllüğünde yapıldı. Son zamanlarda bu durumun yavaş yavaş değişmeye başladığı görülmektedir. Gençler ya doğrudan kendileri tanımak suretiyle evleneceği kişileri seçmekte ya da hep birlikte karar verilerek uygun eş seçilmektedir.
Toplumun geleceği, huzurlu aile tiplerinin kurulmasında ilk aşama olan evlenmelerin sevgiye, saygıya ve hoşgörüye bağlı olarak kurulması en çok arzu edilen evlenme şeklidir. Bu evlenme şekli, sağlıklı nesiller yetiştirilmesine vesile olacağından, evliliğin bireysel değil, toplumsal bir konu olduğu göze çarpar. Toplumların karakteristik özelliklerini, geçmişten günümüze ulaştıran en belirgin şekilde yansıtan evlenme usulleri ve düğün tören ve gelenekleridir.
Evlenme yaşı yörelere göre farklılık göstermekle birlikte önceleri 18-25 yaş arasında evlenmelerin en iyi olduğu bildirirken, günümüzde evlenme her yaşta geçekleştiğini söylemek gerekir. Yine geleneksel kesimde kızlar 18-20 yaş arasında evlenmekte kızlarla erkekler arasındaki yaş farkı 3-5-7 yaş arasında değişmektedir. Fakat eğitim görmüş gençlerde evlenme yaşı daha yüksektir. Genellikle erkeklerin askerliklerini bitirmeleri beklenir. Kızlarda evlenme yaşı erkendir. Ayrıca büyük kız dururken küçüğün evlenmesine izin verilmez. Evlenmelerde sıra gözetimi bazı yörelerde hala etkinliğini gösterirken son dönemlerde çoğu evlilikler yaşa ve bu sıraya bakmadan gerçekleşmektedir. Günümüzde biraz değişmesine rağmen evlilik konusunda kızın hemfikirliği de alınmaktadır. Son senelerde ise bu şart olarak ortaya çıkmaktadır.
Prizren’de bir evliliğin meydana gelemsi için eskiden olduğu gibi günümüzde de bazı adet ve geleneklerin yerine getirilmesiyle daha doğrusu Prizren’de düğün geleneği çeşitli aşamalardan geçmektedir nice ki:
Kız İsteme,
Söz Keseme,
Lişan (Nişan) değiştirme,
Çeyizlerin alınması
Kız İsteme
Prizren Türk toplumunda ve genelde Müslüman topluluklarında evliliğin ve ailenin oluşumu, oğlan tarafının kız istemesi ile başlamaktadır. Prizren’de bundan 60-70 yıl öncesine evliliklerin oğlan ve kızın birbirlerini görmeyerek gerçekleştiğini söylemek gerekir. Oysa son 30 senedir bunun tam tersi yaşanmaktadır. Oğlan ve kız özgür iradeleriyle yuva kurmaktadırlar. Kızın istenmesinden önce her iki taraf da birbirlerinin aile durumlarını soruştururlar. Bu araştırma veya soruşturma işlemi, genelde, saygın kişiler ve akrabalar vasıtasıyla gerçekleşmektedir. Karşılıklı soruşturmalardan sonra, ilkin erkek ve kız, sonra da erkeğin ve kızın aileleri birbirilerini uygun görürlerse oğlan tarafından kız tarafına misiçi gönderilir. Misiçi genelde dost olacak bu iki aileyi iyi tanıyan birinin olması gerekir. Misiçi genelde her iki ailenin akrabası olma yanında misiçinin her iki aile tarafından sevilen ve saygı duyan, dürüst, sözü dinlenen, bir kişi olmasına da çok dikkat edilir. Misiçi hem erkek hem de kadın olabilir. İkisi de bir arada olabilir. Burada bir ayrıcalık yoktur. Bildirdiğimiz gibi Prizren’de kız istemeye giden kişiye “MİSİÇİ” denir.
