Sırbistan’da bununla birlikte Güneybatı Balkanlarda güvenlik ve siyasi alanda en büyük bozulma tehlike olasılığı 11 Mayıs’ta yapılacak Sırbistan parlamento ve yerel seçimlerinin sonuçlarına bağlı kalmaktadır. Bu seçimlerde aşırı uç SRS’ yi de ortaklığa katacak bir koalisyon seçimleri kazanırsa o zaman mutlaka kriz olasılıkları artacaktır, özellikle bu Kuzey Kosova konusunda olabilecektir. Aynı zamanda Sırbistan içerisinde de durumun kötüleşmesi anlamını taşıyacaktır. Silahlı çatışma olasılıkları görülmemektedir ama mutlak önümüzdeki daha birkaç yıl derin siyasi krizi canlandırmış olacaktır değerlendirmesi ciddi analistler tarafından yapılmaktadır.
Mesela şu anda Sırbistan’da Nazi örgütleri serbest çalışmaktadır. Bu etkinliklerden Sırbistan’da en fazla kaygılı olanlar azınlıklar oluyor ve başta Romlar (Çingeneler) gelmektedir. Azınlıkların ve Romların Sırbistan’da güvenlik organlarının etkisiz olmaları ve siyasi partilerin oy kaygısı nedeniyle bu tür çalışmalara karşı koymamalarında kaygıları yatmaktadır. Mesela geçenlerde Niş şehri yakınında bir yerde toplanan Sırp Nazilerini hiçbir Sırbistan siyasi partisi kınamadı.
Irkçılık boyutlarına ulaşan milliyetçilik ve öyle denilen “vatanseverlik” bugün Sırbistan’da tüm değerlerin önüne geçmiş bulunmaktadır. Bugünkü Sırbistan’da bazı kesimler Nazi Almanlara karşı cephelerde savaşanlar bundan ötürü kendilerini suçsuz gösterme durumuna düşmüş bulunmaktadırlar.
En son anketler 11 Mayıs’ta, SRS oyların %33,2 sini, Avrupa Sırbistan’ı bloğu da başta DS+G17 plus olmakla %31,5, Halk Bloğu DSS-NS ‘de %13,8 oy alacağını göstermektedir. Aynı ankette SPS %7,5, LDP ise %7,5 desteğe, azınlık partileri de toplam olarak %4,5’luk oy alacaklardır ve onlardan hükümetin kurulması sırasında Avrupa yanlısı DS koalisyonunu desteklemeleri de beklenmektedir. Öteki partilerin ise alacakları oy oranı istatistik olarak önemli yer almayacağı vurgulanmaktadır.
Seçimler sonrasında SRS ve DSS-NS ortaklık kurmaya girişseler parlamentoda sadece iki tarafın ortaklığı çoğunluk oluşturamayacaktır. Öbür taraftan Tadiç’in DS-G17 plus’u da LDP ile ortaklık kursa bile çoğunluk olamayacaktır.
Bu rakamların getirileri ise SRS, DSS-NS ve SPS ile birlikte Sırbistan Meclisinde aşırı uç çoğunluğu getirecektir. Bu partilerin AB’ye ve Kosova konusunda tavırları tam değil ama genelde örtüştüğü için ortaklık kurmada anlaşmaları mümkün olacaktır. Bununla Slobodan Miloşeviç rejiminin düşüşünden sekiz yıl sonra onun partisi SPS kilit parti konumuna gelmiş olacaktır. Buna göre SPS hangi tarafa destek verirse önümüzdeki dönemde o taraf Sırbistan’ı yönetecektir.
11 Mayıs seçimlerinde SPS’i destekleyenlerin yönelmesinin geleneksel destekten kaynaklandığını, aslında bu desteğin Miloşeviç’e verilen destek olduğu iddia edenler var. Çünkü kampanyada toplantılarda Miloşeviç’in adı anılınca SPS taraftarları bazılarının “ondan vazgeçtik” demelerine karşın haykırışlarla desteklenmekteydi. Bundan ötürü “SPS, DSS nerdeyse biz oradayız” demesine karşın kendi üyeleri arasında SRS ile ortaklığa gitmek için baskı bulunmaktadır.
