|
Raif VIRMİÇA’nın “KÜLTÜR, SANAT ve ŞAİRLİK GELENEĞİ” kitabı üzerine…
BENLİĞİMİZİ BELİRLEYECEK ÖNEMLİ BİR KAYNAK ESERİ
Son zamanlarda dur durak nedir bilmeyen Raif Vırmiça, tüm diğer faaliyetlerini göz ardı ederek, tamamıyla fikir ve yazı hayatına kendini verdiğinin en büyük kanıtını bugüne kadar yayınlamış olduğu 15 eseriyle ve yayımlanması beklenen daha 10 kadar eseriyle ispatlamaktadır. Diğer eserlerinde olduğu gibi varlığımızı belirleyecek gerçek bilgilerin bayrağını sallayarak okurun zevkine armağan ettiği bu yeni eseriyle de Vırmiça, eşsizliği ve benzersizliği ile “tüm korkuları” aşarak, kendine özgü bir dille tarih sayfasına hakkıyla varlığını yazdırıp odaklayan yazarlarımızın başında geldiğini bir daha kanıtlamıştır. Vırmiça, Osmanlı Devletinden boynu bükük kalan çoğu eserimizi ve diğer varlık ve edinimlerimizi yayınlamış olduğu eserleriyle ve diğer araştırma çalışmalarıyla Türk sevgisi kimliğiyle diriltmeye çalışmakla, millet malının yaşatmasında kurtarma ve koruma sebebiyle bir araştırmacı ve bilim adamı olarak kendini sadece bura halka değil, geniş çevreye de tanıtan önder bilim ve araştırmacı yazarlarımızdan biridir.
Bu yeni çalışmasının hemen girişinde Vırmiça: “sanat ve sanat eserlerinin insan hayatını yaşamaya değer kılan bir olgu olduğu bugün bütün toplumlarda bilinen bir gerçek olduğunu vurgularken, sanat ve eserlerinin korunmasını, yaşatılmasını sağlamak, onu dikkatle izlemek her halka düşen bir milli görev olarak da ortaya atmaktadır. Bu yönde asırlar boyunca olduğu gibi, günümüzde de Prizren halkının bura kültür, sanatın ve şairlik geleneğimizin yaşaması ve gelişilmesine mutlak gözüylele baktığını, her zaman maddi ve manevi yardımda bulunarak kültüre, sanata ve şiire büyük önem verdiğini dile getirerek, birlik ve beraberlik içinde kültürümüzü, sanatımızı, şiirimizi ve diğer edinimlerimizi yaşatarak kendisini de yaşatmaya çalıştığını vurgulamaktadır”.
Gerçekten de Osmanlı döneminde olduğu gibi günümüzde de Prizren halkı, her zaman sanat ve sanat eserlerinin insan hayatını yaşamaya değer kılan bir olgu olduğunu teşhir etmeye çalışmış, bu alanda sunmuş olduğu her yönlü katkılarından, sanat ve sanat eserlerinin korunmasının ve yaşatılmasının yanında, onları sağlamakta ve onu dikkatle izlemekte kendine bir görev olarak bildirmiştir. Çünkü geniş kamuoyunda bugün Kosova Türk kültürü, sanatı ve yazını söz konusu olunca akla Prizren gelmektedir. Aynıca sanatın, kültürün, yazının koruyucusu ve yaşatıcısından biri sayılan Prizren kenti, aynı zamanda Kosova Türk toplumunun da kültür, sanat, yazın ve sahne merkezi olarak geniş kamuoyunda kabul edilen bir gerçektir.
Prizren’de Kültür Sanat ve Şairlik Geleneği adlı eserinde Raif Vırmiça’nın kaleme aldığı bu üç konumun asırlar boyunca ve günümüzde de Prizren’de nasıl yayıldığı, yaşatıldığı ve geliştiği dile getirilirken, Osmanlıların gelişinden günümüze kadar hayatımızın kopmayan bir parçası olarak her üç konumla ilgili bilim ve araştırma çevrelerine kaynak niteliğinde önemli örnek ve bilgiler sergilemektedir. Çünkü bugüne kadar bu topraklarda yeterince işlenmemiş bir konumu oluşturan bu çalışmayla Vırmiça, yine bir ilke imza atarak, hem bilim çevreleri hem de geniş kamuoyunu yakından ilgilendiren bu üç konumla ilgi değerli bir kaynak eseri ortaya çıkarmıştır. Diğer çalışmalarına kıyasen, bu çalışma Vırmiça için özel bir araştırma ufkunu oluşturmakla bilim çevrelerinde, sanat doktrininde ve kütüphanelerimizde benzeri olmayan bir eser olarak yer almasında mutlak gözle bakılmaktadır.
