|
Raif Vırmiça’nın son kitabı ve diğer araştırmaları üzerine…
Varoluşumuzu Kanıtlayan Eserlere İhtiyacımız Vardır
* Büyük kişilerin ve değerli eserlerin izleri silinmez.
* Raif Vırmiça'nın riyasız çalışmaları bir örnek olsa gerek.
Bugüne kadar yayınlanmış olduğu 13 araştırma ve yayın için hazırlamış olduğu daha 10 kitabıyla, sayısız araştırma ve bilim yazı ve makaleleriyle, bizzat kendisinin hazırladığı, yönetmenliğini ve yapımcılığını gerçekleştirdiği TV belgeselleriyle; gazeteci-araştırmacı yazarımız Raif Vırmiça’nın sadece Kosova’da Osmanlı Mimari Eserleri’nin tarihine damgasını vurmuş bir araştırmacı ve bilim adamı olarak değil, aynı zamanda milli ve diğer kazançlarımızın ve sanatımızın da başta olmakla bu topraklarda en üste gelen bir kişi olduğunun en büyük kanıtını oluşturmaktadır.
Raif Vırmiça Kosova’da Osmanlı mimari eserleri hakkında, yayınlamış olduğu eserlerinde, Osmanlı Devletinin idari, siyasi ve diğer sahalarda, büyük buranlar geçirdiği dönemlerini; Osmanlı mimari eserlerinin alt üst olan devirlerini, açık bir şekilde idrak ederek, Osmanlıların gidişinden günümüze kadar yıkılan eserlerin acısını tüm özellikleriyle yazmıştır. 1999 yılında meydana gelen Kosova olaylarında ise yıkılan eserlerin acısını bizzat yaşamıştır. Kendinde büyük izler bırakan bu hadiseler, milli heyecanını ve son yıllarda içinde var olan olan cesaret ve yiğitlik duygularını da yazmış olduğu yazılarında açık bir şekilde beyan etmiştir. “Yeni Dönem” gazetesinin yayın hayatına başladığı dönemde yazmış olduğu “Geçmişten Günümüze Osmanlı Mimari Eserleri” dizi yazılarında ve daha geçlerdeki makalelerinde ve sempozyum bildirilerinde, bilakis basından çıkması beklenen 3.000 sayfalık üç ciltlik “Kosova’da Osmanlı Mimari Eserleri” çalışmasında bunu en iyi bir şekilde dile getirmiştir.
Yeni Dönem gazetesinin ilk gününden beri büyük katkılarda bulunan hata kurucularından biri sayılan Vırmiça’yı, uzun zamandan beri çok iyi tanımam ve çalışmalarını yakından izlediğimden dolayı, böyle bir değerlendirmede bulunmamı bir rastlantı olarak değil yazılarını zevkle okuyan bir okuru ve takipçisi olarak, bulunmayı uygun gördüm.
Sadece araştırmalarıyla, gazeteciliğiyle değil, doğuştan sanat zevkine ve istidadına sahip olan Vırmiça’yı geniş kamuoyu sahasındaki yapmış olduğu hizmetleriyle de bilinmektedir. 40 yıldan fazla sanatla uğraşan Vırmiça, bir sanatçı olarak sayısız sanat ve müzik hizmetleri yanında, Kosova’da kültür ve sanatla ilgili yazmış olduğu ve hazırlamış olduğu tefrika ve belgesel yayınlarıyla bura Türk toplumuna büyük hizmetler yaparak her yönlü sanat geleneğimizi geniş kamuoyuna tanıtmıştır. Onun “Doğru Yol” Derneğiyle ilgili yazmış olduğu tefrika yazıları, hazırlamış ve yapımcılığını yapmış olduğu 11 kadar belgesel yayınlarıyla, hazırlamış olduğu web sitesiyle, bu derneğin kuruluşundan günümüze kadar bütün faaliyetlerini yazılı sunumla beraber mükemmel bir görsel sunumla, buradaki Türk toplumunun sayıca az almasına rağmen, müzik ve sanat alanında büyük bir sanatçı olduğunu da ispatlamıştır. Akabinde gazetemizde “Arada Bir” köşe yazılarında ve Kosova’da Türk Eğitimin Kesintisiz 55 yıldönümü ile hazırlamış olduğu tefrika ve belgeselleriyle bura Türk toplumunun ve eğitiminin bütün zorluklara rağmen ayakta kaldığını ve Kosova’nın, burada yaşayan diğer halk ve toplumlar gibi Türklerin de yurdu olduğunu inkâr edilemez bir duruma getirmiştir.