DS bloğunun AB ile İstikrar ve Bütünleşme Anlaşmasını imzalaması sonrasında 2 Mayıs tarihinde Belgrat sokakları Devlet Başkanı Tadiç ile Başbakan Vekili Djeliç’e karşı yaftalarla donandı. İkisinin Lüksemburg’da imza töreninden fotoğrafları üzerine “VATAN HAİNLERİ” yazılmıştı. Ve bunu gerçekleştirenler olarak “SIRP TARAFTARLARI FAMİLİYASI” imzasını koydular. Bu örgütün başkanı VLADİCA SİMONOVİÇ’İN SUÇLU SIĞINMA YUVASI KUZEY MİTROVİCA Kosova oldu. Aynı insanlar Belgrat’ta bir sokağa dr.Zoran Djindjiç adı koyulunca onların üzerine savaş suçlusu Ratko Mladiç’in yaftalarını getirmişlerdi.
KOSOVA KONUSU “DONDURULMUŞ BİR GERGİNLİK KAYNAĞI MI?”
Şu anda Rusya hariç batı güçleri Kosova etrafında kendi tavırlarını uzlaştırmış durumdalar. Gerçekte Batı Balkan’ın bununla istikrara kavuşamadı ve Avrupa yoluna doğru adımlar atacağı raylara oturtulamadı. Konunun bileşikliğini AB içerisinde de aynı tavrın alınamamasında görmek mümkün olmaktadır. Avrupa da şu anda 11 Mayıs Sırbistan seçimlerinin Sırp milletinin aklıselim davranıp Kosova konusunda da AB üyeliğine doğru daha bir adım atmasını beklemektedir.
Bu arada geçen ay Lahey mahkemesinde savaş suçları iddialarından aklanan ve serbest bırakılan Ramush Haradinaj’la ilgili yeniden duruşmanın yapılması istenmektedir. Sırplar daha bir kez ısrarlarında başarılı ama duruşmayı tekrarlamaya başaramayacakları ortadadır. Olaylar Batı Balkanların hala istikrara kavuşmadığını ve istikrarın sadece AB ve NATO’ya Batı Balkan ülkelerinin üye olmasıyla elde edilebileceği vurgulanmaktadır.
Şu anda güvenlik ve siyasi istikrarsızlık tehlikesi kaynağı olarak Sırbistan seçimlerinde çıkabilecek aksi bir sonuç yani SRS’nin ve DSS’nin kazanması görülmektedir. Çünkü o zaman kriz çıkabilir. Bu kriz özellikle Kuzey Kosova’da patlayabilir. Bu durum aynı zamanda siyasi anlamda Sırbistan’da da durumun kötüleşmesi olabilecektir ve birkaç yıl sürebilir.
Sırbistan’daki partiler arasında Kosova konusunda fark pek azdır. Kosova konusunda değil sadece Kosova için savaşım verme metotlarında farklar vardır. DS’nin bulunacağı koalisyonlardan biri seçimleri kazanırsa o zaman Kosova’nın Sırbistan çerçevesinde kalması fikri hala kalmaktadır ama onlar bundan fazla Sırbistan’ın AB ile bütünleşmesi konuları üzerinde duracaklarını vurgulamaktadırlar. Bu durum doğallığıyla SRS politikasından çok farklı olmaktadır. Bazen Kosova konusunda benzer duruşlar olarak ilk bakışta görülmesine karşın en önemli partiler arasında bu konuya yaklaşımda çok farklılıklar vardır.
Konuya pek yakın gelecekte Kosova’nın bölünmesi hikâyesinin reel olup olmadığından girelim. Tüm uluslar arası örgütlerine özellikle AB’ye üye olmak için Kosova’ya Sırbistan’la bazı anlaşmalar gerekli olacaktır. Birkaç yıl içerisinde bu anlaşma ne olacaktır? Seçeneklerden biri olarak bir çeşit bölünmeden söz edilmektedir. Şu anda Sırbistan içerisinde böyle bir şey için hazırlık görülmemektedir. Çünkü Sırbistan zaten Kosova topraklarının bir parçasını kontrolü altına tutmaktadır. Bundan hala tüm Kosova üzerine ısrar etmeyi sürdürebilmektedir.
