Dünyada kaç yazara nasip olmuştur böyle bir yazı yazmak? Şu an yaşayan kaç kişi vardır, bağımsızlık psikolojisiyle hercümerç olan? Duyguların düşünce olup söz bulması epey zor. Anlatmak o kadar kolay değil ki…
Ne oldu; ne olacak şimdi?
Balkanlar’da yeni bir devlet kuruluyor; bağımsızlığını ilan eden yeni bir cumhuriyet… Hadisenin birçok yönü var. 17 Şubat 2008’de meclisimizde ilan edilen bağımsızlık, aslında çok fazla şeye delalet ediyor.
Dünyaya, “Ben artık bağımsızım, Kosova Cumhuriyeti’yim” diyen ilanın oluşumu eskilere tekabül etti. Ben hikâyeye 1912 ile beraber başlama eğilimindeyim. 1912 ve öncesi, Kosova’mız için farklı bir sürecin devridir. Dilerim bu yeni dönem, 1912’de yarım kalan, yarım bırakılan bir sürecin şimdiki devamı olur.
Kosova, uzun bir geçmişe sahip coğrafyalardan biridir. Bu uzun tarihî süreçte Osmanlı Devleti’nin biraz öncesinde başlayan zaman dilimi önemli ve hayatî bir dönemdir. Açık olan bir gerçek bize Kosova’nın en güzel ve müreffeh dönemini Osmanlı devri olarak göstermektedir. On dördüncü yüzyılla beraber Kosova rayına oturmaya başlar. Bundan öncesinde de düzgün dönemleri olmuştur ama bugüne bağlantısı açısından bakıldığında, on dördüncü yüzyıldan 1912’ye kadar geçen zaman, Kosova’nın düzenliliği açısından önemli olmuştu.
Şimdi bağımsızlık geldi. Kosova Cumhuriyeti dile geldi.
Dile gelen Kosova Cumhuriyeti, birçok açıdan ilkleri başarmalı ve yerini pekiştirmelidir. Kosova için, başka zor bir dönem daha başlıyor artık. Bağımsızlığımızın ilanıyla beraber başlayan yeni döneme bakınca, geçmişimizdeki bazı gerçeklere değinmek ve bu gerçekleri iyi anlamak durumundayız. Şu anki Kosova’mızın durumundan hareketle ortaya çıkabilecek gelişmeler, mevcut etnik yapıların uyumuna da bağlı olacaktır. Kosova’da nüfus olarak ilk sıradaki Arnavut halkı Osmanlı devrinden itibaren (Osmanlı öncesine değinmiyorum çünkü, bizi etkileyen kısım bu dönemdir) her zaman Osmanlı Devleti’nin yapılanmasında ayrıcalıklı ve özel bir konumda olmuştur. 1912 ile beraber gelen felaketli birkaç yılın öncesine kadar Arnavutlar, Osmanlı Devleti’nde Türklerin konumlarının bir kolunu teşkil etmişlerdir. Bugün iyice anlaşılması ve düşünülmesi gereken bu konu, Kosova’mızın geleceği açısından ortaya atılacak hareket planlarında önem arz ediyor. Balkan Savaşı yıllarında, dış kışkırtmalar ve sıkıntılar sebebiyle Osmanlı Devleti’nin sadık halkı Arnavutların bir kısmı (özellikle Müslüman olmayan Arnavutlar başta olmak üzre) devletlerine sırt çevirmeye başlamışlardır. Osmanlı sonrasındaki dönemde ortaya çıkan kısmî çatışmanın temelinde de bu dönem ve anlayış vardır.
Geleceğin Kosova’sı, içinde yaşayan bütün halkların huzuru ve mutluluğuyla yükselecektir. Bu halklar içinde din birliği çok ama çok önemli bir etken olmalıdır. Geçmişteki ortak Osmanlı kültür geleneği, geleceğin müreffeh Kosova’sı için anahtar görevindedir. Yugoslavya dönemi geçti, Sırbistan dönemi geçti ve artık baş başayız. Kendimizle kaldık. İşte cumhuriyetimiz. Bundan sonrası tamamen bizlerin elinde olmasa da, süreç bizim tarafımıza doğru gelişmek zorundadır. Bizim zihnimiz ağırlıklı olarak ne yönde çalışır ve iş görürse, ülkemiz de o yönde gelişecektir.
Yeni mavi bayrak, aslında Kosova’nın muhtemel geleceği açısından fikirler veriyor. Yıldızların anlamını iyi okumak lazım.
Henüz çok erken ve ben bu satırları yazarken Kosova’mız, girdiği yeni sürecin daha ilk saatlerindeydi. Süreci ve gelişmeleri görecek ve ona göre yorumlayacak, ona göre hareket edeceğiz. Allah yar ve yardımcı olsun. Avrupa’da oluşan bu yeni cumhuriyet, çok özel bir konum arz etmeli ve bazı özlemlerimizi giderecek bir tarzda gelişmelidir.
Türkçenin resmî dillerinden biri olduğu ve Türklerin hak sıkıntılarının kalmadığı güzel bir Kosova’ya…
Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın
v.1.4.6 © -
|