Misiçiler Pazartesi ve Perşembe günlerinde gönderilir. Kız evine giden misiçiyi, kızın babası ve annesi karşılar. Karşılıklı olarak hal-hatır sormalardan sonra, misiçinin hayırlı bir iş için geldiklerini bildirir, müteakiben de kahveler gelinceye kadar değişik güncel konulardan sohbetler açılır. Kahveler içildikten sonra asıl konuya geçilir. Misiçi, “Allah’ın emriyle Peygamberin kavliyle kızınızı istemeye geldik” derler ve böylece konu açılmış olur. Misiçi oğlan tarafının durumunu ve oğlanın meziyetlerini ballandıra ballandıra anlatır. Kız tarafı ise bütün bunları dinler. İlk defa gelen misiçiye kesinlikle bir cevap verilmez. Kız, eğer, verilmeyecek dahi olsa, yine, “gene gelin” denir. Nitekim Prizren’de özel bir durum vardır. Eğer misiçiye, haftaya gelin denilirse, kızı verecekler anlamına gelmektedir. Eğer biraz düşünelim derlerse kızı pek kolay vermeyecekler anlamına gelmektedir. Misiçi kız istemeye gittiğinde, beraberinde herhangi bir şey götürmez. Birinci defada cevap vermeyen kız tarafı, oğlan tarafını yine iyiden iyiye soruşturur. Misiçi ikinci defa geldiğinde konu artık malumdur. İkincide de cevap verilmezse kızın tarafı bu evliliğe razı olmadığı veya uygun görmediği anlamına gelmektedir. Fakat kızı vermeyeceklerine dair yine kesin bir söz söylemezler. Prizren’de kız istemek için bir sınır yoktur. Bazı durumlarda kızı vermemelerine rağmen misiçi birkaç defa aynı kızı istemeye gidebilir.
Söz kesme
Bazen kız isteme dönemi iki veya birkaç defa tekrarlanır. Bu gidip gelmelerde aile yakınları yanı sıra hatırı sayılır olgun kişilerde devreye girerler. Kız evi bütün bu gidip gelmeler sonunda ikna olup kızını vermeye razı olunca söz kesme günü tespit olunur. Söz kesme günü oğlan evinin en yakınları bir araya gelip misiçiye kızı verdiklerini bildirirler ve erkeğin evine “Yeşil Yaprak” denilen bir işaret veya bir havlu verirler. Misiçi avluyu aldıktan sonra erkek evine gider ve kızı verdiklerine dair bu işareti yani havluyu erkeğin babasına verir. Böylelikle söz kesme töreni biter. O akşam erkek evinde çalgılar eşliğinde büyük şenlikler yapılır. Kız evinde de şenlikler yapılır.
Söz kesimi bittikten iki hafta sonra karşılıklı olarak “Lişanlar” (Nişanlar) değişir. Bu lişan değişmesinde kız tarafı kaynana, kaynata ve diğer evin en yakınlarına çeşitli eşyalar götürürler: mintan (gölek), pijama, kumaş parçası vb. Erkek tarafı ise gelin olacak kıza 10 takım elbise gönderir. Lişanlar-nişanlar değiştikten sonra evlenecek olan kızın ve erkeğin resmi olarak nişanlı olduğu sayılır.
Evlenecek kızın ve erkeğin uzun zaman nişan altında kaldıkları durumunda Pirizren’de bu zaman için de vakte ve duruma göre erkek tarafından muhtelif adetlerin yerine getirilmesi gerekir. Kiraz zamanı ise, kız evine kiraz gönderilir, Üzüm zamanı ise Üzüm gönderilir, karpuz zamanı ise karpuz gönderilir vs. Bu zaman Hıdırleze rastlarsa, iki koyun veya koç ve 3.kg. kaymak ve 2 kg. şeker gönderilir. Bütün bu zaman için de kız ailesi tarafından kızın çeyizi hazırlanır.
