NATO Genel Sekreteri Jaap de Hoop Scheffer, bir dizi temasta bulunmak üzere Kosova’ya geldi. Genel Sekreter Scheffer'in, sonuç alınamayan statü müzakerelerinden sonra, özellikle güvenlik konusunda son gelişmelerle ilgili Kosova'da görev yapan Kosova Barış Gücü (KFOR) komutanlarından bilgi aldı. Scheffer'in bu temaslarını basına kapalı gerçekleştirdi. Genel Sekterer Jaap de Hoop Scheffer, NATO Barış Gücü bünyesinde 16 bin askerin görev yaptığı Kosova’yı 2007 yılında 4.kez ziyaret ediyordu.
Daha bir kez NATO Genel Sekreteri Jap de Hop Scheffer Priştine’de Kosova’da KFOR şiddete izin vermeyecektir diye beyan etmişti. Bu uyarı Sırplara da Arnavutlara da gönderiliyordu. Srebrenitsa’yı bilen Balkanlılar ve 17–19.03.2004 yılındaki Kosovalı Arnavutların isyanını hala unutmamış Sırplara BM birlikleri veya NATO’ya güvenleri sarsmış bulunmaktaydı. Bundan Scheffer Kosova’yı bu ziyareti sırasında KFOR komutanı, Priştine Müzakere Takımı, yeni Başbakan olacak Hashim Thaçi ve Kosova Sırpları temsilcilerinden Oliver İvanoviç’le görüştü. Bu sırada Scheffer görüştüğü taraflara bu duyarlı dönemde KFOR’UN Kosova’da kalacağını ve hiçbir türlü şiddete göz yumulmayacağını bildirmiş oldu. NATO’nun Kosova’daki tüm toplulukların, Kosova’nın dış sınır çizgisini ve ana trafik yollarında güvenliği sağlamaya devam edeceğini söyledi. Var olan gücümüz bunu gerçekleştirmeye yeterdir diye vurgulamış oldu.
NATO Genel Sekreteri Scheffer sürekli Arnavutlarla birlikte yaşamanın kaçınılmaz olduğunu vurgulayan Kosova ve Metohiya Sırp Liste Başı Oliver Ivanoviç ile de görüştü. Kuzey Mitrovica’daki uç kuvvetleri oluşturan Sırp siyasetçilerle görüşmedi. İvanoviç kamuoyuna Scheffer’in dediklerini aktarırken, Kosova sınırları ve ana yollarında güvenliğin sağlanacağı gibi ötekileri arasında Kosovalı Sırpların güvenliğine özel dikkat verileceğini söylemiş oldu. Schefferin güvenlik nedeniyle kimsenin Kosova’dan gitmemesi gerekirdi dediğini de vurgulayan İvanoviç siyasetçilerden uzlaşmalı çözüm bulmalarını da istediğini bildirdi. Ivanoviç açıklamasında Schefferden KFOR’un Kosovalı Sırpları istikrarsızlığa sürükleyecek hiçbir adım atmamasını istediğini de açıkladı. İvanoviç Schefer’e Kuzey Kosova’da istikrarsızlık beklemediğini aktarmış ve KFOR iki etnik topluluk arasında ayırma çizgisi oluşturulması için kuvvetlerinin oraya kaydırılmasının gerekmediğini de söylemiş olduğunu ve bugünlerde KFOR komutanının Sırp enklavlarını ziyaret edeceğini açıklamıştı.
MÜZAKERE TROYKASI: WİSNER, İSCHİNGER VE HARÇENKO
İlkin Kosova nihai statüsü çözümü konusunda 120 günlük görevlerini noktalarken arabuluculuk yapan Troyka Viyana’da 3.12.2007 tarihinde Temas Grubu üyelerine Belgrat-Priştine müzakereleriyle ilgili hazırladıkları rapor tasarısını takdim etti. Bilindiği gibi Temas Grubunu ABD, RUSYA, ALMANYA, FRANSA, İTALYA ve BÜYÜK BRİTANYA oluşturmaktadır. Toplantı kapalı kapılar arasında yapıldığı gibi yeri de gizli tutuldu.
