Geriye baktığımda gerçekte eski Yugoslavya Sosyalist Cumhuriyeti’nin en son sakin yazı 1986 yazıydı. Bundan sonrası öyle hareketlere tanık oldu ki bu ülkeyi savaşa kadar sürükledi. Ondan sonrasında heyecan verici bir şey olageldi. Hıdrelleze yaklaşan ilkyaz günlerinde yeni bir kavram olarak ortaya çıkarılan söylemle terim olan ,‘Sözde tehdit altına olan Kosovalı Sırp ve Karadağlıların temsilcileri’ başkent şehri Belgrat yolunu tuttular. Öncesinde Kosovalılar da o zaman altı parçadan-cumhuriyetten oluşan YSFC’YE, Kosova’nın Yedinci Parça-Cumhuriyet olarak eklenmesini sokaklara dökülerek yapılan gösterilerde “KOSOVA CUMHURİYET” istediğini ortaya koymuştu. Kosovalı Sırplar tarih boyunca sık tuttukları bu yola başvurmuş, ayaklanmış, şikâyet etmiş ve hakkaniyet istemişlerdir. Bu kez başvuracakları adres çok tuhaftı. Ayaklandıklarını, şikâyetlerini ve istedikleri hakkaniyeti kime ileteceklerdi. Bu adresi Kosovalı Sırp ve Karadağlılar da bilemiyordu. Çünkü YSFC denen ülkede iktidarda Yosip Broz Tito’nun ülkeyi emanet etmiş olduğu yaşları oldukça ilerlemiş “Toplu Başkanlıklar”,ordudaki generaller vardı. Onlara konuyu aktarmaları yasaklı tabu bir konuydu. Ülkeyi alt üst edecek üç boyutlu eşli bürokrat Slobodan Miloşeviç hala sahneye çıkamamıştı. ‘Sözde tehdit altına olan Kosovalı Sırp ve Karadağlıların temsilcileri’ başkent şehri Belgrat’ta ayaklanma, şikâyet ve hakkaniyet isteklerini yirmi yıllık bir süre içerisinde iktidar tarafından lanetlenmiş “ulusun babası” Dobrica Çosiç’e başvurmaları mantıksal adres oluyordu. Kosovalı Sırplar ve Karadağlılar Dobrica Çosiç’i ağlama duvarı olarak seçtiler. Onlar uğruna Mareşal Tito’dan ayrılan Çosiç’ten başka Kosovalı Sırplar ve Karadağlıları anlayacak başka adresleri yoktu. Oysa Dobrica Çosiç aslında ulusuna parlak gelecekli bir yol seçebilecek zekâda değildi. Slobodan Miloşeviç yürüdüğü yolun sapık yol olduğunu fark edince YSFC Cumhurbaşkanı koltuğunu Dobrica Çosiç’e verdi ve Cumhurbaşkanı Dobrica Çosiç oturduğu koltuktan zekâsı yetmediği için düşüncelerinin gerçekleşir olmadığını fark edince herhalde yıllarca hayal etmiş olduğu Cumhurbaşkanı koltuğundan gerekçe göstermeden kendisi çekilmiştir.
Yukarıdaki girişte işaret etmiş olduğum Kosova konusunun başlangıcı ta 22.10.2007 tarihinde Viyana’da Temas Grubu uluslar arası Troyka arabuluculuğuyla Priştine ve Belgrat heyetleri üçüncü defa müzakerelerine kadar birçok toplantılar yapıldı. Viyana’da yapılan toplantıda, Kosova statüsü ile ilgili müzakerelerin devam etmesi için Troyka’nın 14 noktalık teklifi görüşüldü. Priştine Heyeti 22.10.2007 tarihinde yapılan müzakereleri “memnun edici” olarak değerlendirirken Sırp temsilcileri müzakerelerin “ağır” geçtiğini söylediler. Troyka’nın yaptığı açıklamada Kosova statüsü dolaysız müzakerelerinin 5 Kasım 2007 tarihinde Viyana’da devam edeceği bildirildi.
