Şiirin özgün metnine eşimin amcası karısı Hacı Necmiye Şatır’da (Vezgiş) tesadüf rastlamıştım.Bu kadının hayat hikâyesi çok ilginçtir.Kendisi sık sık çocukluk çağının bir kısmını Türkiye’de geçirdiğini anlatırırdı. Babası Hamdi Efendi Balkan savaşlarından sonra Türkiye’ye zorunlu göç etmiş ve orada da yüksek devlet adamı makamına ulaşmayı başarmış. Bu nedenle 1924 yılında Kayseri’nin kurtuluş günü kutlamalarında o zaman daha ilk okul öğrencisi olan küçük Necmiye , Atatürk’u,ün huzurunda şiir okuduğunu anlatırırdı.
Günün birinde Haci Necmiye hanımla konuşurken tesadüf Sultan Şarkısı şiirden bahsetti. Bu şiir ilgimi çektiği için görmek istedim. Kadın da çeyizlik sandığında yıllarca sakladığı ve kendisinin ona “Mecmua” dediği Arap hurufatiyle yazılmış şiiri alarak yanıma getirdi. Arapçası daha güçlü olan Hacı Necmiye hanımın yardımıyla şiirin transkriptini yaptık.
Sultan Şarkısı şiiri, Hacı Necmiye Hanımın amcası oğlu Rıfat Vezgiş’in yazdığı bir eserdir. Konusu, Balkan savaşında Türk ordusunun Romanya’da İngiliz ordularına karşı savaşmak için Rıfat Vezgiş’in Prizrenden ayrıldığını, Türk ordusuna katıldığını, Romanya’ya kadar giderken başından geçenlerini ve Kalaraş’ta yürütülen çetin savaşı anlatmaktadır.
Birinci Balkan savaşı patlayınca Osmanlı ordusu Balkanların diğer bölgelerinde gibi Romanya’da da düşman ordularına karşı savaşmak zorunda kalır. Böylelikle Prizren’den bir bölük asker toplanarak Romanya’ya doğru gönderilir. Rıfat Vezgiş de o bölük askerlerinin arasındaymış ve savaşta üç kere yaralanmış, ama dördüncüsünde şehit düşmüş.
Meğer Rıfat Vezgiş, yazdığı bu destan şiiri, daha ölmeden yaralı halde acılar içinde kıvranırken savaş arkadaşı Prizren’li Ramadan Salla’ya vererek amcası kızı Hacı Necmiye Hanıma teslim etmesini emanet etmiş.
Sultandan bir gün telgraf geldi
Yüreğim benim hançerle deldi
Davetlidir bize düğün kuruldu
Gazi olanlar yola doğruldu
Git anam durma Hakk’ın yoludur
Cihade giden mümin kuludur
Var düşmane karşı ecdadın kanunudur
Yalnız beklerim mektubun sıkça sal
Aman validem sakın kahrolma
Yüreğini hançerle dağlama
Koyver gideyim bana sarılma
Anam ver izin gideyim yoluma
Muhtarlar çağırıp hep askerler geldi
Kiminin keyfi oldu kimi kahroldu
Bir çoğu dönüp yoldan ayrıldı
O gün işittik Bükreş alındı
Davullar çalar mezarlık başı
Valide yüzünden tükenmez yaşı
Düşmana gönderdi üç karındaşı
Hoş hatırından çıkar mı o günkü acı
Kışlamız önünde bir uzun servi
Kimimiz nişanlı kimimiz evli
Osmanlı askeri hep delikanlı
Varalım düşmana pek şanlı şanlı
İki arkadaşım bana eşit idi
Prizren’den çıktık saat beş idi
Avdetim Kanun-i evvel on idi
Vatandan ayrıldım ömrüm son idi
Büyük ağaç yanında sigara yaktım
Elveda olarak Prizren’e baktım
Hakk’a yalvarıp dualar ettim
Oradan kalkıp yoluma gittim
Avdetim günlerden çarşamba
Yattım Çırnaleva’da tahta döşekte
Yedik o gece çorbayı işkembe
, Onu da yemez atsan köpeğe
Varıp Ferzoviç’ten gördüm oyun
Attılar vagonlara nice bir koyun
Çoktan görmemiştim böyle bir oyun
İhtiyar ademlere varıp sorun
Üsküp’te durduk günlerden altı
Kâmilen Arnavutluk ayağa kalktı
Bütün görenler şaşırıp kaldı
Borular etrafta çaldı
Şimendifere binip Üsküp’ten kalktık
Beş gün beş gece tirende kaldık
Tirenden inip Şumli’ye vardık
Şumli’de dahi kırk beş gün kaldık
Şumli’den hareket Silistre yolu
Kiminin ayağı dondu kiminin kolu
Şaşırıp bilmezdik hiç sağı solu
Murtatların kırıldı başı kolu
