Maraş, kente Ak derenin girişinde Hisar boğazının başlangıcında bulunan bir yerdir.Burası çok eskiden beri tarihlere karışmış, çağların yükünü taşımış ve onların dert ortağı olmuştur. Bu yüzden her taşının altında tarihleri saklayan kutsal bir yer niteliğini kazanmıştır. Maraşın asırlar boyunca bütün dertlerine derman olan biricik tanığı koca çınar ağacı ve onun karşısındaki camidir.
Maraş ve Osmanlılardan kalma kalenin karşısındaki yoldan uzanan kayalığın bir tepesine halk Daltulum ismini vermiştir. Kasımbey deresinin hemen üstünde bulunan bu yerin Daltulum ismini aldığını bilen yoktur. Halk orasına Daltulum der ve orası insanların ağızlarından düşmeyen ve hafızalarından silinmeyen bir kutsal yerdir. Acize Baba türbesinin karşısında bulunan Daltulum, Kurila mahallesinin simgesini oluşturmaktadır. Havalar ısınmağa yüz tutunca , bu mahallenin genci yaşlısı, çoluğu çocuğu Daltulum’a çıkar,ama diğer mahallelerden de delenler olur.
Daltulumun halk arasında yaşayan geleneği vardır. Bahardan az önce ilkin havada, sonra suda ve en sonra toprakta meydana geldiği sanılan sıcaklığın yükselişini muştulayan cemrelerin düştüğü hafta başındaki günde insanlar Daltuluma çıkar. O gün ise takvimce 14 mart günüdür. Bu günde insanlar Daltuluma her taraftan gelirler. Orada sıcak günlerin gelişi çeşitli şenliklerle kutlanır. Fakat adağı yerine gelsin diye dileklerle de gelenler olur. Hele oğluna gelinlik için kız seçmek isteyen anababaları ayrı bir telaş sarar.
Güneş, bulutlar arasında parlak yüzünü insanlara göstereyim mi göstermeyeyim mi düşünürken Daltulum insanlarla doluydu. İnce bir yel Hisar boğazından esiyordu. Gökteki bulutlar birbirine karışmağa başlamıştı,ama hava bozacağına benzemiyordu.
Yeni mahalle çocuklarından hemen hepsi ev insanlarıyla birlikte Daltuluma çıkmıştı. Yokuşlu bir yer olmasına karşın her aile kendine göre gölgeli bir yer seçmiş,baharın gelişini şenliklerle kutluyordu. Kendi ağızlarından tef darbuka eşliğinde şarkı türkü söyleyenler vardı. Ama evlerden getirilmiş teyplerin çıkardıkları sesler çok uzaklardan bile duyuluyordu.
Gençlerin hovardalıklarına sınır yoktu .Bahar elbiselerine bürünmüş, saçlarını taramış, üstü başları tertemiz , Daltulumda adeta defile yapıyorlardı. Onları, ev insanlarıyla birlikte Daltuluma çıkmış genç kızlar, uzaktan seyretmekle yetiniyorlardı. Oğlum gelinlik kız seçmek isteyen anneler ise ayrı telaş içindeydiler.
Satıcılar da ordaydı. Hepsinin yüzü gözü gülüyordu. Kıtır,şeker, simit, çörek, pişmaniye ve çocukların sevdikleri daha nice yitecek ve oyuncaklar satılıyor,ızgaralardan yayılan kokular ise dört tarafa yayılıyordu.
Yeni mahalle çocuklarından Ali, Bayram, Vehbi, İrfan,Cimşit,Hilmi Daltulumun tepesine çıkmış aşağılardaki olup bitenleri seyrediyorlardı. Aşağısı karınca yuvasını andırıyordu. Şarkı türkü sesleri etrafta çınlıyor,çocuk naraları ise durmuyordu.
Ahbaplar,evlerinden aldıkları kaynatılmış yumurtaları tepeden aşağılara doğru koyuvermeğe başladılar. Aslında aralarında yarış başladı. Koyuverilen yumurtanın aşağıya daha çabuk ve ilk inmesi,sahibini zafere taşıyordu. Yeni mahalle çocukları da kaynatılmış yumurtaları birer birer aşağılara doğu koyuverdiler. Orası yokuşlu olduğu için yumurtalar ardı ardına yuvarlanıp aşağılara doğru yol almağa başlayınca onları sahipleriş takip etti.
Vehbi oyunu kazandı. Çünkü onun yumurtası Daltulumun en son noktasına varmıştı. Öyleki ahbaplarının yumurtalarını yerden topladı. Ama cebine sokmadı. Onları gene sahiplerine vererek birlikte yediler. Çocukların bulunduğu az uzakta küçücük bir insan kalabalığı toplanmıştı. Bunu gören Yeni mahalle çocukları hemen oraya koştular. Ne görsünler! Kendilerini halka yapmış insanların ortasında bir anne, kızını çimenler üzerinde yatırmış, bütün vücut hizasını keserle çapalamağa başladı. Çapalanan yerlere birer diş sarımsak hem ekiyor hem de şu maniyi söyledi:
“Sarımsak sarımsak sal da git
Varsa kızımın hastalığını al da git.
Sarımsak sarımsak sal da gel
Yoksa kızımın sağlığını ver da gel.”
Yerde yatan kız ayağa kalkınca, etraftakiler dağıldı. Çocuklardan Ali, Daltulumun biraz aşağısında oturmuş kendi ev insanlarının yanına gitti. Orda öğlen yemeğini hazırlamakla uğraşan annesine az önce gördüklerini anlattı. Kadın da önüne düşen yazmasını düzeltti. Derince soluk alarak terli yüzüyle Aliye döndü:
-Daltuluma çıkan insanlar böyle yaparlar,diye konuştu. Bir dileğin yerine getirilmesi, hala gelmeyen bir sevginin,çoluk çocuk sahibi olmak isteyenin, sağlık dileyenin uğruna bu işler yapılır.
Öğlen yemeği yenildikten sonra Yeni mahalle çocukları gene bir araya geldiler. Halk kalabalığı arasında dolaşıp olup bitenleri seyretmeğe daldılar. Böyle gezinirken aşağılardan gelen Bayram ahbaplarına:
-Az önce bizim Cemil’i,elini bir kızın omuzuna atmış yukarılara doğru gittiğini gördüm.
Çocuklar telaşlandı. Gülerek aralarında birşleyler fısıldamağa başladılar. Sonunda Vehbi söze atıldı:
-Takip edelim mi? deyince hepsi bir ağızdan:
-Edelim, dediler ve Daltulumun koyu ağaçlı yukarılarına doğru yola düştüler.
...
Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın
v.1.4.6 © -
|