Yüz Yüze görüşmelerde iki şey ağır bastı Priştine,10.12.2007 tarihi müzakerelerin sonu olmalı derken, Belgrat, çerçeve 1244 Rezolusyonudur dedi. Troyka iki tarafa kendilerinin hazırlamış oldukları 14 noktalık dokümanı takdim ettiler. Bu doküman üzerine Priştine ile Belgrat’ın istişareye varacaklarını ummuşlardı ama umdukları gerçekleşmedi.
Belgrat ile Priştine müzakere takımları önüne sunduğu dokümanında Troyka “Belgrat’ın Kosova’da fiziki mevcudiyeti artık olanaksızdır” diye vurguluyordu. Günün birinde Sırbistan’da bazı insanlar ortaya çıkarak Sırp liderlere Kosova’nın Sırbistan egemenliği altına geri dönmesi şansı olmamasına karşın neden bu kadar çaba, güç ve zaman harcadıkları sorusunu mutlaka soracaklardır. Görülen o ki şu anda Kosova’nın birkaç hafta sonra mı, birkaç ay sonra mı birkaç yıl sonra mı bağımsız olacağını tam söylemek mümkün değil. Ama sağlam olan bir şey var, artık Sırp ordusunun, Sırp polisinin, Sırp bürokrasisinin Kosova’da olamayacağını sağlam söyleyebiliriz. Rusya BM GK’ de günde on kere veto verebilir. Ama o da Kosova’ya Sırp egemenliğini geri getiremeyecektir. Zaten Troykanın Belgrat’ın Kosova’da fiziki mevcudiyeti artık olanaksızdır” diye vurgulaması bunu doğrulamıyor mu? Bundan böyle Kosova uluslar arası yönetiminde olmaya devam edecektir ama Sırbistan’dan bağımsızlığı sürecektir. Kuzey Kosova’da bazı bürokrasi oluşumlarının yer almasına karşın Sırbistan’ın Kosova’da “sıfır” denetiminin olduğu iddia edilmektedir. Buna göre Kosova’nın hiçbir alanda Sırbistan’a bağlı olmadığını da görmek mümkün olmaktadır. Tek sözle Kosova Sırbistan’dan tam ayrı yaşamını yaşamaktadır.
Viyana dönüşü Kosova Başkanı Fatmir Sejdiu bu görüşmeleri “iki ayı dünyanın gösterisi” olarak niteledi. Belgrat kendi dünyasını Kosova’da geçmişi tekrarlamak çabası sunduğunu, Priştine dünyasının da gerçeklere saygılı olmayı ve uzun süreli olası çözümler dünyasını sundu diye dedi.
Müzakere başladığında iki tarafın Kosova’nın yeni statüsü üzerine kendi önerilerini açıklamalarını sürdürmeleri gerekiyordu. Bilindiği gibi bu sunuşlar daha New York’ta ilk yüz yüze görüşmeleri sırasında başlamıştı. O da Belgrat’ın “büyük otonomiyi” anlatması Priştine’nin de “iki bağımsız devlet olarak iki devlet arası anlaşmayı kapsaması” gerekiyordu. Bundan sonra ele alınacak tema da Troykanın 14 noktadaki önerisi gündeme gelmeliydi.
Viyana’da 22.10.2007 tarihinde yüz yüze görüşmelerde daha iki başka şey ağır bastı. Priştine,10.12.2007 tarihi müzakerelerin sonu olmalı derken, Belgrat, çerçeve 1244 Rezolusyonudur dedi. Viyana’da bu üçüncü raunt konuşmalarından sonra daha bir raunt müzakerelerin 5.11.2007 tarihinde aynı Viyana’da devam edeceği, ondan sonra da Kosova seçimleri nedeniyle bir ara verileceği duyumları vardı.