Silistre’ye beş günde vardık
Çok asker dönüp yollarda kaldık
Göklüce köyünde misafir kaldık
Eyvah gençliğimiz takatsız kaldık
Silistre’ye varınca ettiler hürmet
Ne güç imiş diyar-ı gurbet
Şimdiden sonra bilelim kıymet
Diyar-ı gurbet müşküldür elbet
Kalaraş’a varınca oldu bir hafta
Vücudum oldu güya bir tahta
Atsalar üstüme beyaz bir pafta
Mezardan çıkmış ölüye benzer
Kalaraş’ta tam üç ay kaldık
Karlar içinde bele kadar kaldık
Biz de bu işe şaşa kaldık
Eyvah gençliğimiz gurbette kaldık
Kalaraş istasyonu gayet büyüktür
Tuna’da vapur karada tiren
Bir akıl var mıdır bu işe eren
Çok görüp geçirdik şöyle bir dedik
Kalaraş büyücek dükkanı pek çok
Hepsi viran ehali tek yok
Burada kış olmuş pek çok
Uçan kuşlar havadan düşüyor tek tuk
Tuna’yı geçip çıktık bir düze
Yine hakim olduk denize
Kısmet oldu yine geliriz size
Şimdi gidiyoruz dualar bize
Tuna suyu gayet derin geçilmez
Soğuktur suyu bir tas içilmez
Diyar-ı müşküldür geçilmez
Nasıl sabredeyim ben şu diyarda
Tuna boyu gayet düzdedir
Biz burada fikrimiz hep sizdedir
Ağlamayın hey analar
Yine fırsat bizdedir
Tuna ortası dağlar
Yürekler içinde eridi yağlar
Ağlamayın analar
Cihadda olanlar sağdır
Cihadlar fi sebil’ul-lahtan bir adem
Hiçbir şey görmedim dünyanın dadın
Cenette alırsın muradın
Alırsın kendine bir huri kızı
Tuna’da gayetli olur dalga
Sen ana inanma halka
Deseler ki öldü Rifat
Yine sen yalvar Hakk’a
Tuna içinde olmuş ağaç
Kereste olanlar hep satılacak
Düşmandan eski yerler alınacak
Şimdidir alınacak verilecek
Aman Tuna suyu artık durulsun
Şu umumi harplar tarihlere vurulsun
Düşman leşleri derelere dolsun
Yaşasın Osmanlılar var olsun
Kalaraş caddesi gayet düzdedir
Ya Rabbi vatana artık sen yolla
Kudretin çoktur merhamet kula
Bakarız gün gece hep sağa sola
Vatana varsam çoktur a canım
Caddeye gitmeden yoktur amanım
Düşman ellerinde bende peşterim
Küffarı arayıp vurmak isterim
Talim edip vardık artık ikmale
Ne çare daha varamadık düşmane
Yorgunluk varsa da ne çare
Şaştım eyvah ben de böyle bir hale
Tamam üç ay Kalaraş’ta kalık
Hep düşünüp aşikâre kaldık
Timare varıp dağları sardık
Şimdi düşmandan intikam aldık
Karşıda görünür bir yüce dağlar
Bir gün umumi analar ağlar
Yürekler içinde eridi yağlar
Bir şey yemez elveda sağlar
Harba giderken çok ettik şenlik
Ölürüz gideriz eyvah hasretlik
Ne arada var şu gençlik
Gençliği mi acıyayım yoksa hasretlik
Vatandan salındık epeyce irak
Böyle bundan vatana edelim dikkat
Çok gördü hal nice biçare Rifat
Padişah işine edelim dikkat
Vuram süngü ile düşmana selam
Küffar İngiliz’den ısırı alam
Düşmandan birçok ganimet alam
Oradan gidip Hicaz’a varam
Tuna’nın içinde gemiler gezer
Yüreğim içinde bir sızı sızar
Ya Rabbi murtada gösterme dizdar
Eyvah Kalaraş’ı doldurduk mezar
Geminin içinde kömürler taştan
Başımızda ağardı saçlar
Bizi tuttu hep eski suçlar
Haneye varsak keselim koçlar
Koyunlar gider süme süme
Kalaraş’ta tuttu bizleri hüma
Ya Rabbi burada öldürüp koma
Varalım düşmana edelim yuha
Kırk para alırdık bir soğan başı
Günden güne doktor vururdu aşı
...................................................
..................................................
Son mısralardan şiirin bitmediği görülüyor. Herhalde Rıfat Vezgiş son mısraları ömrünün son nefesinde yazmıştır.Çünkü, kendisi Kalaraş savaşında üç kere yaralanmış ve dördüncüsünde patlayan mayın parçası onun ölümüne sebep olmuş.
Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın
v.1.4.6 © -
|