|
Kosova bağımsızlığının birinci yılını kutluyor. Peki Kosova, bu sürece nasıl geldi?
Kosova, 1999'da yapılan NATO Operasyonu ile gündemimize girdi. Bir zamanlar Osmanlı Devleti'nin de parçası olan bu topraklar, zulüm ve katliamlarla gündeme geldi. Zorlu ve uzun bir sürecin ardından, geçtiğimiz yıl 17 Şubat 2008 tarihinde, Kosova, Sırbistan'dan ayrılarak bağımsızlığını ilan etti. Kosova'nın bağımsızlığını ilan etmesi birçok tartışmayı da beraberinde getirdi. Bazı devletler bağımsızlığa destek vererek Kosova'yı tanıdı. Sırbistan ve Rusya başta olmak üzere bir takım devletler ise Kosova'nın tanınmasını reddetti. Peki Kosova neresidir, tarihte Kosova nasıl şekillendi, hangi süreçlerden geçerek bağımsızlığa ulaştı, Türkiye ile ilişkileri hangi düzeydedir?
TARİHİ
Kosova'nın bilinen tarihinin başlaması ve ilk yerleşimlerin görülmesi M.Ö. 4.yy ile 1.yy.'a dayanmaktadır. Kosova'nın ilk yerleşimcilerinin de Dardanlar denilen bir topluluk olduğu bilinmektedir. Dardanların, bugünkü Arnavutların atası olduğu iddiası, Arnavutlar tarafından dillendirilmektedir. Kosova'ya Slav ırklarının, dolayısıyla Sırpların yerleşmesi ise M.S. 7.yy civarında gerçekleşti. 7.yy. bölgenin demografik yapısının ilk kez değiştiği tarihtir. O tarihlerden Osmanlı hâkimiyetine kadar geçen sürede Kosova, Bizans, Sırp ve Bulgar hâkimiyetine girdi. Osmanlılar ile Sırplar arasında, 1389 yılında gerçekleşen Kosova Savaşı ise bölgenin kültürel ve demografik yapısında ikindi defa ciddi değişimlere neden oldu. Osmanlı hâkimiyeti resmi olarak 1455 veya 1479 yılında başladı.
Osmanlı Devleti'nin hâkimiyeti bölgede birçok şeyin değişmesine neden oldu. Kosova'nın Anadolu'dan Avrupa'ya giden yollar üzerinde bulunması, Kosova'nın gelişimine önemli katkılarda bulundu. Osmanlı Devleti bölgeye ciddi yatırımlar yaparken, bölgenin Müslüman olmayan halkları da gerek Arnavutlar, gerekse diğer Müslüman halklardan herhangi bir zulüm görmediler. Bölgeden gelen devşirmelerden devlet idaresine birçok önemli ismin katıldığı bilinmektedir.
19.yy. ise bölge için sancılı süreçlerin başladığı bir dönemdir. Arnavutlar arasında gittikçe yükselen milliyetçi duygular, en sonunda Arnavutların da isyan etmesiyle sonuçlandı. İlginç olan ise Arnavutların çoğunlukta olduğu Kosova'nın, Balkan Savaşları sonucu Sırbistan'ın topraklarına katılmış olmasıdır. Sırbistan'ın ilk uygulamaya koyduğu politika ise bölgeye Sırp ailelerin yerleştirilmesi ve Arnavutların bölgeden sürülmeleri oldu. 1918 yılında kurulan Yugoslav Krallığı yönetimine giren Kosova'nın statüsü ise sadece bir bölge adı olmakla sınırlı kaldı.
1944 yılında krallığın yıkılması ve Yugoslavya Federal Cumhuriyeti'nin kurulması yine bir dönüm noktasını oluşturdu. Bölge, Kosova-Metohija adıyla Yugoslavya'ya bağlı bir otonom eyalet statüsüne geçti. 1953 yılında, Tito ile dönemin Türkiye Dışişleri Bakanı Fuat Köprülü arasında imzalanan anlaşma ise Yugoslavyalı Arnavutların kendilerini Türk ilan etmelerini ve Türkiye'ye göç etmelerini öngördü. 1974 yılında yapılan değişikliklerle, Kosova Sosyalist Otonom Bölgesi adını aldı. 1989 yılında Berlin Duvarı'nın yıkılması, hemen arkasından Sovyetler Birliği'nin dağılma sürecine girmesi, Yugoslavya'nın da dağılmasını beraberinde getirdi.
