ÖLÜMLE İLGİLİ ADET VE GELENEKLER
Prizren halkının büyük bir kesimi çağdaş yaşamlarını sürdürmelerine rağmen hala atalarından kalan adet ve geleneklerin etkisi altındadır. Halkımızın geleneksel yaşamını oluşturan, ona öz ve biçim kazandıran ana davranış kalıplarının temelinde sayısız adet, inanma ve töresel işlem yatmaktadır.
Hayatın üç önemli dönemi doğum ve evlenmede olduğu gibi ölüm çevresinde de birçok inanma, adet, töre, tören, ayin, kalıp davranış, işlem yer almaktadır. Ölüm çevresinde kümelenen ve ölüyle toplum üyelerini kuşatan bu inanmalar, adetler, işlemler törenler ve kalıp davranışlar başlıca üç grupta toplanmaktadır. Ölüm öncesi, ölüm sırası ve ölüm sonrası şeklinde oluşan gelenekler dizisi kısaca aşağıda açıklanmaktadır.
Bir kişi öldüğünde evdeki insanlar tarafından yakında ve uzakta bulunan akraba ve yakınlarına haber verirler. Ölüm olaylarının duyurulmasının en doğal biçimi ölenin yakınlarının ağlamalarıyla olur. Olayı duyan komşular ölü evinde toplanarak, ölünün yakınlarının acılarına ortak olmaya, onları avutmaya, ilk hazırlıkları yapmaya yardımcı olurlar
Ölüm olayı kasaba içinde çok daha önceleri, camiden Salat-ü Selam okunarak veya telalar tarafından duyurulurdu. Son 35-40 yıl içinde ölüm haberi özel ölüm kyağıtlarının bandera veya kasabada mevcut olan özel ilan yerlerine, camilerin giriş kapılarına, ölenin çalıştığı iş yerinin veya fabrikanın kapısına ve başka yerlere asılarak bildirilmektedir. Bu kâğıtlarda ölenin adı, yaşı, ölüm tarihi ve cenazenin başlanacağı sokağın adı, cenazenin hangi camide ve hangi vakit namzla kılınacağı ve defnin tarihi yazılmaktadır. Sonunda acıyanların yani ölen kişinin en yakın aile üyelerinin adları yazılmaktadır.
Prizren’de cenaze namazları sadece Prizren’in Terzi Mahale ve Bayraklı camilerinde gerçekleşmekteydi. Fakat son zamanlarda cenaze namazları diğer camilerde kılınmaya başlandı. Ölen kişinin defnine çok uzaktan gelecek olan yakınları varsa ölenin defnedilmesi ancak bir güne kadar bekletilebilir. Ölüm haberini duyan kişiler ölen kişi için “Allah rahmet eylesin diyerek onu anarlar.”
Ölüm Sırası ve ölüme işaret olan belirtiler
Ölmek üzere olan hastaya can veriyor, can çekiştiriyor, canını teslim ediyor. Hastanın öldüğü ana ise, hasta can verdi, canını teslim etti denmektedir. Hasta rahat can versin diye, hasta beklenir. Hastanın başında kuran okunur, ağzı ara sıra ıslatılır veya su verilir.Hasta erkek ise erkekler bekler, kadın ise kadınlar bekler. Can çekişen hastanın yanından kalkılır, ölü son nefesini verirken hiç ses çıkarılmaz sadece Allah denir, kelime- i şahadet getirilir. Hastaya son nefesinde imanıyla gitmesi için kelime-i şahadet getirtmeye çalışılır. Getirebilen hasta cennetliktir. Hastanın yanında yakınları bulunur. Hasta konuşuyorsa son vasiyeti sorolur. Hasta yapabiliyorsa son vasiyetini yapar. Hastanın üzerinde ağır bir şey varsa o kaldırır, çarşaf gibi hafif bir şey ile örtülür ki ağırlık olmasın. Hastanın ağzında takma dişi varsa ölmeden onları alırlar. Hasta gözlerini tavana diker, ağzını açar, gözlerini tavana diktiğine, canı çıkar. Can ayaktan yukarı doğru çıkıyor, ayaklar donuyor, son nefesinde hasta ağzını açıp kapatıyor, son nefeste derin bir nefes alıyor. Gözü açık ölene dünyada gözü kaldı derler. Ölü doğan çocuğa melayike üçtü gitti derler. Hasta gülerek ölürse iyi sayılır, iyi insandı denir. Loğusa ölen için cennete gider denilir. Yanarak ölene çok günahı vardı “Allah bu dünyada onu yaktı derler.” Elleri açık ölene “cömertti, cennetlik” denir. Konuşa konuşa ölene rahat can verdi, iyi insandı derler. Hasta can verirken en yakınları kız, çocuk, torun bağırmasınlar diye dışarıya çıkarılır. Hasta evliise karısı ve ya kocası yanında bulunur.
