|
KOSOVADAKİ GELİŞMELER: BALKANLARDA TÜTEN ATEŞ
Doç. Dr. Oya Akgönenç 21. Dönem Ankara Milletvekili
Kosovanın Yeri ve Önemi:
Kosova, Balkanlarda Sırbistan Cumhuriyetinin Güney kısımlarında yer alır. Güneyinde Aranavutluk ve Makedonya devletleri bulunurken; kuzeyinde Sırbistan Cumhuriyeti ve Montenegro yer almaktadır. Kosova, şimdilik Sırbistan Cumhuriyeti içinde özerk bir bölgedir ve aynı zamanda Balkan tarihi içinde çok önemli bir yere sahiptir.
Kosova, 1389 da Osmanlı Türklerinin Kosova ovasında kazandıkları büyük meydan muharebesi ile Balkanların yolunu açtıkları yerdir. Nitekim, Kosova ovası, 1998 de Sırp Aşırı Milliyetçi liderlerinden Slobodan Milosoviç’in büyük bir miting yaparak Sırp üstünlüğünü ve “Büyük Sırbırtanın Kurma” projesini başlattığı yerdir.
Bu girişim, 1995 yılına kadar Balkanlarda çok kan dökülmesine, eski ve güçlü Yugoslavyanın dağılmasına, Bosna- Hersekte 250,000’e yakın insanın ölümüne ve 20 yüzyılın sonuna doğru, Avrupanın orta yerinde müthiş bir soykırımının tekrarlanmasına sebep olmuştur.
Kosova , eski tarihilerden itibaren Arnavutların toprakları olarak bilinir.Kosova dahil, Yanya’ya kadar olan topraklar eski Arnavut krallığının toprakları olarak gösterilmekteydi. Bu yerler sonradan Sırp krallığının eline geçmiştir. Daha sonra, Osmanlılar buraları feth etmiş ve 450 yıl bu bölgeyi, güçlü bir idareci olarak isikrar içinde yönetmiştir.
Ikinci Dünya Savaşından sonra ise, bu bölge, Başkan Tito idaresinde de 45 yıllık bir Komünizm dönemi yaşamıştır. Bu dönem de oldukça sakin bir dönemdir. Ölümünden önce Tito, Kosovaya özerklik tanımış, bu maddeyi, hazırlattığı Anayasanın içine de koydurmuştur. Ne var ki Sırplar, Tito’nun ölümünden sonra bunu tanımamışlardır. Kosovada bulunan Arnavutlara daima eziyet etmiş ve sanki onların orada olmamaları icap ediyormuş veya Arnavutlar aniden o yerleri işgal etmişmiş gibi bir tavır içinde son derece huzursuz, haksız bir idare ile Kosovayı yönetmişlerdir.
Balkanlarda yakılan ateş:
Sırplar, 1991lerin sonundan itibaren 1995 yılına kadar Bosna-Hersek ve diğer yerleri savaş alanına çevirip, ateşe verdikten sonra Kosovalılar da bağımsızlık mücadelelerini arttırmış ve yıllarca bu uğurda büyük sıkıntılar çekmişlerdir. Sonunda Ibrahim Rugova’nın kurmuş olduğu Kosova Demokrat Birliği Partisi başarılı olmuş, ve zorla özerliklerini yeniden (yani, daha önceden kendilerine verilmiş olup, sonradan Sırp idaresi tarafından inkar edilen özerkliklerini ) ele geçirmişlerdir.
Bosna-Hersek savaşı Dayton anlaşması ile sona ermiş ve bugünkü siyasi durum ortaya çıkmıştır. 1991-95 arası çok kanlı savaşlar yaşanmış, özellikle Boşnak halkı büyük ızdıraplar çekmiş ve sonunda da kendi topraklarını üçlü bir idare içinde Sırp ve Hırvarlarla paylaşmak zorunda kalmıştır.