Bu çalışmasında Vırmiça, Prizren şehrini ve bu şehirdeki medeniyetin bölünmez bütünlüğünü oluşturan kültür, sanat ve şairlik geleneğini ve oluşum süreçlerini konu etmekle bu muhtevada derneklerin ve diğer kuruluşların da kültüre, sanata ve yazına sunmuş oldukları katkılarını dile getirirken amacını belirlemiştir. Vırmiça’ya göre “Amaç yaşadığımız modern süreçte kentleşmenin ve medeniyetin dayandığı son sınır bütün anlam dizgesini yeniden tartışılır hale getirerek bu süreçte yerimizi belirlemektir. Çünkü kültür, durmak bilmez gelişmenin hâsılası olduğundan, böyle bir çalışmaya onu konum ederek ve genelde kabul edilir bir çerçeve içinde kalmak suretiyle, gereğinden fazla ayrıntıya girmeksizin bir anlayış geliştirmektir”
Vırmiça’nın, kültür, sanat ve şairlik geleneği üzerinde yapılan bu çalışmasında Osmanlıların bu topraklara gelişinden günümüze kadar şair, sanatçı, kültür adamı, dernek ve diğer kuruluş ve kurumların katkıları dile getirilerek, bu katkılarla yapılan sayısız etkinlikler sayesinde önceleri olduğu gibi günümüzde de büyük bir uygarlığın sanat dehası da teşhir edilmeye çalışılmıştır. Sadece bu değil, bu çalışmasında Vırmiça, yüzyıllara uzanan bu medeniyetimiz sayesinde Prizren’de kurulan çok sayıda derneklerimizin yanında yetişen yüzlerce sanatçının, kültür adamının, şairin, yazarın ve diğer kültür kuruluşların da kendine ait katkılarını dile getirerek, bu etkinlikler sayesinde kültür, sanat, yazın ve diğer edinimlerimizi bunca yıl yaşatarak ayakta dimdik tutarak bu aşamaya getirdiklerini kanıtlarla dile getirmeye çalışmaktadır. Tabii ki Vırmiça, yüzyıllara uzanan bu hizmet koşusunda kimilerin katkılarının daha az, kimlerin de daha çok olduğu yapılan hizmetlerden ve etkinliklerden malum olduğunu da bildirmektedir. Vırmiça, Osmanlı döneminde olduğu gibi günümüzde de bu sahada 40-45 yıldan fazla hizmet veren bu muhtevada büyük katkı sunan bazı mümtaz sanatçılarımıza, şairimize, dernek ve kimi kuruluşlarımıza kısa da olsa yer verip, bazılarını unutulmuşluktan, bazılarını da hala emek verdiklerinden, genç olanları da elde etmiş oldukları büyük başarılarından dolayı teşhir etmekten kaçınmamıştır.
Vırmiça, iyi bir yazılış tarzıyla ve iyi bir dille bu etkiliklerin değerlendirmesini yaparken mesajını da belirlemektedir: “ toplumumuzu, derneklerimizi ve bu derneklerle birilikte büyüyen değerli şairlerimiz, sanatçılarımız ve kültür adamlarımız sayesinde bugün çoğu varlıklarımızın ve edinimlerimizin gün yüzüne çıkarılması yanında, çok uluslu bu toplum içinde yerimizi belirleyip, küçük bir toplum olmamıza rağmen kültür ve sanat alanında oynadığımız rolün büyük olduğunu da gün yüzüne çıkarıp ispatlamaya çalışmaktadır. Çünkü bu eserimizin ve diğer eserlerimizin yayınlanmasıyla bir anlamda Kosova'da yaşayan toplumumuzun övünecek bir benlik kaynağı, gurur duyduğu bir uygarlığın ve bugünkü toplumun ehemmiyetli fertleri olduğu ortaya çıkacaktır”.
Eserin tanıtım toplantısında kendine ait bir özeleştiride de bulunan Vırmiça ”ben, bir vatandaş ve araştırmacı gazeteci yazar olarak üzerime düşen bu vazifeyi bütün sıkıntılara ve menfi şartlara rağmen kendime güvenerek başarılı bir şekilde yaptığına inanıyorum diyor. İyi ya da kötü bir iş yaptığını da en iyi bir biçimde zamanın göstereceğini de vurgulayan Vırmiça, bu eserin sadece Prizren kültürü, sanatı ve yazını için değil, bu sahada Kosova için de çok değerli ve önemli bir gösterge olacağına inanmaktadır”.
Uzun yıllardan sonra ilk defa kültür, sanat, yazın, tiyatro ve şairlilik geleneğimizle ilgili böyle kapsamlı bir araştırma çalışmanın, Raif Vırmiça gibi ulusal ve uluslar arası sahnede ad yapmış bir araştırmacı gazeteci yazar kalemiyle ele alınıp, geniş kamuoyuna sunulmasından ve bir hayrat eseri olarak yayınlanmasından gurur ve mutluluk duyduğumu beyan ederken, onu sadece kutlamak değil, halk olarak onu bugüne kadar yayınlamış olduğu eserlerinden ve diğer çalışmalarından dolayı ödüllendirmek gerekir.
Büyük sıkıntılara ve maddi yoksulluklara rağmen, Vırmiça’nın, bu koşullar içinde böyle ciddi ve kapsamlı araştırma eserleriyle gelecek nesillerde, Kosova’da Osmanlı-Türk medeniyetinin silinmesine hiç bir zaman izin vermeyen kişiler arasına girmekle, kendine has bir özelliği ve apayrı bir yeri olacağına inanmaktayız.
Kültür, sanat ve şairlik geleneğimizi bir bütün olarak bu eserde yayınlayıp ölümsüzlüğe kavuşturduğu için Raif Vırmiça’yı bir daha kutluyorum, kitabın yayınlanmasında emeği geçen herkese, özellikle de ilgilerinden ve maddi katkılarından dolayı Kosova Türk Tabur Görev Kuvvet Komutanlığına da yazar ve bütün halkımız adına teşekkür ediyorum, bu tür yapıtların devamını temenni ediyorum.
Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın
v.1.4.6 © -
|