Doğanın çiçeklerle bürünmeğe başladığı, kuşların bahar bestelerini okudukları bir günde Hıdrellez bahar bayramı kentin batısındaki eski Osmanlı mezarlığında büyük şenlikle kutlanıyordu.Aslında kışın soğuğundan kurtulmuş insanlar baharın gelişini sevgiyle,sevinçle ve mutlulukla kutlamağa çalışıyordu.Davul zurna sesler durmuyor, gençler halka olmuş halk danslarını oynuyor, salıncaklar durmadan dönüyordu.Oğluna gelinlik kız bulmak isteyen anneler ise ayrı telaş içindeydiler.Çünkü oraya anneleriyle,teyzeleriyle ve diğer yakın akrabalarıyla birlikte ev kızları da çıkmıştı.Karabaş Baba meydanı onların bahtlarının çıkması için en iyi fırtsattı.Bü yüzden kızlar saçını başını taramış, gözlerine sürme çekmiş ve en güzel elbiselerini giymişlerdi.
Karabaş Baba denilen türbeyi ziyaret edenler oldu.Evlenme,çocuk doğurma,sevda konularında başları sıkışan kent ve yöre halkı, bu türbeye uğramış ve çeşitli adaklarda bulunuyordu.Fakat onun en gedikli ziyaretçileri,genç kızlarla genç kadınlardı.Askere gidecek delikanlılar da bir defa buraya uğramadan yapamadılar ve sağ salim dönmek için adaklar adadılar.Kalabalık arasında köylerden de gelenler vardı.Onlar,Karabaş babadaki geleneklerini sürdürmek niyetiyle küme küme ateş yakmış, kimisi yemek, kimisi helva pişiriyordu.Ortalık yemek ve helva kokusundan geçilmiyordu.
Yeni mahalle çocuklarının çoğu Karabaş Baba meydanındaydı.Onlar da diğer çocuklar gibi, kalabalığa karışmış,tezgahtan gezgaha gezerek beğendikleri oyuncakları almayı ihmal etmediler. Çocukların en çok sevdikleri şey aynalı gurabiyelerdi.Öyleki hemen her çocuğun boynunda ipliğe geçirilmiş dizili gurabiyeler vardı.
Yeni mahalle çocuklarından Bayram, Ali, İrfan, Vehbi, Cimşit ve Rıfat Karabaş Babada doyasıya gezdiler, bazı şeyler satınaldılar, salıncaklara bindiler ve daha neler neler yapmadılar...
Akşam kara perdesini koyuvermeğe başlayınca bütün gün çocukların nara kopardıkları, eğlendikleri, salıncaklarda salındıkları, bağlıklardan hanımeli ve ceviz dallarını kopardıkları, oğluna gelinlik kız seçmekle telaşlanan annelerin, hovarda erkeklerin hovardalık sattıkları, kızlara beyitler attıkları Karabaş Baba ortalığı tenhalaşmağa başladı.Yeni mahalle çocukları da İrfanın bağındaki ceviz ağaçlarından kopardıkları ceviz dallarıyla ve hanımelilerle evlerine doğru gittiler.
5 ile 6 Mayısı bağlayan gecede Yeni mahalle insan kalabalığıyla dolmuştu. En görkemi kutlama fırınlar altındaki geniş alanda oluyordu.Oraya insanlar adeta üşüşmüştü.Sokağın ortasında kocaman ateş yakılmış,üzerinden atlamalar yapılıyordu.Ateş üzerinden atlamak, halk inançlarına göre, vücudun ağrıdan, sızıdan, günahtan ve her çeşit kötülüklerden arındırılması için yapılıyordu.Diğer yandan ateşten atlayanların yıl boyu hastalanmayacaklarına ,aslında ateşten atlamakla kötülüklerin tümünün ateşin üzerine bırakılacağına inanılıyordu . O gece de Yeni mahallede ateş üzerinden atlama geleneği, kuşaktan kuşağa intikal ederek doğrudan doğruya ateş kültü ile ilgili olup kötülüklerden temizlenmek gayesiyle yapılıyordu.Bu yüzden Hıdrellez şenliğinde bütün mahalle insanları yükselen ateş etrafını halka yapmış,bir ağızda şarkı türkü söylüyor ve halk danslarını oynuyorlardı.