Eski Yugoslavyanın yerinde bu gün: Slovenya, Hırvatistan, Bosna-Hersek ve Sırp Cumhuriyetleri ile Eski Yugoslavya Makedon Cumhuriyeti bulunmaktadır. Son yıllarda MonteNegro (Karadağ) bölgesi de bağımsızlığına kavuşmuşdur. Kosova bölgesi ise hala bir çıban başı gibi kanamakta ve durum hergün gerginleşmektedir. Yine sessiz problem olarak devam eden Voyvodino ve Sancak bölgeleri mevcuttur.
Kosova da son durum:
Bugünlerde , Balkanlarda ki yeni krizin adresi Kosova bölgesidir. İşin içinde ABD, AB ülkeleri, UNMİK olarak bilinen barış güçü, Rusya ve özellikle Sırbistan girmektedir. Bu kadar çok aktörün karıştığı bu siyasi oyun sebebi ile de Kosovada büyük sıkıntılar yaşanmaktadır.
ABD, Avrupa Birliği ülkeleri ve UNMİK güçleri artık Kosovanın tam bağımsızlığına kavuşmasından yanadır. Yıllardır, yani1995’lerden beri orada bulunan UNMİK adeta bu durumun alt yapısını hazırlamışlardır.
Diğer taraftan, Sırbistan kesinlikle buna karşıdır. Bu konuda Rusyadan da destek almaktadır. Rusyanın yanı sıra Yunanistan ve Güney Kıbrıs Cumhuriyeti ile Ispanya da, Kosovanın bağımsızlığına karşı tavır almaktadırlar.
Sırplar tehdit ve Şantaj yollarını kullanarak isteklerini yaptırmaya ve Kosovada ki Arnavutların tek taraflı olarak bağımsızlık ilan etmelerini ve bunun da diğer devletlerce tanınmasını önlemeye çalışmaktadırlar. Sırpların tehditleri iki noktada toplanmaktadır:
1- Eğer Kosova (Arnavutlar veya Sırplar dışında herkes) tek taraflı bağımsızlık ilan ederse, Kosovanın Kuzeyindeki 100 bin Sırp da kendi bağımsızlıklarını ilan ederek missileme yapacaklardır.
2- Diğer taraftan, Bosna-Hersek içinde yaşayan ve Republika Srpska da bulunan Sırplar da bağımsızlıklarını ilan ederek Bosnadan ayrılacaklardır.
Tabii böyle olayların gerçekleşmesi Balkanların yeniden kana bulanması ve Bosna-Hersek, Makedonya ve Kosova dahil pek çok yörenin bölünmesi gibi bir tehlikeyi ortaya çıkartmaktadır.
Bu durum, kesinlikle Dayton uluslararası anlaşmasına da aykırı olup, yıllarca verilen emeğin boşa gitmesi, Balkanlar ve Avrupada istikrarın bozulması gibi durumlara sebep olabilir. Sırpların şantaj olarak kullandıkları husus da budur.
Ruslar, yeni politikaları icabı yeniden kendilerini büyük güç olarak kabullendirmek için hiç çekinmeden bölgesel oyunlara girmektedirler. Sırplar da buna güvenmektedir. Sırplar aynen Bosna-Hersek savaşında olduğu gibi hem Slav kardeşliğine (Rusyanın destek ve yardımı) hem de Ortodoks Kilisesi dayanışması ( Yunanistan ve Güney Kıbrıs) ve hem de benzer olaylardan korkan (Ispanya) gibi ülkelerin desteğine dayanarak bu şantajları yapmaktadırlar.
Kosova Seçimlerinin Analizi:
Diğer tarafta Kosovanın içinde de sıkıntılar mevcuttur. Orada Arnavutlar, Sırplar, Türkler bulunmaktadır. Politik dengenin ona göre kurulması gerekmektedir. Bu tarihi faktörler göz ardı edilemez. Halbuki burada çoğu zaman, hakkını pek alamayan taraf da, Türk gurubu olmaktadır. Son seçimlerde 120 kişilik meclise sadece 4 Türk millet vekili girebilmiştir.