BAĞIMSIZLIK SÜRECİ
1989 yılına geldiğimizde Kosova'da yüzde 90 oranında Arnavut ve yüzde 8 civarında Sırp bulunuyordu. Aynı yıl Kosova Savaşı'nın yıldönümünde, savaşın yapıldığı meydanda 1 milyon kişiye hitap eden Slobodan Miloseviç, Kosova'nın Sırp olduğunu iddia etti. Bu tarihten sonra Kosovalı Arnavutlar ve Sırplar arasında şiddet olayları yaşanmaya başladı. 1990 yılında İbrahim Rugova önderliğinde, Kosova bağımsızlığını ilan etti. Dünyadan sadece Arnavutluk, Kosova'nın bağımsızlığını tanıdı. Bağımsızlık ilanına Sırbistan ilk başlarda tepki vermediler. Bunun sebebi ise Sırbistan'ın bütün dikkatini Bosna'daki savaşa yöneltmiş olmasıydı. Nitekim Dayton Anlaşması'nın imzalanması ile Kosova'da da çatışmalar başladı. Sırp birlikleri Kosova'daki Arnavut nüfusa karşı tedhiş hareketlerine girişti ve Bosna'dakine benzer katliamlar gerçekleştirmeye başladılar.
Katliamlar Kosova Kurtuluş Ordusu'nun (UÇK) kurulmasına neden oldu. UÇK Sırplara karşı mücadeleyi sürdürdü ve Kosova'nın bağımsızlığına giden yolda önemli kilometre taşlarından birini oluşturdu. Ancak, Sırbistan'ın ağır silahlarla giriştiği katliamların yoğunluğu ve sebep olduğu ölümler, uluslararası toplumun bölgeye ilgisini yöneltmesine neden oldu. 1998'in sonlarına doğru imzalanan ateşkes anlaşmasına Sırpların uymaması, 1999 yılındaki NATO müdahalesine zemin hazırladı. NATO'nun Sırp mevzilerini ve başkent Belgrad'ı bombalaması üzerine, Miloseviç, uluslararası bir askeri gücün Kosova'ya yerleştirilmesini ve Sırp askerlerinin geri çekilmesini kabul etti. 1995-1999 arasında süren çatışmalarla ilgili olarak 9 Sırp lider ve komutan Eski Yugoslavya İçin Savaş Suçları Mahkemesi tarafından yargılanmaktadır.
BM Güvenlik Konseyi 10 Haziran 1999 tarihinde aldığı kararla Kosova'da geçici bir yönetim kurdu ve NATO da KFOR adıyla bölgeye barış gücü gönderdi. Kosova'da parlamento kurulmuş, başkanlık ve başbakanlık makamları ihdas edildi. 2001 yılında ise ilk serbest genel seçimler gerçekleştirildi. 2004 yılında ise Sırplar ve Arnavutlar arasında, Kosova Savaşı'ndan bu yana ilk ciddi çatışmalar meydana geldi. Çatışmalar, özellikle Sırpların yoğun olarak yaşadığı kuzeydeki Mitroviça kentinde yoğunlaştı.
2006 yılında ise BM Güvenlik Konseyi kararının öngördüğü biçimde Kosova'nın nihai statüsünün belirlenmesi için uluslararası müzakerelere başlandı. BM'in özel elçisi Martti Ahtisaari gözetiminde yürütülen görüşmelerde her iki taraf da konunun özüne gelmeden teknik meseleleri tartışmakla yetindiler. Ahtisaari, görüşmelerle ilgili olarak hazırladığı resmi raporda Kosova'nın gözetim altında bağımsızlık kazanması gerektiğini vurguladı. Rapor, Güvenlik Konseyi'nde 4 kez değiştirilmesine rağmen Rusya'nın vetosuna takıldı. Daha sonra Avrupa Birliği, ABD ve Rusya'nın bir çözüme ulaşmak için de gösterdiği çabalar da bir sonuç vermedi. Bunun üzerine ABD, İngiltere ve Fransa, Kosova'nın tek yanlı bağımsızlığını tanıyacakları yönünde işaretler verdiler.