Priştine Heyeti Viyana’da Troyka ile yürüttüğü konuşmalardan memnundu. Çünkü sundukları dokümanda kendilerinin sundukları tavırların çoğunun Troykanın 14 noktalık dokümanı içinde yer aldığı kanısındaydılar. Bilindiği gibi Priştine Heyetinin pozisyonunun özü tekrarlayalım ”iki bağımsız devlet olarak iyi komşuluk ilişkileri” önerisinde yer alıyordu. Priştine bunu daha önceleri takdim etmişti. Priştine “Kosova’nın BM’de koltuğu olacak bağımsız ülke olmasını istediğini ve bunu da müzakere edilemez bir şey olarak” nitelemişti.10 Aralık tarihini de Belgrat ile Priştine arasındaki toplantıların son süresidir ve ondan sonra da bağımsızlığın ilan edilmesi ve uluslar arası topluluk tarafından kabul edilmesi zamanıdır demektedirler. Viyana’da 22.10.2007 tarihli toplantıda dokümandan başka gelecek toplantıları gündemleri üzerine de konuşulmuştu.
Arabulucu İschinger Troykanın sunduğu dokümanına cevap olarak Belgrat tarafı 14 noktaya cevabı içeren 14 noktalık kendi cevap dokümanını sundu. Daha ayan olayım dokümanı Troykanın her tavrına Belgrat 14 cevap verdi. Belgrat’ın verdiği cevaplardan en önemlisi Troykanın dokümanında 1244 sayılı BM Rezolusyonunun yer almamasına işaret edilmesi oluyordu. Belgrat 1244 sayılı Rezolusyonun yer almasının gereği kanısında olduklarını ve tarafların tek yanlı eylemden vazgeçmesi gereğinin yer almasını istediklerini ısrarla bildirdiler.
Oysa arabulucu Troykanın sunduğu dokümanında en önemli detay olarak “Belgrat artık Kosova’yı yönetemeyecektir” pasosu oluyordu. Belgrat “bunun böyle yazılması olamaz” diye kanısındaydı. Bunun yerine “istediği bölgeleri yönetebilir” yazılması gereğine işaret ediyordu. Bunun da anlaşmayla şekillendirilmesini istemekteydi. Priştine’ye de hangi bölümlerin verileceğini anlaşmanın içermesini yazılı belirtilmesini istemekteydi. Belgrat örneğin dış politika ve sınırları koruma üzerine ısrarla durmaktaydı. Bunu istemekteydi. Çünkü bu bölümler doğrudan Sırbistan’ın egemenliğiyle ilgili görülüyordu.
Görüldüğü gibi üçüncü raunt yüz yüze görüşmelerde de hiçbir karar alınmamıştır. Troykanın bazı üyeleri Ocak ayında kararların alınacağını evvelce bildirmek istiyor ve bu konuda açıklamalarda bulunuyorlar. BM toplantısında AB elçileri ile yapılan bir toplantıda Troyka üyesi Frank Wisner Kosova’yla ilgili açıklamalarında önemli kararların 2008 Ocak ayında alınacağını söylemiştir. Bir kez daha Wisner, Troyka arabuluculuğunda yürütülen müzakereler sonuç getirmezse, Martti Ahtisaari’nin Kosova’ya ait gözetimli bağımsızlık planını gerçekleştirmek gerekir demiştir.
Ruslar ve Sırpların 10.12.2007 tarihinden Troykanın görev süresi bittikten sonra da müzakerelerin devam etmesini sağlamak istedikleri bilinen bir gerçektir. ABD’nin buna karşı olduğu bilinmektedir. Böyle bir ötelemeye ABD’nin katılması düşünülemiyor çünkü böyle bir adımla ABD diplomasisi tamamıyla gözden düşmüş olacaktır.