17 Kasım 2007 tarihli seçimlerde katılım %43 gibi düşük bir oranda gerçekleşmiştir.Bunun en büyük sebebi de Arnavutların yıllarca beklemekten sıkılmış olup, seçimleri boykot ederek bunu göstermek istemeleridir.
Seçim sonuçlarına göre , bugüne kadar Kosova’daki tüm seçimleri kazanan İbrahim Rugova’nın kurucusu olduğu, Kosova Demokrat Birliği ağır bir yenilgi alarak, ilk defa seçimleri kaybetmiştir. Bir mukasese için, 2004 yılındaki seçimlerde oyların %45’ini alan ve 8 yıldır iktidarda olan Kosova Demokrat Birliği bu sefer oyların sadece %23 almış olması artık Kosovalıların bu partiye güven ve tahammüllerinin kalmadığının göstergesidir. Rugova ve onun partisi tamamen Batılıların aleti olarak görülmektedir.
Diğer taraftan, Kosova Kurtuluş Ordusu (UÇK) eski komutanlarından Haşim Taci’nin lideri olduğu Kosova Demokrat Partisi ise oyların %34’ünü alarak seçimin galibi olmuştur. Ama, yine de tek başına hükümet kuramamıştır. Hükümet bir koalisyon hükümeti olmak zorundadır. Partilerin sandalye sayıları şöyledir: Taçi'nin Kosova Demokrasi Partisi 37, ikinci sıradaki Kosova Demokrat Birliği 25, Yeni Kosova İttifakı 13, Dardania Demokratik Birliği 11, Lahey'de yargılanmakta olan Ramuş Haradinay'ın liderliğindeki Kosova Refah İttifakı 10 sandalye kazanmışlardır. Kosova'daki Boşnaklarin siyasi oluşumları Vakat Koalisyonu 3 ve Demokratik Eylem Partisi (SDA) 2 sandalyeyle Kosova Parlamentosu'nda temsil edilecektir. Sırplar’a gelince, sadece Kosova Anayasal Çerçevesi ile kendilerine ayrılan kontenjanla 10 milletvekili, diğer etnik topluluklar da 6 milletvekili çıkarabileceklerdir.Kosova Türklerinin tek siyasi partisi Kosova Demokratik Türk Partisi ise, milletvekili adayları arasında en fazla oy kazanan, Enis Kervan, Genel Başkan Mahir Yağcılar ve Müfera Şinik ile Kosova Parlamentosu'na girecektir. ilk defa seçime katılan Yeni Kosova İttifakı partisin den de Suzan Nobırdalı meclise girerek dördüncü Türk kökenli milletvekili olacaktır.
Burada sorulacak soru neden Kosova’nın ilk kurulan ve son seçimlere kadar en güçlü partisi olan Kosova Demokrat Birliği’nin seçimlerden yenilgiyle ayrılmış olmasıdır.
Bunun birçok sebebi vardır:
1- Bunlardan en önemlisi: İbrahim Rugova’nın ölümünden sonra ortaya çıkan parti içi otorite boşluğunun doldurulamaması ve bunun sonucunda ortaya çıkan ayrılıkcı gurupların oluşması.
2- Haşim Taci’nin, seçim kampanyası dönemince yaptığı,”Kosova’nın 10 Aralık’tan sonra bağımsızlığını ilan edeceği” yönündeki açıklamalarının, Kosovalı seçmenlerin büyük ölçüde etkilenmiş olması. Halk oyları ile bu bağımsızlığın sonuçlarına katlanmaya hazır olduğunu göstermiştir. Hem olası bir çatışma durumunda Kosava’nın bütünlüğünün muhafazasının ve hem de Sırpların yoğun olarak yaşadığı Kuzey Kosova’nın, Kosovadan ayrılmaya kalkmasının engellenmesinin, eski komutan, Haşim Taci'nin sağlayabileceğine inandıklarını oyları ile belirtmişlerdir.