Yeni mahalledeki şenlik gece yarısına kadar sürdü. Bundan sonra insanlar yarınki bahar bayramı için hazırlıklara başlamak için evlerine dağıldılar.Fakat mahallenin yetişkin delikanlı erkekleri,parayla tuttukları çalgıcıları yanlarına alarak Svilen dağı eteklerinde bulunan Toçila Çeşmesi’ne doğru yola koyulmağa hazırlandılar.Onları ise İrfan,Ali, Bayram, Cimşit, Vehbi ve diğer ahbapları adım adım takip ederek Toçila çeşmesine gitmek istediler. Buna mahallenin yetişkinleri razı olmuyordu.Ama Ali, onların arasında abisini görünce yanına yaklaştı:
-Biz de gelelim mi? diye yalvarırcasına sordu.
Alinin abisi, kardeşi ve ahbaplarına derin derin baktı.Biraz düşündü.Sonra:
-Bence gelin, ama,ilkin ahbaplarımla danışayım,dedi.
Yetişkinler arasında İrfanın da abisi bulunduğu için Ali ve ahbaplarına Toçila çeşmesi yolu göründü.
Yolculuk uzun sürmedi.Çalgıcılar önde, onların arkalarında Yeni mahallenin yetişkinleri ve daha küçükleri kafile şeklinde Tabakhane mahallesine varınca Troşan mahallesinin bir grup gençleriyle karşılaştı.Onlar da neşe ve sevinç içindeydiler.
İki mahalle geçleri birleşince kafile daha kabardı.Hepsi çalgılar eşliğinde tek ağızdan şarkı türkü söylüyordu.Onların bu neşenise, sokağa bakan evlerin pencerelerine çıkan insanlar el yada mendil sallamakla katılıyordu.
Kafile Suzi mahallesini geçtikten sonra,Terzi mahallesine vardı. Oradan doğru Hoça mahallesine, ardından Çardaklı mahallesine vardı. Gençler biraz daha yürüdükten sonra Svilen dağının eteklerindeki bir bağın ortasında bulunan Toçila çeşmesinde soluğu aldılar.Orası kentin diğer mahallelerinden gelen genç erkeklerle doluydu.Herkes neşe ve sevinç içindeydi.Çalgılar ise durmak nedir bilmiyordu.Rakı meraklıları da ordaydı.Onlar çeşme etrafında küme küme toplanmış durmadan kadeh değiştiriyorlardı. Bazı hovarda genç sevinçten, neşeden mendilini, hatta gömleğini de ateşe veriyordu.
Herkes Hıdrellezin gelişini büyük coşkuyla, sevgi ve dostluk içinde birbirine kutluyordu.Bu şenliği Ali ve ahbapları ayrı bir heyecanla yaşıyordu.Çünkü onlar Toçila çeşmesine sefte gelmiş ve yetişkin gençlerin eğlencelerine bayılıyorlardı.
Bu şenlikler sabaha kadar sürdü. Ancak, tan yerleri ağarmağa başlayınca Toçila Çeşmesi tenhalaştı. Çünkü saatlerce eğlenen gençler, yanlarına aldıkları su kaplarını Toçila Çeşmesinden su ile doldurduktan sonra, geldikleri gibi gruplar halinde ve çalgıcıların eşliğinde, seneye tekrar buluşmak dilekleriyle birbirinden ayrıldı ve geri dönmeğe başladılar. Her grup yolda rastladığı hanımeli çiçekleriyle birlikte ceviz dallarını kopararak Toçila Çeşmesi suyu ile dolu kapları sarıyordu.Bu Çeşme suyunun kutsallığı olduğu sanılıyordu.Çünkü eski halk inançlarına göre Hıdırellez günü,sabah olmadan her eve mutlaka Toçila suyu getirilmeliydi.Bu suyun insanlara sağlık ve şifa vereceğine inanılıyordu.