Ölümden hemen sonra yapılan işler
Hastanın öldüğünden emin olmak için hemen damarlarına bakılır. Damarların durduğu el bileklerine bakılarak tespit edilir. Ağzına ayna yanaştırılır ayna terlerse nefes alıyor ve hala ölmemiştir denir, terlemezse ölümüştür derler, ayna yanı sıra mum da yakılıp hastanın veya ölenin ağzına yanaştırılır, alev oynarsa nefes alıyor denmektedir ve tersi.
Hastanın son nefesini verdiğinden 10-15 dakikadan sonra yastığı başından alınır, gözleri kapatılır, çene çemberle tepeden bağlanır ki ağzı açık kalmasın yani ölen güzel görünsün. Ondan sonra ölenin düşeği hazırlanır. Ölenin döşeğini erkek olsun kadın olsun ailede bu işi bilen yaşlı kadınlardan biri hazırlar. Bu döşek odanın ortasında yapılır ve buna cenaze döşeği denilir.
Cenaze döşeğinin yapılması için, yere bir battaniye atılır, üzerine temiz bir döşek, onun üzerine de daha bir bataniye üstüne de çarşaf serilerek hazırlanır, taşımak için de üç küçük bez de atılıp ölen onun üzerine yatırılır. Ölenin üzerine de temiz bir çarşaf onun üzerine de yorgan atılır. Kadınlara ise çarşafın üzerinden baş tarafına bir çember atılır. Ölünün ayakları bileklerinden bağlanır. Cenaze döşeğinde ölenin başı batıya çevrilir. Ölen bu döşekte yıkayıncaya kadar kalır.
Yıkayıncaya kadar döşekte olan ölenin taziyesine kadınlar gelir. Taziyeye gelen erkekler bu odaya koyulmaz aksine konak denilen eve koyulur. Ölenin yüzü genelde kapanıktır gfakat açık ta olabilir. Gözler Bismillah-i Rahmanirahim denerek güzelce kapatılır.
Erkeklerin üzerini erkekler, kadınların üzerini kadınlar çıkarır. Bu esnada çene ve ayaklar bağlanır. Kadının kalçaları da bağlanır ki kalçaları gevşemesin. Öleni düşeğe kadın ise kadınlar erkek ise erkekler koyar. Ölü şişmesin diye karnına bıçak koyarlar.
Ölünün öldüğü döşeğe ölü döşeği denir. Daha sonra ölü döşeği yıkanır ve atılır veya bir fakire verilir. Ölünün eşyaları ölü sahibinin ihtiyacı yoksa fakir birine verilir. Ölü erkekse cenaze evden çıkmadan önce ayakkabıları kapıya konur, ihtiyacı olan birisi alır.
Ölüm sonrası
Hastanın ölmesinin hemen ardından gömme için gerek dinsel, gerekse geleneksel bakımdan zorunlu olan hazırlıklara geçilmektedir. Bu hazırlık üç önemli işlemden geçmektedir: yıkama, kefenleme ve cenaze namazı olarak sıralayabiliriz. Her üç işlemin çevresinde dinsel olanların yanı sıra bir çok geleneksel adet ve inanmada kümelenmekte, Bunlar çoğu zaman da ön plana geçmektedir. Ölü hemen hemen her yerde elden geldiğince çabuk gömülmeye çalışılır. Hasta gece ya da sabah ölmüşse öğle namazına, öğleyin ölmüşse ikindi namazına yetiştirilir. İkindinden sonra ölenler o gece bekletilerek sabahleyin veya öğlen namazında gömülmektedir. Uzakta ki yakınlarının cenaze törenine katılmalarını sağlamak için ölüyü gömme zamanının uzatıldığı durumlar da olmaktadır.