BAĞIMSIZLIK İLANI
Kosova Parlamentosu, bağımsızlığın ilan edilmesi için, Sırbistan seçimlerinin geçmesini bekledi. 17 Şubat 2008 tarihinde, Sırp milletvekillerinin katılmadığı oturumda bağımsızlık ilan edildi. Kosova'yı ilk tanıyan ülke Kosta Rika olurken, ABD hemen arkasından geldi. Türkiye'de Avrupa ülkeleri ile beraber Kosova'yı ilk tanıyan ülkeler arasında yerini aldı. Şu anda dünya üzerinde 55 ülke Kosova'yı tanımaktadır. Sırbistan ise kendisinden kopan toprak parçasının bağımsızlığını hiçbir zaman tanımayacağını ilan etti. Rusya ise Sırbistan'dan yana taraf oldu ve dönemin devlet başkanı Vladimir Putin'in ağzından Batılı ülkeleri ikiyüzlülükle suçlayarak, Kuzey Kıbrıs'ın 40 yıldır niçin tanınmadığını sordu. Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi, Kuzey Kıbrıs meselesinden dolayı, İspanya Bask Bölgesi'nden ve Katalonya'dan dolayı ve Azerbaycan da Dağlık Karabağ'a örnek olur endişesiyle bağımsızlığı tanımadılar.
BM Güvenlik Konseyi'nin daimi üyeleri olan ABD, Fransa ve İngiltere Kosova'yı tanırken, Rusya durumu illegal olarak tanımladı, Çin ise endişeleri bulunduğunu belirtmekle yetindi. Avrupa Birliği ise bağımsızlığın tanınması ile ilgili resmi bir tutum almadı. Ancak, Kosova'da istikrarın pekişmesi ve uluslararası sivil varlığın devamının sağlanması için Kosova'da, AB Hukukun Üstünlüğü Misyonu'nu görevlendirdi. Farklı tavırlar görülmekle beraber, AB, NATO ve OECD ülkelerinin tamamına yakını bağımsızlığı tanıdılar.
Sırbistan'a komşu devletlerden Bosna-Hersek ve Romanya hariç hepsi Kosova'yı tanıdılar. Bosna-Hersek'teki federal yapı yüzünden Kosova'nın bağımsızlığı tartışma konusu oldu. Zira ülkedeki federal yapıyı oluşturan Sırp Cumhuriyeti de Kosova'yı örnek göstererek bağımsızlık ilan etme tehdidinde bulundu. Bu yüzden Bosna-Hersek Devleti Kosova'yı tanımadı. Romanya'da da var olan etnik azınlıklar, bu ülkenin Kosova'yı tanımasına engel teşkil etmektedir.
Kosova'nın içerisinde ise tepkiler daha sert oldu. Özellikle kuzeydeki Sırbistan sınırına yakın bölgelerde yaşayan Sırplar, bağımsızlık kararını tanımaya yanaşmamaktadırlar. Bağımsızlığın hemen ilanının ardından küçük çapta şiddet olayları da yaşandı. Mitroviça kentinde yoğun olarak yaşayan Sırp nüfus, Kosova ve Metohija Toplumu Meclisi'ni kurdu. Kosovalı yetkililer olayı kınarken, BM Kosova Misyonu ise eylem yetkisi olmayan bir Meclis'in zararsız olduğunu açıkladı. Halen, Sırp azınlık, Kosova'yı tanımamakta ve bütün işlemlerini Belgrad yönetimiyle yapmaktadır. Kosova Pasaportunu kabul etmeyen Sırplar, araba plakalarında bile Sırbistan bayrağını taşımaya devam etmektedirler.
Son olarak, BM Genel Kurulu'nda alınan bir kararla, BM'e, Uluslararası Adalet Divanı'nın Kosova'nın bağımsızlığı ile ilgili bir karar alması için Sırpların yaptığı başvuru kabul edildi. Uluslararası Adalet Divanı'nda dosyanın görüşülmesine henüz başlanmasa da muhakeme süreci ile ilgili bir takvim belirlendi. Eğer Divan'dan, bağımsızlığın hukuka uygunluğu yönünde bir karar çıkarsa, birçok ülkenin daha Kosova'yı tanıması beklenmektedir. Uluslararası Adalet Divanı'nın alacağı karar ise bağlayıcı değildir.