Misiçi veya kız ve erkek ailesinin anlaşması üzere evlenme günü tespit edilir ve evlenme ve düğün yapılırsa düğün için diğer hazırlıkların yapılması konuşulur. Düğünden bir gün önce kız evinden çeyizler getirilir. Çeyizleri erkek tarafından erkeğin arkadaşları veya akrabaları alırlar. Kız evinden ise çeyizlerin alınmasında kız tarafı yardım etmez ve el uzatmaz. Kız çeyizi her şeyden ibarettir. Çok daha önceleri çeyiz kapsamında danteller yani “tenteneler” özel yer almaktaydı ki bu durum bugün de aynıdır. Kızın çeyizi genelde 5-10 kadar entari, sırmalı yelek, çitiyan, çitiyanın sırmalı ayak ucu, 5-10 ayakkabı, gece ve sabah kıyafetleri, takım elbiseler, banyo takımı, erkek tarafından gelen altın takıları, gelinlik, yatak takımları, mutfak takımları vb. Kız evinden alınan çeyizler erkeğin evinde yani gelin odasında bakılmak için serilir veya duvarlara asılır.
Prizren’de düğün telaşı en az bir hafta öncesinden başlar ve genellikle iki gün yani cumartesi - pazar gününe kadar sürer. Ana hatlarıyla düğünün “Kına Gecesi”, “Gelin alma”, “Zifaf ve düğün gecesi” ve “Gelin Yani” ile son bulur.
Zaman ilerledikçe eski düğün geleneklerimiz bazı yerleşim yerlerimizde eskisi gibi hâkimiyetini koruyarak, çoğu yerleşim yerlerimizde çağdaş toplumun etkisinde kalarak bazı uygulanmalarında farklılıklar oluşturmuştur, ama sönmemiştir. Çağdaş toplumun tesirinde kalmalarına rağmen bu nevi geleneklerimiz hala her günkü hayatımızın bir parçası olmakla birlikte, nesilden nesle aktarılarak günümüze kadar yaşatılmaktadırlar. Çünkü düğün geleneklerimizin, diğer gelenek, görenek, örf ve adetlerimizle birlikte yaşatılması, burada mevcut olan Türklüğün yaşatılması anlamını da taşımaktadır ve bura Türklüğüyle eşdeğerdir.
Bunun farkında olan Prizren Türk halkı hem çağdaş olmaktan hem de atalarından kalan bu geleneklerinden pek kolay vazgeçmez. Bunun en büyük kanıtı da bu geleneklerimizin hala her günkü hayatımızda capcanlı kalması ve uygulanmasıdır.
KINA GECESİ
Kültür değerlerimizin en önemli kısımlarından birini teşkil eden ve halk kültürünün pek çok unsurunun bir araya getirildiği düğün törenleri, insan hayatında dönüm noktası olan sosyal olaylarının başında gelir. Bu törenler içindeki kimi uygulamalar, yani gelenek-görenek ve adetler, yörelere göre değişiklik göstermektedir. Düğün törenleri içinde yer alan ve gelinin baba evinde kalacağı son gece yapılan geleneksel uygulamalardan en önemlisi ise hiç şüphesiz “Kına Gecesi”dir.
Kına gecesi adedi Türklerin vazgeçilmez bir düğün geleneği âdetidir. Düğünden önce kız evinde kadınlar ve kızlar arasında yapılan törene kına gecesi denir. Başka yorumuyla Zifaf gecesinden evvelki geceye kına gecesi denir. Kına gecesi âdeti, bütün Türklerde Türk-İslam geleneğinde; hem sağlık, hem güzellik, hem de törensel açıdan özel bir yeri olan kına, Türk inanç sisteminde adanmış olmanın da işaretidir. Bunun içindir “eşine kurban olsun” diye geline kına yakılır Hem bereket dileği hem de kına yakılan kişiye baht açıklığı sağlamak amacıyla, gelinin sağ avucuna bozuk para veya altın da konulur
Kına yakmağın eski İslam geleneklerinden biri olduğunu söylemek gerekir. Geleneksel toplumlarda kınanın eşleri birbirine sevgili yapmak amacı ile yakıldığı söylenmektedir. Kına aynı zamanda koruyucu özelliği ile karşımıza çıkmaktadır. Gelin ve davetlilerin ellerine yakılarak, evliliğin bir anlamda kutlanıp kutsanmasının sağlanması anlamını da taşımaktadır.