Ölünün yıkandığı suya ölü suyu denmektedir. Ölü suyu normal yıkama suyu gibi hazırlanmaktadır. Suyun sıcaklığı elle kontrol edilmez, mestebe (saplı maşrapa) ile su alınarak dışarıda kontrol edilmektedir. Suyu çeşmeden iki kişi getirir, suyu getirenlerin abdestli olması gerekmektedir. Su iki kazanda hazırlanır. Birinde su kaynatılır diğer kazanda hazırlanır. Su elin yanmayacak bir şekilde ılık olarak hazırlanır. Yıkanmak için ölüyü odadan en yakınları kaldırır ve elde taşıyarak yıkanacak olan yere kadar götürüp teneşir üzerinde konuluır. Ölen alındıktan sonra ölenin yatağı kaldırılır ve kaldırılan düşeğin yerine tepsiyle un konulur ve hemen kaldırılır. Aynıca temelden de küçük bir taş çıkarılır döşeğin yerine konulur ve hemen alınır ve yine eski yerine konulur.Ölü mahalle Hocaları tarafından yıkanır. Ölü yıkanırken, yıkayana mahalle camiin müzini yardım eder. Bu kişi sadece hocanın dediği zaman cenazeye su döker. Cenaze yıkanırken yanında ölünün yakınlarından iki veya üç kişi bulurlar. Yıkama esnasında genellikle fazla kimsenin olmamasına özen gösterilir. Kadınları karı, erkekleri erkek yıkayıcılar yıkamaktadırlar. Kadının yıkandığı yere erkek, erkeğin yıkandığı yere kadın girdirilmez.
Ölünün gömülmeye hazırlanışı için gerekli olan ikinci işlem ölünün kefenlenmesidir. Kefenleme işlemi İslam geleneğine göre yapılmaktadır. Prizren’de kefenlik bezin rengi genellikle beyazdır. Eskiden kefen olarak çarşaf da kullanılırdı, günümüzde ise sadece beyaz hasse kullanılmaktadır. Önceden öelecek kişinin kefeni hazırlanırdı. Bugün ise hazırlanmış kefenler bütün malzemeleriyle satın alınmaktadır. Kefen alışverişini ölü sahibi yapmaz, bir akraba veya ölünün bir komşusu yapar. Kefen sekiz metre uzun çift genişlikte alınır.
Erkek kefeni: üç parça olur. Önce gömlek giydirilir, gömleğin uzunluğu boyundan dizin br karış yukarısına kadardır. Arkadan ve önden yaka kısmı makasla açılır. Bunun üzerinde ise, iki kat ayaktan ve baş kısmından 20 cm uzun olan kefen olur. Kefenin uçlarından ip ayrılarak baş ve ayak kısımları bağlanır. Erkeğin ahret gömleği dizlerine kadar olur. Yılan ve benzeri bir şeyler dokunmasın diye, “gafuri” kapta sulandırılarak pamukla ıslatılarak, cenazenin ellerine ayaklarına, koltuk altlarına ve parmak uçlarına konur.
Kadın kefeni: Cenazenin ayaklarından ve başından iki karış fazla olmak üzere makasla bir yer açılır sonra elle yırtılır, daha sona ahret gömleği hazırlanır. Ahret gömleğinin uzunluğu kadınlarda topuğa kadar olur. Kadınlarda ahret gömleği topuktan boyuna kadar ölçülerek, iki kat yapıldıktan sonra kesilir. Ahret gömleğinin tam ortasından baş geçecek kadar yaka açılır. Kadınlara başörtüsü ve bir de peştamal yapılır. Kadının arasına yarım metre genişliğinde, bir metre uzunluğunda üç kat olacak biçimde taret bezi konur. Sonra ahret gömleği giydirilir, yılan ve benzeri bir şeyler dokunmasın diye, “gafuri” kapta sulandırılarak pamukla ıslatılarak, cenazenin ellerine ayaklarına, koltuk altlarına ve parmak uçlarına konur. Kefenin üzerine de aynı kokudan serpilir.ahret gömleği giydirildikten sonra başına eşarp ve saçlar omuzlardan aşağı doğru indirilerek peştamal örtülür.