YÖNETİM
Kosova Cumhuriyeti'nin Devlet Başkanı Fatmir Seydou, Başbakanı ise Haşim Taçi'dir. Kosova, 15 Haziran 2008'de yapılan referandum sonucu yeni anayasasını kabul etti. Kosova'nın yönetim şekli temsili parlamenter demokrasidir. Kosova 120 üyeli bir meclise sahiptir. 100 sandalye doğrudan seçimler yolu ile belirlenirken, 20 sandalye ise etnik azınlıklara aittir.
KOSOVA'DA TÜRKLER
Kosova'nın toplam nüfusu 2,5 milyona yaklaşmaktadır. Bu nüfusun yüzde 88'i Arnavut, yüzde 7'si ise Sırp'tır. Geri kalan nüfusu ise Türkler, Boşnaklar, Çingeneler ve diğer milletler oluşturmaktadır.
Kosova'da yaşayan Türklerin sayısı tam olarak bilinmemekle beraber 60 bin civarında oldukları tahmin edilmektedir. Türkiye'de ise 3 milyona yakın Kosovalının yaşadığı tahmin edilmektedir. Kosovalı Türkler, Kosova Demokratik Türk Partisi çatısı altında siyasi olarak örgütlenmişlerdir. Kosova Meclisi'nde 4 Türk milletvekili bulunmaktadır. Ayrıca hükümette de 1'er Türk bakan ve bakan yardımcısı görev almaktadır.
Kosova'da Arnavutça ve Sırpça resmi dildir. Bununla beraber Prizren, Priştine, Mamuşa, Mitroviça ve Gilan belediyelerinde Türkçe resmi dil olarak kabul edildi. Türkçe'nin resmi dil olarak kabul edilmesi için çalışmalar devam etmektedir. Zira bugün Kosova'da 250 bin kişinin Türkçe konuştuğu, BM tarafından da tespit edilen bir gerçektir.
KOSOVA - TÜRKİYE İLİŞKİLERİ
Kosova'yı ilk tanıyan ülkelerden biri de Türkiye oldu. Türkiye, tanıma belgelerini Kosova makamlarına ilk teslim eden ülkedir. Türkiye ayrıca, Kosova'nın yurtdışındaki 22 temsilciliğinden birine ev sahipliği yaparken, Kosova'da büyükelçilik düzeyinde diplomatik misyonu bulunan ülkelerden biridir. Kosova'ya Türkiye'den gerçekleştirilen en üst düzey ziyaret ise Dışişleri Bakanı Ali Babacan'ın, 13 – 14 Ocak 2009'da gerçekleştirdiği ziyarettir. Ali Babacan, Kosova'da Devlet Başkanı Fatmir Seydou ve Başbakan Haşim Taçi ile bir araya gelmiş, ayrıca Kosova Meclisi'ne hitap etti. Babacan, ayrıca mevkidaşı Kosova Dışişleri Bakanı ile iki ülke arasında vizenin kaldırılması anlaşmasına imza koydu. Babacan'ın ziyaretinde stratejik işbirliği belgesi de imzalandı. Türkiye, Kosova'ya vize uygulamayan 4 ülkeden biridir.
Türkiye ile Kosova arasındaki ticari ilişkiler ise çok geri durumda bulunmaktadır. 2007 sonunda Türkiye'nin Kosova'ya ihracatı 120 Milyon $ iken, ithalatı ise 3 Milyon $ düzeyinde bulunmaktadır. Bu rakam tüm Kosova dış ticaretinin 380 Milyon $ civarında olduğu düşünülürse ciddi bir orana tekabül etmektedir. 2008 rakamları kesinleşmemekle birlikte, Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre Türkiye'nin Kosova'ya olan ihracatı 166 Milyon $'a yükseldi. İki ülke arasındaki toplam ticaret hacmi de 180 Milyon $ civarındadır. Türkiye, Kosova'ya en çok ihracat yapan 3. ülkedir. İki ülke arasındaki ticaret hacminin geliştirilmeye muhtaç olduğu açıktır.
Dünya Bülteni/Haber Merkezi
Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın
v.1.4.6 © -
|