Kosova tarafından da Sırbistan’la anlaşma yapabilmek için yaklaşım görülmemektedir.
Uluslar arası Topluluğun da Priştine ile Belgrat arasındaki sorunları nasıl çözeceğiyle ilgili açık stratejisi olmadığını görerek onu uzun süreye yaymaktadır. Bu durum çok tehlikeli olmaktadır. EULEX’in Kosova’daki belirsiz konumu da bunu göstermektedir. Oysa uluslararası topluluk bu bölgede durumu sakinleştirecek en büyük ve tek etmendir.
Mevcut durumdan faydalanarak SRS ve DSS gibi Sırp milliyetçi partileri uluslar arası topluluğun Kosova konusunda stratejisi ve vizyonunun olmayışından istifade ederek çeşitli girişimlerde bulunmaktadır.
Sırbistan’ın Kosova’nın orantılı (proporsyonel) bölünmesinden yana olduğu 2.05.2008 tarihinde de Sırp Başbakan Koştunica tarafından dile gelmiştir. Koştunica ‘Kosova’da Sırp ve Arnavutları orantılı ayrılması kaçınılmazdır’ diye fikrini daha bir kez açık tekrarlamıştır. Öbür yandan ABD Dışişleri Sekreteri Condolizze Rice ‘ABD’nin Kosova’da her çeşit bölünme girişimlerini önlemek istediğini’ vurgulamış bulunmaktadır.
Belgrat’ta son günlerde giderek tekrarlanan bu konu aslında Kosova’yı bölmeyi içeriyor mu? Kosova bağımsızlığının ilanından sonra Kosovalı Sırpların çoğunluğu Kosova kurumlarında çalışmayı ret etmektedirler. Bu durumu Belgrat fırsat bilerek Sırpların yaşadıkları yerlerin Sırbistan Devletine sistemine bağlanmasını istemektedirler. Arnavutların yaşadıkları yerlerde de başka bir sistemin çalışmasını istemektedirler. Bu durumda Kosovalı Sırplar, Arnavutlar kendileri örgütledikleri gibi Sırplar da kendileri kendilerine yönetimi örgütlemek istemektedirler. O zaman Sırpların istedikleri tüm kurumlar, yerel özyönetimden başlayarak, eğitime ve sağlığa ve tüm öteki kurumlara kadar Sırp hükümetinin yetkisinde olmuş olurlardı. Çünkü bu durum tüm bu dokuz yıl içerisinde uluslar arası askeri ve sivil misyonu mevcut olduğu sürece de böyleydi.
Bu konuda yani Sırp ve Arnavutların fonksiyonel bölünmeleri üzerine Sırbistan hükümetinin planı da var ve bu plan BM Güvenlik Konseyine gönderilmiş bulunmaktadır. Sözü edilen hükümet planının müellifi de sözde Kosova ve Metohija Bakanı Slobodan Samardziç oluyor. Bu konuda resmi anlaşma ya da bu konuda BM’den bir cevap hala gelmemiştir.
Bazı çevrelerin Kosova’da Sırpları ve Arnavutları Sırpların fonksiyonel ayırma istemleri ve konunun vurgulanmasının tam olarak gerçek dışı olmadığını iddia ediyorlar. Çünkü Bosna’da ve Makedonya’da bu çeşit ayrılmalar uluslararası topluluğun desteği ile çözüm olarak gerçekleşmiş bulunmaktadır. Bu konunun Sırp hükümeti ve Kosovalı Sırpların nasıl duruş alacaklarına bağlı olacağını da iddia edenler olmaktadır. Uluslararası topluluk bu konuda kararlıdır. Kosova orantılı ayrılamayacaktır.
Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın
v.1.4.6 © -
|