Kına gecesi çeşitli halk kültürü unsurlarından oluşmakla birlikte, bu gecede en çarpıcı uygulama ağıtlarla birlikte yakılan kınadır. Bu nedenle; hüzünlü, yanık makamla söylenen, “Kına Ağıtları” ayrı bir önem arz etmektedir. Çünkü düğünlerimizin tüm ağırlığı ve duygu yoğunluğu bu gecedeki kına yakma ve bu sırada gelini ağlatmak için söylenen ağıtlarla yaşanmaktadır.
Kına gecesinin bu bölümünde söylenen türkülerde farklı temalara yer vermekle birlikte, bu Türkülerde ağırlıklı tema ayrılık ve gurbettir. Gelin olacak kız için baba evinden ayrıldıktan sonra gidilen her yer, mesafe ne olursa olsun, artık “gurbet”tir. Bu nedenle, kına ağıtlarında çok yoğun olarak “ayrılık” ve “gurbet” teması işlenir. Yalnızlık, çile, gurbet, yeni yaşamın güçlükleri, üzüntü, sitem kına geceleri ile ilgili halk düşüncesinin türkülere yansıyan yönleridir. Kına gecelerinin vazgeçilmez unsurlarından biri de gelin adayını ağlatmak için söylenen türküler.
Prizren’de eskiden yapılan kına gecesi öncesi, gelin adayı olan kıza en yakın arkadaşları tarafından banyo yaptırılır. Kızlardan birisi gelin adayı olan kızın üzerine su döker, diğeri de sabun sürerek yıkamaya başlarlar. Banyo yapılırken yakın olan genç ve yetişkin kız arkadaşları hamamcığın yani banyonun dışında çember oluşturarak tatlı acıklı türküler söylerler. Banyo yapıldıktan kısa bir zaman sonra kına gecesi hazırlıkları başlar ve gelin adayı olan kıza kadifeden ayak bileklerine kadar uzanan kaftan türünde giysi giydirilir ve bir sandalyede oturtturulur. Dolayısıyla yapılacak olan kına gecesine kız tarafının yakınları, arkadaşları, komşu ve mahalle kızlarının yanı sıra oğlan tarafından davet edilen kadınların ve kızların da katılmaları ve gelmeleri beklenir ve tüm davetlilerin gelmesiyle kına gecesi başlar.
Gördüğünüz gibi gelin adayı o akşam bindallı denilen kadifeden ve işlemeli, ayak bileklerine kadar uzanan kaftan türünde elbisesini yani giysisini giymiştir. Selamlamalardan sonra gelen misafirlere erkek tarafından gönderilen kuruyemiş ve içecek yani gül şurubu ikram edilir ve kına yakılmadan önce şarkılar ve şu türküler söylenir ve gelin oynatılır:
Ramizem
Bir evler yasptırdım mori ramizem
Sazdan samandan aman aman sazdan samandan
İçine girilmez mori ramizem tozdan dumandan
Aman aman tozdan dumandan
Bir evler yaptırdım mori ramizem
Kalaya karşı aman aman kalaya karşı
Nasıl çıkacaksın morı ramizem babana karşi
Aman aman babana karşi
Olmam olmam olmam mori ramizem ben gelin olmam
Aman aman ben gelin olmam
Ben gelin olor isem ramizem koçiya binem
Aman aman koçiya binmem
Kovk Celin Hanım
Kovak celin hanım yürü aygın baygın
Bütün ayaktaşların senınlen dargın
Vallahi billahi ben dememişım
Açın cürdüm çazim agay çok begenmişım
Çazim aga çazim aga egrıtma fesıni
Sana alacaksık kurila kızıni
Vallahi billahi ben dememişım
Açın cürdüm çazim agay çok begenmişım
Kovk celin hanım süpür armut altıni