1991 yıllarından günümüze kadar, toplumumuza yararlı olan her nevi araştırma ve sanat alanına kendini atan Vırmiça, bu sahada kazandığı hassasiyetin en büyük kanıtını bugüne kadar yayınlamış olduğu 13 kadar kitabı ve yayım için hazır olan daha 10 eseri oluşturmaktadır. Kendisinin halkına, dinine ve Osmanlı mimari eserlerine ilanı ve âşık ölçüsünde hayranlık duyması nedeni, onu son 18 yıl içerisinde bir gün bile namazından geri bırakmamıştır, Arapça ve Osmanlıca okumayı da öğrenmiştir.
Son zamanlarda dur durak nedir bilmeyen Vırmiça, yayınlamış olduğu 13 eseriyle: “Kosova’da Osmanlı Mimari Eserleri I”, “Suzi ve Vakıf Eserleri” ve “Kosova Hamamları” “Prizren Camileri”, “Priştine Camileri”, “Suzi Vakfiyesi” “Kosova’da Hamamlar”, “Hacı Mehmet Tahir Efendi-Menakıb” ”Prizren’de Rotlalar Hâkimiyeti ve Vakfiyesi”, “Kosova Tekleri Türbeleri ve kitabeli mezar taşları”, “Emin Paşa Vakfiyesi”, “Kosova’da Tarih, Kültür, Gelenek ve Göreneklerimiz”, kısa bir zamanda bu kadar araştırma eserinin yayımlanması örneğini bugüne kadar onun dışında hiçbir yerde görmediğimizi beyan ederken, “Kosova’da Osmanlı Mimari Eserleri I” gibi böyle büyük bir projenin T.C. Kültür Bakanlığı tarafınca gün yüzüne çıkması ve yayımlanması beklenen 3.000 sayfa hamcında üç ciltlik Kosova’da Osmanlı Mimari Eserleri kitabıyla, Vırmiça’nın bu konuda ne kadar başarılı olduğunun en gerçek bir kanıtını oluşturmaktadır.
Bugüne kadar yayınlamış olduğu eserlerden hiç bir ücret almadan ve maaşların düşük olduğu bir dönemde yayınlamış olduğu kitapları dışında Vırmiça, almış olduğu maaşının tümünü kitap satın almasına, fotokopi ve fotoğraflara harcamıştır. Bu yüzden bugün Raif Vırmiça’nın küçük ama çok değerli bir kitaplığı ve zengin bir fotoğraf koleksiyonu vardır. Dolayısıyla 18 yıl içinde Vırmiça’nın yapmış olduğu bütün çalışmalarının riyasız, Allah ve milleti için yapıldığı ortaya çıkmaktadır. Bu yüzden onu sadece kutlamak değil, toplum olarak ödüllendirmemiz gerekir. Vırmiça’nın, bedii zevk ve bilgisinin süzgeççinden, Kosova’da Osmanlı mimari eserleri yanında medeniyetimizin, örf, adet, gelenek ve göreneklerimizin de 600 yıllık bir mazinin bütün güzelliklerinden sindiği özellikleri son yayımlanan kitabında muhafaza edilmektedir.
Son yıllarda yani doğruluğun ve dürüstlüğün kalmadığı bu zaman diliminde, Vırmiça, tüm diğer faaliyetlerini göz ardı ederek, tamamıyla fikir ve yazı hayatına kendini verdiğinin en büyük kanıtını yayımlanması beklenen 10 kadar eserlerin listesi oluşturmaktadır: “Kosova’da Osmanlı Mimari eserleri cilt I, II ve III”, “Osmanlı Şaheserler Yurdu Prizren” , “Kosova Efsaneleri”, “Kosova Camileri”, “Kosova Kitabeleri ve Vakıfnameleri”, “Kosova’da Fatih Devri Eserleri”,”Tarihsel Süreç İçinde Kosova ve Yerleşim Yerleri”, Kosova’da Osmanlı Mimari Eserlerin Katalogu”.