Kadın kefeni: taret bezi, ahret gömleği, eşarp, peştamal ve iki katta çarşafı kefen olmak üzere beş parçadan oluşmaktadır. Kefenin ayak ve baş kısmından üç yapılarak, kefenleme işlemi bittikten sonra ayaktan ve baş kısmından başlanır. Cenazeyi namahrem tutamaz bu kuşaktan tutularak cenaze mezara indirilir.
Ölünün kefenlenmesinden sonra içine konularak taşındığı sandığa tabut denmektedir. Prizren’de tabut genellikle çam ahşabından yapılır. Birer yanlarda, birer baş ve ayak ucunda ve bir de altında olmak üzere beş parçadan oluşmaktadır. Ölü kadınsa tabutun üzerine kapak konulur. Ölen erkek tabutuna kapak konulmaz özel olarak yeşil bir kumaş konulur. Genç ise tabutun üzerine çiçekler de konulur.
Cenaze tabuta konulduktan sonra tabut ailenin en yakınları tarafından alınır ev önünde konulan teneşir üzerine konulur ve taşınacak olan kollara bağlanır. Bu iş bittikten sonra Hoca tabuta yanaşıp oradaki cemaate: ey cemaat bu merhumu nasıl bilirsiniz, iyi bir insan mıydı? Hakkınızı helal ediyor musunuz? şeklinde sorular sorarak helallık alır, ondan sonra da fatiha okunarak tabut kaldırılır ve cenaze namazının kılınması için camiye götürülür. Camide ki musalla taşına konulduğunda yine oradakiler fatiha okurlar ve ondan sonra namaz kılmak için camiye girilir. Dışarda ki cenaze yanında su dolu bir şişeyi elinde tutan bir çecuk veya bir delikanlı bırakılır.
Ölüyü yıkama ve kefenlemeden sonraki üçünü işlem cenaze namazıdır. İslam dinine göre ölenin namazının kılınması için bir takım koşullar gerekmektedir bu koşullar genel olarak şöyle sıralanabilinir. Ölünün Müslüman olması, tabutun cemaat önünde olması, ölünün bütün vücudu veya başı ile beraber yarı vücudunun tabutun içerisinde bulunması, cemaatin ayakta bulunması, Cenaze namazı dört tekbirden meydana gelir. Musalla taşı üzerine konan cenazenin, önünde imam durur, cemaat de imamın arkasına sıralanıp cenaze namazını kılarlar.
Prizren’de genellikle cenaze namazı kılındıktan sonra tabut cemaat tarafından muslla taşından kaldırılarak mezarlığa götürülür. Cenaze götürülürken, tabutun baş tarafındaki sol kol sağ omuza alınıpbirkaç adım gidilmekte, sonra ayak tarafındaki kola geçilmektedir. Bu şekilde de biraz yürüdükten sonra baş tarafındaki sağ kol omuza alınır ve yine biraz yürüdükten sonra ayak tarafındaki kola geçilmektedir. Böylece tabut dört tarafından aynı zamanada tutularak taşınır. Ölen genç ise tabut altan da tutulur. Aynıca tabutun son kısmı yanı ölünün ayakları bulunduğu kısımda tutlur. Mezarlık uzak ise tabut arabayla da mezarlığa götürlülür. Cemat ise arkadan gider. Mezarlığa götürülürken cemaat pek konuşmaz, sigara içilmez, Konuşursa da az sesle konuşulur. Tabutun önünden geçilmez, geçilirse ölüye saygısızlık kabul edilir.