Sana kocan cetırecek fındık altıni
Vallahi billahi ben dememişım
Açın cürdüm çazim agay çok begenmişım
Kovk celin hanım yürü papuçlarlen
Seni alacaksık sıra sarhoşlarlen
Vallahi billahi ben dememişım
Açın cürdüm çazim agay çok begenmişım
Eğlence bitince gelin oturtulduğu yerden kaldırılır ve salonun ortasına oturtulur, başı da kına tülü denen kırmızı bir tül ile örtülür ve herkes yerine oturur. Daha sonra kına güzel bir tepside karıştırılır, çiçek ve mumlarla süslenir, genç kızlara da birer mum verilir. Önden kına tepsisiyle iki orta yaşlı hanım, arkasından da genç kızlar ellerinde mumlarla içli türküler söyleyerek geline doğru yürürler nice ki:
Mutfakta Trupçe
Mutfakta trupçe mutfakta trupçe
İnanasın hasan ağa celinın guguçe
Mutfakta lamba mutfakta lamba
İnanasın hasan ağa celinın alafranga
Mutfakta tava mutfakta tava
İnanasın hasan ağa celin alafranga
Alın Kızlar Posteçi
Alın kızlar posteçi ototralım bagdaş
Nice ayrılacaksın neziye kız kardaş
Aglaya aglaya yırtıldım
Şüçür çi babamdan kurtuldum
Sordom niçın aglay sordom niçın aglay
Anasından ayrılmış omon için aglay
Aglaya aglaya yırtıldım
Şüçürçi babamdan kurtuldum
Bizim Evde Keçi Kulagi,
Bizim evde bizım evde keçi kulagi
Hasan aga kaldıracak telli duvagi
Çık hasan aga çık nerde furun
Açın celir celin hanım deyesın byrun
Çık hasan aga çık nerde brazda
Açın celır celin hanım atasın arpa
Bizım evin arkası tahtaylen
Yarın cece cezdırecez sataylen
Bahçede kopardım kolomoci
Dayosi cetırecek telli koçi
Bahçeye attım igneleri
Patlasın celinın inceleri
Bahçeye attım halkalari
Patlasın celinın halalari
Çi setreni hasan aga üşümeyesın
Pek cüzeldır celinmız düşünmeyesın
Celini aldık dayrelylen
Anasıni kodok gayleylen
Celini aldık davullarlen
Anasını kodok tavuklarlen
Kızlar gelinin etrafında çember oluştururlar, hanımlarsa gelinin önüne çömelir. Kına yakılmasının başlamasıyla erkek tarafından gelen orta yaşlı bir kadın getirmiş olduğu iki adet altını da tepsinin bir kenarına bırakır. Kına gelinin iki avucunun ortasına sürülür ve altınlar sürülen kına üzerine koyulup bastırılır (evlendikten sonra gelin avucundaki bu altınları uğur ve bereket için her zaman özel bir yerde saklar). Bu sırada içli türküler söylenmeye devam edilir amaç ise gelini ağlatmaktır. Kına gecelerinin vazgeçilmez unsurlarından biri de gelin adayını ağlatmak için söylenen türkülerin içtenliğidir. Bu türkülerin içtenliğine dayanamayan gelin adayı mutlaka ağlar. Eğer ağlamazsa “kocada gönlü var” şeklinde yorumlanır ve arkadaşları tarafından ayıplanır. Bu durumda türkü eşliğinde şu oyunlar oynanır:
Olan Olan
Olan olan boynoma dolan
Kolom sana yastık saçlarım yorgan
Ne güzel olan hovarda çoban
Olanın anasi arap karısi
Ben olana kaçacam gece yarısi
Ne güzel olan hovarda çoban
Olana yaptırdım yeni çıtyanlar
Açın kovktom sabaylen yemiş sıçanlar
Ne güzel olan hovarda çoban
Yağmur Yağar
Yağmur yağar sana bana
