Kuzey Kıbrıs İzlenimleri (1)
İnsanlar bazı fikirlerin ardı sıra bütün güçleriyle giderler. Hayatlarının bir döneminde tanıştıkları bir fikri benimsedikten sonra, artık o fikrin savunucusu ve taşıyıcısı olurlar. Bazen o fikir onları istedikleri güzelliklere götürürken, bazen de fikirlerinin kurbanı olurlar. Durum her ne olursa olsun insanda “inanmak” ihtiyacı vardır. Bu bir dünya görüşü, ideoloji olabilir; bir spor takımı olabilir; bir ünlü kişi olabilir...
Dünyadaki fikirler, hangi bakımdan olursa olsun, bence temellerinin sağlamlığı ve gerçekçiliği oranında güçlüdürler. Fikir, birilerine göre iyiyken bir başkasına göre kötü olabilir. Bu ayrı ama eğer o fikrin temeli sağlamsa, iyi bir projeye dökülmüşse gerçekleşme şansı çok yüksektir. Çevrenize bakın; Kosova’nın bugününe ve hatta dünyanın bugününe bakın. Bazı şeyler hoşumuza gitmiyor değil mi? Bazı şeyler güzel ama yeterli değil. İşte çevremizdeki bütün durumlar, hep bir fikrin proje olarak gelişmesiyle bir süreç sonucunda ortaya çıkmıştır. Proje derken aklınıza sadece, kâğıda dökülmüş, yüzlerce sayfalık, ciltli yapılar gelmesin. Proje bazen bir fikri iyice düşünüp, o fikrin nasıl gerçekleşeceğini bulmak ve yapmaktır.
Geçenlerde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeydim, bildiğiniz gibi. Dünyanın dört bir yanından gelip Türkiye’de eğitim gören Türk gençlerinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki etkinliğindeydim. Ben de bir Kosovalı olarak oradaydım. Size oradaki günlerimde gördüğüm bazı şeyleri sunmak isterim.
Lefkoşa yakınlarındaki Ercan Havaalanı’ndan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne girdik. Bir Kosovalı olarak KKTC beni bazı bakımlardan daha da ilgilendiriyordu. Yakın zaman önce Kosova’mızın bağımsızlığının etkilerini epey hisseden yerlerden biriydi burası. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti için ilk diyebileceğim şey, burasının tam olarak bir ülke olduğudur. Burası, bayrağı, devlet yapısı, yaşayışı, kurumları ve yerleşimleriyle bağımsız bir devlet. Ayrıca, yakın tarihte yaşadığı kötülüklerle de devlet olmanın hakkını elde etmiş bir yapı. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne gelmeden, buraları gezmeden evvel Kıbrıs’ın bütününe veya Kıbrıs Türklüğüne dair yapılacak yorumlar ne kadar doğru olursa olsun, yine de eksik kalacaktır. Koskocaman Türk ve Müslüman dünyasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, önemli bir durum. Bu durum geçmişten bugüne geldi. Türklük için önemli bir kale, bence Müslümanlık için de öyle.
Adanın kuzeyinde bazı gelenekler hâlen Britanya sisteminde. Trafik, alışık olduğumuzun dışında; soldan akıyor. Sokaklardaki tabelalarda (turizmin de etkisiyle) İngilizce epey yaygın. Basit gibi görünmekle beraber priz sistemi farklı. Sizin elinizde ikili bir fiş var ise onu prize takmanız için ya dönüştürücü almanız gerekli ya da bir yöntemle prizin üçüncü deliğini ayarlamanız ve öylece prizi takmanız gerekli. Yahu bu adam şaşırdı. Bize prizden bahsediyor, demeyin. Yaşayıştır bu. Farkları bilmeliyiz, bunlar çok basit ve önemsiz olsa da. Bu gibi yapılardan hareketle ben, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin yaşayış bakımından daha da ortaklaşması adına, Britanya sistemi alışkanlıklarının geride bırakılmasını yeğlerdim. Tabii, adada hâlen bir kesinlik yok. Başlarken dediğim gibi, sağlam ve uzun soluklu projeler olmazsa, durumlar bir öyle bir böyle olur. Kuzey Kıbrıs’ta da konuştuğum hemen her kişi bana bunu söyledi. İşte, fikirlerin sağlam temelli olması bu bakıma önemli.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, dünyanın çoğunluğunca tanınmayan bu yapısıyla bile bende gelecek vaat etti. Açıkçası, bu tanınma meselesi de diğer meseleler gibi. Hep aynı noktaya bakıyor. Kıbrıs adasının ikiye bölünmüş gerçekliğini istiyor musunuz, istemiyor musunuz? Bu konuda eğer bölünmüşlüğün doğru olduğunda kararlı olunursa, başta Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yöneticileri ve sonrasında da halkı buna tam anlamıyla karar verirse, ancak o zaman dünyadan tanınma hususunda daha açık tepkiler alacaktır. Bugün dünyanın özellikle Batı dünyasının etkisindeki devletleri, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanımaktan uzak duruyor; Türklerin birleşik Kıbrıs’ta asimilasyonla eritilmesini istiyorlarsa da bunu istemeyenler, en azından Kıbrıs Türklüğüne karşı bir politikası olmayanlar da var.
Dünyaya Kıbrıs Türklüğünün ayrı, bağımsız ve sınırları belli bir kısımda sonsuza dek var olacağını açıkça belli etmek gereklidir. Benim Kuzey Kıbrıs izlenimlerim, bu konuda biraz değişkenliğin ve sağlamsızlığın olduğunu gösterir gibi oldu. Bu düşünceyi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne gitmeden önce de taşıyordum. Bunda biraz daha kafa yoracağım. Çünkü Kıbrıs, Türklüğün o uzun toprak ve can kaybının ardı sıra giriştiği ilk büyük etkili toprak kazanımıdır. Osmanlı’dan gerileye gerileye varılan son durumdan ilk ileri adım atıştır.
Size Kıbrıs hususunda biraz daha söz söylemek isterim. Bunları bir sonraki yazımda sunacağım.
Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın
v.1.4.6 © -
|