Bu çalışmalar yanı sıra Vırmiça’nın, kurmuş ve başkanı olduğu “Kosova Araştırmacılar Derneği” çerçevesinde sürdürmüş olduğu çalışmaları ve yayınlamış olduğu “Medeniyet” dergisinin ve bu dernek çerçevesinde yayınlanan kitapların da değerinin büyük olduğunun en büyük kanıtını bugüne kadar bu dernek yayınlarından çok sayıda üniversite, yüksek lisans, mastıra ve doktora öğrencinin yararlandığı kanıtlamaktadır. Bura topraklarda zaman zaman çoğu Osmanlı mimari eserlerimizin, sanatımızın ve diğer edinimlerimizin varlığı şüphe ile karşılanmakta iken, Vırmiça, son yayınlamış olduğu “Kosova’da tarih, kültür, gelenek ve göreneklerimiz” eseriyle bu tür görüşlere yanıt vererek, buradaki Osmanlı devri Türk medeniyetimizin özelliklerinden gelenek ve göreneklerimizi meçhul olmaktan çıkarıp “ve işte biz buyuz” demekten kaçınmayarak gün yüzüne sergilemektedir. Bu inançla hareket ederek, Kosova’da özellikle de Prizren’de belirli bir tarih döneminde, toplumsal-ekonomik ve sosyal-politik koşulları altında yaşatılan örf, adet, gelenek ve göreneklerimizin asıl ruhuna ve esas manasına nüfus etmekle bu eserinde Vırmiça, Kosova’da hala capcanlı yaşatılan gelenek ve göreneklerimizi en küçüğünden en büyüğüne kadar gözü pekliğiyle tarih süs geçinden geçirerek, tüm ayrıntılarıyla ve özellikleriyle incelediğini ve araştırdığını söylersek, fazla abartmış sayılmaz. Bunun içindir ki yayımladığı sayısız yazı ve eserleriyle, bilhassa son kaynak eserleriyle adını tarihe yazdırıp Kosova Türklüğünü ölümsüzlüğe kavuşturmaya çalışmaktadır.
Biz Türkler için önemli olan bu dönemde, milletimizin gerçeğe varma savaşımı yönünde bir tarafta halkımızda büyük bölünmeler ve kavgalar, diğer tarafta ise başkalarına üst gelme anlayışı, Türkçemizin yok olma tehlikesiyle kaldığımız bu dönemde, burada yaşayan Türk halkının her yönden ağır bir dönemden geçtiğine ışık tutan çalışmalarında Vırmiça, tüm güçlüklere karşın direte direte kamuoyuna duyurtmakta çaba sarf etmek yanında, Kosova Türk halkının devinimleriyle ilgili bütün gerçekleri ve gelişmeleri de istatistik verilerle güçlendirerek, bu durumun tanığı ve gözlemcisi olarak daha geç olmadan, buralarda Türklerin sayısının azalmaması yönünde geniş toplum tarafından gereken önlemlerin alınmasına dikkati çekmektir. Dolayısıyla Vırmiça yayınlamış olduğu yazı ve eserleriyle tüm kamuoyuna gerçekleri sergilemekle burada yaşayan soydaşlarımızın güven altına alınması istemiyle, diğer halk ve milletlerle kardeşçe hoşgörü bir hava içinde yaşamasına ve var olmasına da önem vermekle bu topraklarda büyük Türk uygarlığının ve medeniyetinin daha uzun yıllar yaşatılabileceğine inanmaktadır.
Bugüne kadar beş alandaki yaptığı çalışmalarında: araştırma, gazetecilik, televizyon yapımcısı, sanatçı ve eğitimci olarak Vırmiça, ulusal mensubiyetimizi, kültürel özelliklerimizi ve önemlerini dile getirerek, pasif bir çekingenlikten daha çok, aktif olarak öne atılmayı, susmaktan çok konuşmayı ve konuşturmayı ilke edinmiştir. Sesinin boğulmasına izin verecek yerde, sesinin daha gür çıkması için çabalanıp, bura Türk toplumunun dize düşürülmesine, bir ağaç gibi kurutulmasına karşı savaşım gücünü oluşturmasında çaba sarf etmektedir.