Kosovada seçimlerin dışında ki diğer sıkıntılar:
1- Kosovada, son yıllarda rüşvet çok yaygın hale gelmiştir.
2- Belki de ekonomik sebeplerle, Kosovalı genç kızların çoğu Amerika başta olmak üzere UNMIK askerleri ile evlenmek için can atmaktadır. Kosova adeta Batılılar tarafından gayri ahlâki işlerin yapıldığı bir merkez haline getirilmek istenmektedir. En azından halkın algılaması bu yöndedir.
3- Avrupalı ve Amerikalı Misyonerler, %80-85 oranında Müslüman olan halkı, Hıristiyanlaştırmak için hummalı bir çalışma içindedirler. Bu durumlar ciddi endişe ve tepkilere sebep olmaktadır.
4- Kosova nüfusunun % 52,5 gibi büyük bir çoğunluğu 18 yaş ve altı gençlerden oluşmaktadır. Bu gençlere gerektiği gibi iyi eğitim verilmemektedir, ahlâki değerleri kafi derecede pekiştirilmemekte ve büyük bir maddiyatçılık öne çıkmaktadır. Bu da endişelerin çoğalmasına sebep olmaktadır.
5- Kosovalı Arnavutların tek taraflı bağımsızlık ilan etmesi halinde,
a) Bosnalı Sırplar, Bosna-Hersek Federasyonundan ayrılarak Republica Srpska’yı Sırbistana bağlayacaklarını belirtmektedirler,
b) Bu durumda Kosovanın kuzeyinde ki Sırplar da ayrılmak istemektedirler.
b) Balkanlarda yeni bir savaşın başlaması ihtimali de sürekli artmaktadır.
Politik İhtimaller:
ABD, Avrupa Birliği ülkelerinin büyük çoğunluğu ve UNMİK yetkilileri, Kosova’nın bağımsızlıktan yana tavır sergilemektedirler. Diğer taraftan, Rusya, Sırbistan, yunanistan, Güney Kıbrıs ve İspanya gibi ülkeler buna karşı çıkmaktadırlar. Rusya, Kosova'nın durumuyla Gürcistan'ın içindeki Osetya ve Abazya'ya arasında doğrudan paralellik kurmaktadır. Güney Kıbrıs, KKTC’yi örnek göstermekte ve İspanya da Bask bölgesinden endişe etmektedir. Benzer durumdaki başka bölgelerin de Kosova örneğinden yola çıkarak bağımsızlık istemeleri muhtemel bir durum olarak gösterilmektedir.
Her ne kadar ABD ve AB’nin en güçlü üyeleri, Kosova’nın bağımsızlığını ilan etmesi durumunda, tanıyacaklarını ilan ettiyseler de, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin kararı olmadan Kosova’nın bağımsızlığının uzun süreli olmayacağı ve sadece yeni bir kriz bölgesi oluşmasına sebep olacağı gibi görünmektedir. Çünkü, 10 Haziran 1999 tarihli 1244 sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararıyla Kosova’da Birleşmiş Milletler idaresi kurulmuş ve Sırbistan’ın bu bölge üzerindeki egemenliği "de facto" (fiili olarak) olarak kaldırılmış bulunmaktadır. Bu nedenle, Kosova’nın nihai statüsü ile ilgili karar, ancak BMGK de kabul edilecek yeni bir kararla mümkündür.
Portekizde toplanan AB devletleri Yunan ve Rum baskıları ile Kosovanın bağımsızlığını tanımama yolunda bir eğilime girmişlerdir. İşin içinde Müslüman bir devletin daha olması olunca, AB’nin hakiki tutumunu izlemek kolay olmaktadır. Kosovanın bağımsızlık hedefinde daha uzun bir yolu vardır.
Avrupada tüten duman’ın aleve dönüşmemesini temenni ederiz.
Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın
v.1.4.6 © -
|