Yerler içer kana kana
Anam anam canım anam
Sevışırlar anam ili canlar
Yağmur yağar yer yaşolor
Raki içen anam sarhoş olur
Anam anam canım anam
Sevışırlar anam ili canlar
Yağmur yağar ürpe ürpe
Kulagında elmas çüpe
Anam anam canım anam
Sevışırlar anam ili canlar
Yağmur yağar taş üstüne
Hep ne dersin baş üstüne
Anam anam canım anam
Sevışırlar anam ili canlar
Şahzo
Kalk gidelim mori şazo
O viran baglıga o viran baglıga
Toplayalım mori şazo
O misçet üzümi o misçet üzümi
Götürelim mori şazo
O viran anana o viran anana
Yandi kumanova tutuşti preşova
Prizrenın içinde halil bey hovarda
Kalk gidelim mori şazo
O viran bostana o viran bostana
Toplayalım mori şazo
O sivrek karpuzi o sivrek karpuzi
Cütüralım mori şazo
O tatlı anaya o tatlı anaya
Yandi kumanova tutuşti Preşova
Üskübün içinde halil bey hovarda
Daha sonra gelinin elleri beyaz tülbentle sıkıca bağlanır ve üzerine kırmızı renkteki kına eldiveni giydirilir. Gelin ağladıktan sonra kırmızı örtü açılır ve genç kız arkadaşları da kısmetleri açık olsun diye kendi ellerine kına yakarlar.
Gelin yerinden kaldırılır ve neşeli türküler eşliğinde oynatılır akabinde kına gecesine katılan ve eski oyunlarının oynamasını bilen hanımlar def (dayre)-eşliğinde (dairecinin çalmış olduğu) birkaç eski oyunu oynarlar, ardından diğer genç kızlar da bu oyunları öğrenmek ve ileride de yaşatmak amacıyla bu eski oyunculara eşlik ederler.
Oynanan oyunlardan sonra ilkin erkek tarafından misafirler uğurlanır, akabinde gelinin arkadaşlarının büyük bir bölümü de gider ve o gece sadece gelinin en yakın arkadaşları ve yakınları kalırlar. Böylece misafirlerin dağılmasından sonra birkaç saat süren kına gecesi sona erer.
Modern Kına Gecesi
Son yıllarda yerini bekârlığa ve veda partilerine bırakan kına geceleri yeni edinimleriyle birlikte yeniden moda. En ünlüsünden en sadesine kadar artık herkes bu geleneği yeni haliyle yaşatıyor. Eskiye olan merak artıp sıla özlemi tutkusu baş gösterdiğinden bu yana, zamanla unutulup giden gelenek ve görenekler de yenileriyle yaşamımıza girmeye başladı. On, on beş yıl önce yerini bekârlığa ve veda partilerine bırakan kına geceleri Batıya özenen gençlerin filmlerde gördükleri bekârlığa, veda partilerini, kendi hayatlarında uygulamak istemeleri, ele yakılan kınayı demode bulmaları, belki de en renkli geleneklerimizden biri olan eski kına gecelerinin unutulmasına.
Gelin Alma ve Gerdek
Gelini almadan önce kız evinde hazırlanan gelin, ev, mahalle ve yakınları tarafından misafirlerin gelmelerine kadar bakılır. Gelin uğurlamasına gelinin ailesi dışında akrabaları ve mahalleliler de gelirler. Erkek tarafından gelen misafirler arasında kaynana ve erkeğin akraba ve yakınları bulunmaktadır. Bu misafirlerle birlikte hoca, erkeğin babası ve az sayıda diğer yaşlı erkek akrabalar katılırlar. Gelin alma töreni müzik eşliğinde gerçekleşir. Gelin, oğlan evinden gelenler tarafından alınır.