10.12.2007 tarihi yaklaşırken, Troyka 3 Aralık 2007 tarihinde ilkin Belgrat’ı sonra da Priştine’yi ziyaret etti. Belgrat tarafına raporun çalışma şeklini teslim etti. Troyka aynı gün 10 Kasım 2007 tarihinde BM’ye takdim edeceği raporda müzakereler süresince Belgrat ile Priştine tarafının ortaya koyduğu önerileri içereceğini açıkladı. Wolfgang İschinger, Frank Wisner ve Aleksandar Bocan Harçenko Sırp resmileri ile konuşmalarda bulundu.
Sırp bakanlar Troyka üyelerine Vuk Jeremiç ve Slobodan Samardziç Kosova ve Metohiya üzerine görüşmelerin BM’ye 10 Aralık 2007 tarihinde sunulacak raporla noktalanması gerekmediğini ifade ettiler.
Troyka Belgrat’taki görüşmelerde 10 Kasım 2007 tarihinde kendilerinin görev süresinin biteceğini bildirdiler. 120 günlük bir sürede Priştine ile Belgrat arasında arabulucu görevi yapan Troyka’nın konuya farklı yaklaşımlarının olduğunu sonunda kendileri açıkladılar. Çünkü Troyka üyesi ABD temsilcisi Frank Wisner 10 Aralık tarihinden sonra “Kosova statüsü konusunu iki tarafın hükümetlerinin üstlenmesi kalmaktadır” dedi. Troyka’daki Rusya Üyesi Aleksandar Harçenko ise Kosova nihai statüsüyle ilgili kararı BM Güvenlik Konseyi’nin alması gerekir diyordu, AB temsilcisi Alman Diplomat Wolfgang İschinger ise daha esnek bir ifade olan Kosova statüsü üzerine konuşmaların “Kimi başka forumlarda sürdürülmesi olasılığı var” diyordu. Troyka tarafsızlık iddialarını gösterebilmek için müzakerelerde Belgrat ile Priştine takımlarını müzakerelere etkin katıldıkları için övmekle birlikte anlaşmalı çözüme ulaşamadıklarını da vurgulamışlardı. Troyka raporla ilgili İki tarafa da kendi duruşlarını bildirme hakkına sahip olmalarına karşın “kendilerinin bu önerileri kabul edebilir ama kabul etmeye zorunlu değildir” duruşu da yer alıyordu. BM’ye 10 Kasımda sunulacak raporda Kosova’nın gelecekteki statüsü önerisi yer almamıştı.
Belgrat liderleri ve müzakerelere katılanların bundan sonra da beklentilerinin raporda “Resmi Belgrat’ın Kosova’nın yeni statüsü üzerine devamlı yeni iyi öneriler getirdiğini Priştine tarafının bağımsızlık ve iki devlet arası ilişkilerden başka konular üzerine konuşmayı reddettiğinin” vurgulanmasını istemişlerdi.
Aynı gün 3,12.2007 tarihi akşamı Priştine’ye gelen Troyka Kosova temsilcisi Fatmir Sejdiu ve yeni Başbakan olacak Hashim Thaçi’nin de yer aldığı Kosova Müzakere Takımı üyeleriyle Kosova’nın gelecekteki statüsü üzerine konuştular. Troyka Priştine’de de Belgrat’ta dediklerini tekrarladı. İki tarafın ortak dil bulabilmeleri için tüm seçeneklerin dikkatle görüşüldüğü ve 120 gün süresince eskiye kıyasla görüşmelerin daha iyi bir havada gerçekleşmesine karşın anlaşmaya varılamadığını tekrarladılar. Raporu yazmakla ve BM’ye 10 Aralık 2007 tarihinde teslim etmekle Troyka çalışmalarını sonlandırmıştır diye daha bir kez vurgulandı. Priştine’de de 10 Aralık 2007 tarihinde rapor BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon’a teslim edilinceye kadar kamuoyuna bildirilmeyeceği yine vurgulandı.Konuşmalar sonrası Kosova Başkanı Fatmir Sejdiu çok kısa ifade verdi: Biz bu sürecin bittiğini ve bir yenisi için gerek duyulmadığı kanısındayız. Bizim duruşumuz bilinir, diye demişti.