Ölü evinde öldüğü zaman önce ölünün boyu ölçülür. O ölçüyle mezar kazınır. Mezarın genişliği 90 cm olur, derinliği ise erkeğin göbek hizasına göre ayarlanır. Kadın mezarının derinliği de göğüs hizasına göre ayarlanıyor. Böyle bir ölçü yapılmazsa. Mezar iki metre boyunda, bir metre genişiliğinde ve göbek hizasına kadar kazılır. Kadınların mezarı mahremiyet durumları olduğu için hayvanlar çıkarmasın diye daha derin kazılmaktadır. Mezarı mezarcı kzar ve bunun için de çalıştığı şirkette maaş alır. Fakat buna rağmen mezarcıya da özel bir meblağ verilir.
Mezara mezarcılar dışında daha iki kişi iner. Bu iki kişi ölenin en yakınlarıdır: çocuğu, kardeşi, babası vb. Mezarda bulunanlar, sağ el altından, sol el üstünden üçü birden aynı anda cenazenin üzerinde bulunan taşıyıcı kuşaklardan tutarak kaldırırlar ve cenazeyi kıbleye doğru yönlendirerek once ayakları sonrada diğer tarafları mezara yatırılır. Mezara indirildiği zaman cenazenin kefen bağıyla bağlanan ayak ve baş bağları çözülür ki kıyamette ayakları, başı bağlı ve gözleri kapalı olmasın. Üzerine de tahta dizerler, bu tahtalara mezar tahtası denmektedir. Cenaze mezara indirildikten sonra iki kişi mezardan çıkar, sadece tahtaları dizecek olan mezarcı kalır. Tahtaların belli bir sayısı yoktur. Mezara dizmek için biçilen tahtalar artarsa onlar da mezarın içerisine atılır. Tahtanın üzerine de suyu tutacak özel bir örtü (sumpara) atılır. Bir ölünün tabutla gömüldüğü de mümkündür. Sonra da tahtaların üzerine kürekle toprak atılmaktadır.
Toprak atılırken kürek elden ele dolaştırılmaz yere bırakılır, bir sonra ki küreği yerden alır küreği elden almak yoktur. Mezar balık sırtı gibi toprakla kapatılır. Mezarın üzerine baş ve ayak ucuna birer olmak üzere iki ahşap mezar taşı konur ve şişeyle getirilen su da baştan uca kadar mezar üzerine dökülür. Kadın ve erkeğin taşı aynıdır yalnız mermer veya tahtadan yapılırsa kadın ve erkeğin taşı belli olmaktadır.
Mezar kapatıldıktan sonra cemaat oturarak hoca ve diğer dini kişiler tarafından üç külhüvalahi, bir elam ve eliflam süresi aradından da dua okunmasını bekler. Dua bittikten sonra cemaat kalkıp mezarlığın çıkışında sıralanmış olan ölenin en yakın aile üyeleriyle bir daha selamlaşarak başsağlığı dilerler. Mezarlıktan sonra ölenin evine gidilmez, sadece en yakın akarabaları gider ve orada az kalırlar, ondan sonra da dağılıp giderler.
Başsağlığı dileme sözün etkileyici ve yok edici gücünden yararlanarak, hem acıyı hem de yası azaltmaya yönelik bir adettir. Ölünün yakınları, tanıdıkları, dostları ölümle ilgili öteki adetleri yerine getirmeseler bile, kederli ailenin yasını paylaşmak ve ruhsal, yaşamının düzene sokmasına yardımcı olmak amacıyla başsağlığı dilemekte ölü sahibini bu acılı zamanında yalnız bırakmayarak onun acısını paylaşmayı Taziye veya başsağlığı ziyaretleriyle gerçekleştirirler.
Gmüldükten birgün sonra baş sağlığı ziyaretleri başlar ve üç gün surer. Baş sağlığına gidenler; Allah kalanlara ömür versin, Siz saoğolun. Allah sabır versin, Allah imanına sataştırsın, vb şakilde ki itaplerde bulunur ve moral verirler. Ziyaretçileri ölenin en yakın aile üyeleri ve akrabaları bekler. Ölenin en yakınları, çocuğu, babası, kardeşi vb. hemen konak denilen evin giriş kapısında konulan sandalyelerde oturtulur ve her geleni ayağa kalkıp bekler. Girenler bunu görünce bu kişilerin en yakın olduklarını anlar. Bu ziyaretler aynı zamamnda hem erkekler tarafında hem de kadınlar tarafında gerçekleşir. Ölenin en yakın kadın aile üyelerine ölümden hemen sonra başörtüsü takarlar ve öyle de misafirleri beklerler.
