|
Mitrovica çarşısında gezerken Türk olduğumuzu anlayan bir kadın Hasan Sağlam’a yaklaşarak hoş geldiniz diyor ve ardından ekliyor. “Buraya kitap gönderin çünkü her kitap bir mesajdır” diye altını çiziyor. Hasan Hoca yemeğe oturduğumuzda heyecanla aralarında geçen konuşmayı anlatıyor. Kadının kendisine Türkçe hitap etmesine hem şaşırmış hem de kitap talebi içini yaralamış anladığım kadarıyla.
Yemekten sonra annemin doğduğu köy olan Prekaz’ a doğru yola çıkıyoruz. Prekaz köyü Drenica bölgesinin kalbi sayılır. Tarih boyunca Sırplar’a karşı en büyük direniş bu bölgenin Arnavutları tarafından gerçekleşmiştir. Bu bölge Arnavutlarının diğer bir özelliği ne yazık ki Türkiye ve Osmanlı’yı yanlış tanımalarıdır.
Türkiye; uzun yıllar boyu sadece Türklerin yaşadığı Prizren, Mamuşa ve Priştina’da faaliyet göstermekle en büyük hatayı yapmıştı. Şimdi bu hatadan dönülüyor. Faaliyet alanı Arnavut yoğunluğu olan bölgelere doğru genişliyor. Doğrusu da buydu zaten. Özellikle diyanet teşkilatının bu bölgede yoğun bir çalışma yapması lazım.
Ülkemiz; Vatikan’ın yoğun propaganda yaptığı Drenica bölgesinde faaliyetlerini arttırıp kendini doğru tanıtabilirse, yıllardır körüklenen Arnavut- Türk düşmanlığını bir anda bitirebilir. Kosova faaliyet programını hazırlayanların bu konuyu dikkatle incelemelidirler.
Prekaz çocukları, biz gelince Cami avlusuna toplandılar. Dedem Zeynullah Prekazi, bu camiyi yaptırarak arazisiyle birlikte köye hediye etmiş. Hatıramız olan ahşap ve iki katlı olan Prekaz Camii, Sırplar tarafından yakılmıştı. Savaştan sonra betonarme olarak yeniden inşa edilen camide vakit namazını kılıp, Skenderaj’a doğru yola çıkıyoruz.
Âdem Jashari (Yaşari) Sırplara karşı verilen mücadelenin sembol ismi. “Ushtria Çlirimtare e Kosoves (UÇK) - Kosova Kurtuluş Ordusu” ve Kosova’nın halk kahramanı. Sırp ordusu tarafından kuşatılan Âdem Jashari ve ailesinden toplam 36 kişi, 6 Mart 1998 tarihinde şehit edilir.
Sırp ordusunun üç gün boyunca kuşatma altına aldığı ve en sonunda bombaladığı ev koruma altına alınmış. Ziyaretçi defterini imzalayıp birkaç hatıra fotoğraf çektikten sonra tören alanına dönüştürülen Jashari ailesinin mezarlığını ziyaret edip Pej( İpek)e doğru yola koyulduk.
Osmanlı’nın adını verdiği “İpek” kentine; Boşnaklar Pec, Arnavutlar Pej(Pey) derler. Karadağ (Monte Negro) sınır kenti olan İpek çok canlı bir şehir. Dağların ihtişamlı görüntüsü kartpostal gibi şehre yansıyor. 2656 Zerovica ve 2377 metrelik Streoc zirvelerinin dibine kurulmuş olan İpek, Kosova’nın en zengin şehirlerinden biridir.
İstiklal Marşı şairimiz merhum Mehmet Akif Ersoy’un babası bu şehirde doğmuş bir Arnavut’tur. Türk ve Arnavut ırkçılığına karşı en büyük cevabı Mehmet Akif zaten vermektedir. Kültür Bakanlığı katkılarıyla, Logos yayıncılık tarafından Makedonya’da Arnavutçaya ilk defa tercüme edilen “Fletet” (Safahat), ümid ederim yeni bir devrin müjdecisi olur.
Bajrakli(Bayraklı) Camiinde ikindi namazlarını kıldık. Sırplar özellikle İpek kentinin tarihi ve kültürel dokusuna çok büyük zarar verdiler. Osmanlı’nın izlerini silebilmek için yakılmadık Cami, tekke, medrese, bırakmamışlar. Sadece İpek’te Osmanlı’ya ait 33 Camii, 1 medrese ve 1 Hamam’ı yerle bir etmişler.
Yapıldıkları tarihler ilginizi çeker mi bilmem? Çarşı Camii(1471) Defterdar Camii (1570) Hamam Camii (1587) Kurşunlu Camii (1577). Tarihlerini yazmadığım diğerleriyle birlikte Allah’ın evi olan secde mekânları 1999 yılında Sırp barbarlığının kurbanı oldular.
Rehberimiz eşliğinde İpek’teki kutsal mekânlara hızlı bir ziyaret turu atıyoruz. Akşam olmak üzere. Tarifi mümkün olmayan bir duygu, karabasan gibi üzerime çullanıyor. İçim acıyor. Şehri gölgeleyen dağlar üzerime geliyor sanki. Akşam namazını eda ettiğimiz camiyi İtalyanlar onarmışlar. Hâlbuki biz onarmalıydık ata yadigârı emaneti. Libya’da Ömer Muhtar’ı asan İtalyanlar, Kosova’da Osmanlı Camiini neden onarsınlar? Neden?
Vatikan ve Caritas, buraya bizden önce gelmiş. Prizren ve Mamuşa’dan kafasını çıkarmayan dönemin “monşer” zihniyetli Türk politikası, İpek’te iflas etmiş. Ak Parti hükümeti ve Dışişlerinin, Balkanlardaki Osmanlı İslam eserlerini sahiplenmeye başladığını görmek içimi biraz da olsa ferahlatıyor.
Karanlık iyice bastırdı. Dönüş yolunda iki saat boyunca Hasan Hoca ile kanayan yaramız Balkanları konuşuyoruz. At sırtında buralara kadar gelip “İslam ve medeniyet” getiren Osmanlı’yı bir kez daha rahmet ve minnetle yâd ediyor ve bir şey yapamamanın getirdiği eziklik altında susuyoruz…
Resim1: Âdem Jashari’nin evi- Prekaz
Resim2: Osmanlı Hamamı- İpek
Resim3: Koruma altına alınan evler
Resim4: 1999 yılında yakılan Defterdar Camii
Resim5: Âdem Jashari’nin evinin dıştan görüntüsü
Resim6: TMK tarafından korunan Jashari aile mezarlığı
Resim7: İpek 8 Mart İlkokulu CARITAS tabelası
Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın
v.1.4.6 © -
|