19.12.2007 tarihinde BM Güvenlik Konseyi oturumunun gündeminde Kosova olacaktır. Tüm incelemeler BM Güvenlik Konseyinde iki çözümden birinin olacağı yönündedir. Doğrusunu söylemek gerekirse Filistin ile İsrail arasında gibi ya da Kuzey ile Güney Kıbrıs konusunda olduğu gibi “durum dondurulacaktır”, olacaktır. Bu arada ya da bundan önce Priştine tek yanlı bağımsızlık ilan edecektir. Çünkü yukarıda verdiğimiz örneklerden farklı Kosova’nın fiili durumu buna müsait ve konuyu kabul edecek en önemli dünya devletlerinin, ABD, Büyük Britanya gibileri bu olasılığın yolunu açmaktadır. Daha evvelden bazı işaretleri görmek mümkün olmaktaydı. Çünkü dünya diplomatları, uluslar arası topluluk temsilcilerinden yana kullanıma giren bir deyimi dillerinde ve beyinlerinde oturtmuş bulunmaktaydılar. Bunun İngilizcesi Unilateral declaration of independece günlük kullanımdaki kısaltması UDİ, Türkçesi de bir süredir kullanmakta olduğumuz TEK YANLI BAĞIMSIZLIK İLANI oluyordu. CUMA GÜNÜ 7.12.2007’DE TROYKA RAPORU MOOON’A TESLİM EDİYOR. Konuyla ilgili açıklama yapan Troyka’nın Rus üyesi Harçenko rapor uzun değildir ve Kosova statüsü ile ilgili hiçbir mesaj içermemektedir. Geride kalan dört aylık müzakerelerin gelişmesinin tarihçesini içermektedir. Harçenko Kosova’nın tek yanlı bağımsızlık ilan etmesi durumunda BM Güvenlik Konseyi böyle bir kararı iptal etmek zorundadır diyor. Buna karşın 4.12.2007 tarihinde Brüksel’de Kosova’nın bu dönem Başbakanı Agim Çeku tek yanlı Kosova bağımsızlığının ilan edilmesi mutlaka gelecektir diye beyan etti.
Bu arada ABD TAVRINI YİNELEDİ: ANLAŞMA OLMADIĞI İÇİN AHTİSAARİ PLANI UYGULANMALIDIR diye dedi. 5.12.2007 tarihinde ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tom Casey, bir kez daha denetimli bağımsızlık gibi Kosova’nın nihai statüsüyle ilgili Amerika’nın değişmeyen tutumunu yineleyerek, bu sonucun herkes için net olması gerektiğini belirtti.“Kosova statüsüyle ilgili tutumumuza gelince, biz çok net bir şekilde söyledik diyen Casey, Troyka ve taraflar arasında yapılan müzakerelerde bir anlaşmaya varılmaması durumunda en iyi yöntemin, Kosova için denetimli bağımsızlığın kapsandığı Ahtisaari planı ile devam edilmesi olduğunu ileri sürdü. ABD Sözcüsü Casey, Troyka tarafından müzakerelerin sonuçlandırılması ardından yeterince tartışmaların olacağını ve bu tartışmaların nereye götüreceğinin görüleceğini ifade etti.Casey, her şeye rağmen, bu sürecin sonuna gelindiğini ve herkes için net olması gerektiğini söyledi.
Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın
v.1.4.6 © -
|