Ertesi gün sabah erken gelin ve kaynana kalkar ve evde kilerine kahvaltı hazırlarlar. Bu arada kaynana geline evi ve evde kilerini tanıtır ve kime nasıl ve nice itap edeceğini bildirir. Örneğin kaynatasına Efendibaba, kendisine Anım ana, damattın büyük kız kardeşine Hanım abla, genç görümcesine serbest hanım, damattın kardeşlerine Efendi abi, küçük kardeşine küçük efendi ve başka itapları bildirir. Kahvaltı esnasında gelinin evdekilerle ilk temasında kaynana evdekileri tek tek tanıtır ve el öpülür akabinde bütün evdekiler geline almış oldukları hediyeleri verirler ki bu hediyeler genelde geline alınan altın yüzük, küpe, kolye, bilezik vb şeyler olmaktadır.
Bu merasimden sonra o günde yapılacak olan gelin yanı töreni için hazırlıklar yapılır ve o gün için gelinin yapması ve bilmesi gereken adetler ve durumlar öğretilir akabinde gelinin o gün için özel olarak saçı ve makyajı yapılır, çityan, gömlek, sırmalı yelek, yüzüne laden ve başına özel yapılmış olan laleler takılır.
Prizren’de eskilerden gelenek halini almış Düğün törenleri muhtevasında yer alan ve gelinin kocasının evinde geçireceği ilk gün “Gelin yanı denilen törenle başlar ve sona erer. Bu törene sadece erkeğin akrabaları davet edilir. Buraya kız akrabaları davet edilmez. Eski halk elbiselerini giyen gelin, tören yapılan salonun veya bahçeli avlunun başında oturur. Etrafında sandalyeler dizilerek davet edilen misafirler de giymiş oldukları halk elbiseleriyle otururlar, yanında da kaynana ve görümce oturur. Ortası boş kalan avlunun bölümüne yani oyunların oynanacağı yere hasır veya çilim döşenir.
Her gelen misafire lokum ve gül şurubu verilir, gelin ise her gelen misafirin elini öper. Çok ilginç olduğundan dolayı tam bir sanat niteliğini taşıyan gelinin el öpmek merasimi çok ilginç olduğundan dolayı eski Prizren düğün törenlerinin en önemli ve vazgeçilmez hususiyetlerinden biridir. Bu yüzden tören esnasında bazı misafirler ellini birkaç defa gelin tarafından ötürürler.
Def eşliğinde bu törende yani gelin yanına katılan kadınlara ait türküler eşliğinde eski Prizren kadın oyunları oynanılır.
Gelin yanı töreni sürünceye kadar, tören yapılan evin avlu kapıları açıktır ve herkes yani törene davet edilmeyenler gelinin güzel olup olmadığını görmek için içeriye girip kenardan gelin yanı törenini ve gelini bir süre seyrettikten sonra giderler. Gelin yanı sürüdüğü esnada oraya damat veya başka bir erkek gelemez. Gelin yanı bütün gün sürüdükten dolayı misafirlere öğlen yemeği de verilir. Öğlen yemeğinden sonra gelin evinden buraya sadece gelinin kız kardeşi gelir ve ablasının düğünü kutlar ve kendilerine çiçek getirir. Kısa bir ara gelinin yanında oturan kıs kardeşi daha sonra gelinle yalnız kalmak ve düğünün nasıl geçtiğini ve evde kilerinin onun beğenip beğenmediğini anlamak için bir ara oradan ayrılırlar ve gelinin odasına giderler. Ondan sonra alınan haberden sonra gelinin kız kardeşi oradan ayrılır.
Eski Prizren gelin yanı törenleri genelde günün son saatlerine kadar yani bütün misafirlerin dağılımına kadar sürmektedir. Ondan sonra gelin yine odasına biraz dinlenmek için gönderilir. Daha sonra yani akşama gelinin baklavası ve poğaçası getirilir ve akşama pazartesi olur ve gelinin bu baklavası yenilir ve gecenin geç saatlerine kadar ev sakinleri bir arada olup daha yakından tanışırlar ve düğünün iyi olup olmadığı yorumunu yaparlar ilkin damat ve gelin sonrada herkes yatmaya giderler ve böylelikle kocası evinde gelinin ilk günü denilen gelin yanı ile son bulur.