Prizren’de ölünün dinsel törenle ve yemekle anıldığı belli günler vardır. Bunların başında ölünün; yedisi, kırkı, elli ikisi, altı ayı ve senesi gelmektedir. Belli sayıların karşılığı bu günlere, söz konusu sayılara kazandırılmış, dinsel, büyüsel ve geleneksel niteliklerinden dolayı önemsenmişler, zamanla da çeşitli adet bünyelerine alarak gelenek haline dönüşmüşlerdir.
Ölümün yedinci günü mevlit okutulur ve gelen misafirlere yemek verilir. Bu mevlide ölenin yakın akrabaları, arkadaşları ve diğer saygın kişiler çağırılır. Mevlit dini görevlinin iştirak etmesiyle gerçekleşir. Mvlit öncesi ölen için Yasin okunur. Prizren’de ölenin ölümünün 40. gününde de mevlit okunur ve gelen misafirlere yemek verilir. Bu yemekler helvasız olmaz.
Ölümün elliikinci gecesinde de mevlit okunur, fakat iştirak edenler için yemek verilmez, sadece helva verilir. Yedinci gününde ölenin karnının şiştiğine, kırkıncı günde burnunun düştüğüne ve elliikinci günde de kemiklerinin eklem yerlerinin birbirlerinden ayrıldığına inanılmaktadır. Bu sayılı günler yanı sıra ölenin 6 ayı ve yılı da aynı mevlit okunarak kapatılır.
Ölümünden sonraki ilk Ramazan veya Kurban bayramında ölenin ailesi, akarba, dost ve arkadaşları tarafından yine ziyaret edilir. Son zamanlarda ölenin yedisi, kırkı, senesi vb ölüm dönemleri gazetede de çeşitli anmalarla anılmaktadır.
Prizren’de ölenin ardından yas tutulur. Yas yakınını kaybeden bir insanın bu olay karşısında duyduğu tepki, şaşkınlık, isyan ve acıdır. Toplumsal, ekonomik ve duygusal yönden, bağlı bulunduğumuz bir insanın kaybından duyduğumuz acı insancıl bir tepkidir. Başka sözlerle yas toplum tarafından bizim için önemli olarak tanımlanmış, insanların ve yakınlarımızdan birinin kaybıyla, duyulan acı ve üzüntüyü, toplumsal kalıplar içerisinde ifade etmektedir.
Prizren’de ölenin ardından yas tutmanın belli bir süresi yoktur, bu ölen kişinin durumuna göre farklılık göstermektedir. Bunları da genel olarak: ölenin yakınlığına, uzaklığına, genç ve yaşlı oluşuna, erkek ve kadın oluşuna, kişiliğine, toplumsal yerine, çevresine, sayılıp sevilmesine, ölüm biçimine göre sıralayabiliriz. Prizren’de en az yas 7 gün surer. Oysa genelde yas kırk gün sürmektedir, fakat bazen 6 ay ve bir yıl da sürmektedir Yas tutarken bir yere ziyaretçi olarak gidilmez. Yas tutanlar önceleri siyah giyinilirlerdi.
Ölümün yedinci gününe kadar kadar evin en yakın kadınları, eşi, kızları, kızkardeşleri, annesi, vb. Her sabah ölenin mezarını ziyaret edrler fatiha ve Yasin okurlar. Yedinci gün ziyaretinde toplanan 7 küçük taş ta mezarın üzerine konulur, dua yapılır ve su dökülür. Ölümün 40. gününde de toplanan 40 küçük taş mezarın üzerine konulur, dua yapılır ve mezar üzerine su dökülür. Kırkıncı günden sonra Prizren’de ölümle ilgili adetler sona erer.
|