Yeni mahalle çocuklarından Ali mahallede ahbaplarından ayrıldı ve kendi evine varınca annesini avluda buldu.Kadın elindeki süpürgeyi yerde bırakarak Ali’nin yanına yaklaştı.Ali de Toçila suyu ile dolu dedesinden kalma askerlik matarayı ona verdi.
Kadın,Alinin uykusuzluktan sararmış yüzüne baktı. Kıvırcık saçlarını eliyle okşadı.
-Abin nerde? diye sordu.
Ali,hiç beklemeden:
-Fırınlar önünde ahbaplarıyla konuşuyor, nerdeyse gelir,dedi.
Kadın,elindeki matarayla evin içine girdi.Peşinden Ali yürüdü.
Kadın,mataranın ağzını açarak hanımelileri suyla ıslatı ve ilkin Ali’nin, sonra kendisinin yüzüne ve ardından hala uykuda bulunan kocasının ve kızlarının yüzlerine sürdü.Suyun etkisinden uyanan bazısı kadına itirazda bulundu.Ama Ali’nin annesi :
-Hadi kalkın, diye yüksek sesle konuştu.Hıdrellez geldi.
Ali, odada büyük ablasının yatağını boş görünce annesine doğruldu:
-Ablam nerede? diye sordu.
Kadın gülümsedi.Ayakta güç halle duran oğluna:
-O da Hıdırellezi karşılamağa gitti, diye yanıt verdi.
-Anlamadım.
Kadın, Ali’nin iki bile omuzundan tutarak gözlerini Ali’ninkilere dikti.
-Siz dün akşamın alaca karanlığında mahallede yakılan ateşin etrafında eğlenirken ablan, yüzlerinde çilleri olan yada çillerin çıkmasından kuşkulanan birkaç genç kız arkadaşıyla birlikte, yanlarına birer işli mendil aldıktan sonra kente en yakın olan buğday tarlalarına gittiler.Mendilleri,topraktan boy vermiş buğday ekinlerinin üzerine bırakarak geri döndüler ve mahalledeki Hıdrellez şenliklerine katıldılar.Sen onu görmedin mi?,
Ali başını salladı.:
-Evet, gördüm.Ama şimdi nerde? diye sorunca annesi:
-Siz Toçila çeşmesinden daha dönmeden önce ablan, sabahın erken saatlerinde arkadaşlarıyla birlikte buğday tarlalarına bıraktıkları mendillerini almağa gitti. Her kız, gecenin nemliliğinden ıslanmış mendilini yüzüne sürerse güzelleşeceklerine, yüzlerindeki çillerin yok olacağına ve bahtlarının açılacağına inanılır.
Ali, çatınarak yüzünü buruşturdu.Annesine:
-Başka işi yok mu ablamın, diyerek yanından ayrıldı.
Kadın, ceviz dallarını evin her kapısı üzerine asmayı ihmal etmedi.
Çok geçmeden Ali’nin büyük ablası eve geldi.Bundan sonra evin tüm insanları birer fincan Toçila Çeşmesi’nin suyunu içti. Ali’nin annesi, matarada kalan suyu, konu komşuya dağıtmak ve akrabalara göndermek maksadıyla mutfağın güvenli bir yerinde sakladı.. İnanışa göre, meğer bu su şifalıymış. Onu içen insana tazelik, sağlık ve uzun ömür verirmiş.
Ali’nin annesi Toçila Çeşmesi’nden getirilen hanımeli çiçekleriyle evde bulunan yayığın etrafına sardı. Bu ise, evde tuttukları ineğin bütün yıl boyunca sağlıklı kalması ve daha bol süt vermesini sağladığı inançtan geliyordu.
Ali,uykusuzluktan ayakta duramıyordu.
Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın
v.1.4.6 © -
|