KOSOVALI SİYASETÇİLER KOSOVA STATÜ GÖREVLERİ YERİNE KÖY KÖY DOLAŞIP OY TOPLAMA PEŞİNDELER
Viyana’da yüz yüze görüşmelerin üçüncü raundu sonrasında Kosova’da siyasi analistler şu anda müzakerelerin geldiği aşamada ellerinden geldiği kadar daha fazla AB ülkelerinde Kosova’nın tek yanlı bağımsızlığı ilan etmesi için lobicilik yapmaları gereğini vurgulamaktadırlar. Priştine ile Belgrat’ın Viyana’da görüşmelerinin neticesinin sorunu çözmek yerine krizin derinleşmesi olduğu görüşünü bildirmektedirler. Bundan böyle Kosova politik liderlerinin görevlerinin Kosova bağımsızlığı ilan edildikten sonra AB ülkelerini bunu kabul etmelerini inandırmak ödevleri olduğuna işaret etmektedirler. Bunu gerçekleştirmek için Kosovalı liderlerin oy peşinde Kosova köylerini gezecek yerde Avrupa ülkelerini gezmeleri ve tek yanlı bağımsızlığın ilan edilmesi sonrası destek sağlamaları seçenek gereğini göstermektedirler. Çünkü bundan başka yol kalmadı diyorlar. Yanı sıra Kosova Birlik Ekibinin de bağımsızlık ilanıyla ilgili kendi tavrını belirlemesi gereğine işaret etmektedirler. Görülen o ki Kosova statüsüyle ilgili tüm oyuncular sahnede yer alırken Arnavutlar bunun içinde en az yer almaktalar diyorlar. Oysa Kosova’nın kendi sözünün fikrinin söylenmesi için birçok kanıt ortada duruyor ve uluslar arası topluluk tarafından kabul edilmiş olan Kosova kurumları yoluyla bu insanların son pozisyonunun Kosova’nın bağımsız olması gereğini dile getirmeleri zamanın bir ihtiyacı olarak ortada durmaktadır demektedirler.
Kosovalı siyasi analistler Kosova kurumlarından ve insanları tarafından kamuoyuna açık olarak bu duruşun belirlenmesi yapılmazsa, o zaman müzakere masasında Kosova statüsü hakkında başka opsiyonlar da belirecektir diyorlar. Nihai Kosova statüsü hakkında yeni opsiyonlar Viyana’da takdim edilen Temas grubunun uluslar arası Troykasının önerisinde de görüldüğüne işaret etmektedirler.
Ve Kosovalı analistler Viyana’da Temas grubunun önerisi olarak arabulucuların masaya koydukları 14 noktalık önerileri yeni gerçeği,yeni durumu ve önerileri teşkil ettiğini iddia etmektedirler.Bu önerilerle birlikte birçok şeyler daha da anlaşılmaz duruma gelmektedir ve hala Kosova’nın siyasi statüsüyle ilgili ne olacağı bilinmemektedir. 1244 sayılı Rezolusyona saygılı olmak gerek mi,yeni rezolusyon lazım mı,yeni müzakereler ve yeni konferans lazım mı hala ayan değildir. Martti Ahtisaari’nin önergesiyle kıyaslanınca durum daha da anlaşılmaz olmuştur diyor Kosovalı siyasi analistler.14 noktalık doküman aslında Ahtisaari önerisinden vazgeçmek demektir diyorlar.Kosova statüsü çözülmezse Viyana’da sunulan bu en yeni doküman daha fazla durumu bileşik kılacaktır diye vurguluyorlar. Dikkatlı olarak Viyana’da sunulan bu 14 noktaya bakılırsa, tarafların bu noktalarla uzlaştıklarının denmesi istenmektedir.Oysa Kosova için en önemli olan egemenlik konusunun bununla daha sonraya ötelenmeye,sonraları çözülmesi kalıyor gibi duruma getirilmek istenmektedir.Bu durum ise Kosova’yı devlet midir değilmidir ikilemi durumuna getiriyor.Kosova devlet ise elinde hangi egemenliği var sorusunu da ortaya çıkarmaktadır.Baş sorun Kosova statüsü olduğuna göre konunun kuyruğundan değil başından çözülmesine başlanmalıdır diyorlar.
Troyka ise Viyana’da müzakere edilen bu 14 noktalık dokümanı ortak konuları bulmak denemesi ve müzakerelere destek olarak nitelenedirmiştir.Kosova statüsünün çözümü yolunu oluşturmadığını vurgulamışlardır.
Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın
v.1.4.6 © -
|