Vırmiça, başta bir hukukçu, gazeteci ve olaylar içinde bulunan bir aydın olarak, köşe yazılarında ve diğer çalışmalarında da bura Türkler arasındaki ayırımı vurgulayıp, bu ayırıma dur demekle, herkesin yükümlü olduğuna ve bu yükümlülüğü her Türkün milli bir görev olarak kabul etmesine işaret etmeye çalışmaktadır. Yükümlülüğü Vırmiça, bir "dayatmanın" ifadesi olarak değil, özgürce seçmenin, bağlanmanın ifadesi olarak ortaya koymaktadır. Bu aşamada bura Türk toplumunun verilerine, dayatmalarda bulunanlara işaret eden Vırmiça, buna hiç kimsenin hakkı yoktur ve olmamalıdır demekle, artık nefretin sevgi ile değiştirilme zamanın geldiğine de işaret etmektedir. Bura Türklerin her zaman hoşgörü esen bir havada tüm sorunların çözülmesinden yana olduğunu da ileri sürerken, Vırmiça, çoğu yazılarında ayrılıkların toplumumuza yarar değil zarar getireceğini örneklemekle ve belirlemekle öğüt vermektedir. Mevcut olan bugünkü şartlardan hareket ederek, bura Türklerin önünde yeni fırsatların ve imkânların bulunduğunu vurgulayan Vırmiça, bu imkânlardan yararlanmakla, milletimizin bir araya gelip benliğimizi yaşatmak çabasında başta öz desteğin hacetini ortaya koymaktadır.
Büyük sıkıntılara ve maddi yoksulluklara rağmen, Vırmiça’nın bu koşullar içinde böyle ciddi ve kapsamlı araştırma eserleriyle Türk Dünyasında gelecek nesillere ve yeni başlayan bu bin yıla, Kosova’da Osmanlı-Türk medeniyetinin silinmesine hiç bir zaman izin vermeyen kişiler arasına girmekle, kendine has bir özelliği ve apayrı bir yeri olacağına inanmaktayız. Dolaysısıyla “Büyük kişilerin ve değerli eserlerin hiçbir zaman izleri silinmez” deyimi neticesinde, Kosova’da öyle büyük bir kişinin Raif Vırmiça, değerli eserlerin de onun yayınlamış olduğu eserlerinin de olduğunu söylersek yanılmamış değiliz. Sonuç olarak değerlendirmemi, Raif Vırmiça’nın çalışmalarıyla ilgili Türkiyeli bir bilim adamının vermiş olduğu bir ifadesiyle bitirmek istiyorum: “Raif Vırmiça Kosova’da sorumlu bir Türk aydını olarak üzerine düşen bu milli görevini büyük bir özveri ve başarıyla yaparak çok değerli kaynak eserleri yaratmıştır. Bir diğer husus, daha doğrusu soru da şu olsa gerek? Sadece Kosova’da değil, Osmanlının hâkimiyeti olduğu bütün yerlerde Osmanlı mimari eserleri ve mevcudiyetimizi belirleyecek böylesi değerli eserlere ne zaman kavuşacağız... Keşke Raif Beyin çalışmaları bu açıdan bir örnek olarak görülebilse…”
Gerçek bilgilerin bayrağını sallayarak okurun zevkine armağan edilen bu ve diğer çalışmaları, yine eşsizliği ve benzersizliği ile “tüm korkuları” aşarak, kendine özgü bir dille tarih sayfasına hakkıyla varlığını yazdırıp odaklayan Vırmiça, Osmanlı Devletinden boynu bükük kalan çoğu eserimizi ve diğer varlık ve edinimlerimizi yayınlamış olduğu eserleriyle ve diğer araştırma çalışmalarıyla Türk sevgisi kimliğiyle diriltmeye çalışmakla, millet malının yaşatmasında kurtarma ve koruma sebebiyle çaba sarf etmesinden dolayı da ona teşekkür borçluyuz derken, bu yeni eserini tebrik ediyor, maddi katkılarından dolayı Türk Temsil Heyeti Başkanlığını kutluyor, bu tür yapıtların devamını temenni ediyorum.
Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın
v.1.4.6 © -
|